KUR'AN-I MEHCUR

August 19, 2017

 BİZ KUR’AN-I TERK ETTİK!

 

Kur’an-ı Kerim, Hz Peygamberin kıyamet günü Allah’a şöyle şikâyette bulunacağını söyler:

 

“Ey Rabbim! Benim halkım bu KUR’AN-I KERİM’İ terketti.”(Furkan; 30)

 

Ayette geçen “Kur’an-ı mehcur” tabiri terk edilmiş, bir kenara atılmış, bırakılmış, uzaklaşılmış Kur’an-ı Kerim demek… Hz.Peygamber Rabb’ine hangi halkı şikâyet edecek dersiniz? Kim bu KUR’AN-I KERİM’İ bir kenara atan halk?

 

Elinize aldığınız herhangi bir mushafın üzerinde “Kur’an-ı azim” veya “Kur’an-ı Kerim” yazar. Büyük, şanlı, asil Kur’an-ı Kerim; içinde insanlığın şerefi ve itibarı olan, kemikleşmiş değer ve ilkeleri bulunan, onları ısrarla vurgulayan, insanlığa sürekli bunları hatırlatan (zikr), temel değerlerinin (hablun min’ennâs) savunucusu, vicdanının sesi (basâiru li’nnâs) olan Kur’an-ı Kerim demek…

 

Ne asil bir isim… Demek artık şöyle okuyacağız: Kur’an-ı mehcur.

 

Geçip giden varsa İslam’ın şu çiğnenmiş diyarından”, viran olmuş yurtların, metruk binaların, ot basmış evlerin örümcek bağlamış duvarlarında asılı duran, artık bir manası kalmamış, bunun için de dönüp bakmaya gerek olmayan, terkedilmiş, bir kenara atılmış, kendi haline bırakılmış Kur’an-ı Kerim demek…

 

“Kur’an-ı Kerim Mekke’de nazil oldu, Mısır’da okundu, İstanbul’da yazıldı” diye meşhur bir söz var… KUR’AN-I KERİM’İN tarihteki serancamını adeta özetliyor: Nazil oldu… Okundu… Yazıldı… Peki, nerede anlaşıldı? Nerede yaşandı? O niye yok? Ne kadar manidar değil mi?