Hz. Havva’dan Günümüze Kadın – 2. Cilt Kitap İnceleme

Kitabı İncele

Hz. Havva’dan Günümüze Kadın 2. Cilt • Kadını Din Adına Eksilten Yorumlardan Kur’an’ın Emanet ve Adalet Ufuklarına Doğru Derin Bir Yüzleşme

Hz. Havva’dan Günümüze Kadın – 2. Cilt, kadın meselesini yalnız sosyal, geleneksel veya modern tartışmalar üzerinden değil; doğrudan Kur’an merkezli bir hukuk, ahlâk, aile ve insanlık sorusu olarak ele alan hacimli bir araştırma-inceleme eseridir. Bu cilt, boşanma, nikâh, talak, iftidâ, çok eşlilik, zina, tövbe, kürtaj, hayız, miras, şahitlik, kadınları dövme meselesi ve örtünme gibi en hassas başlıkları, kadının haysiyeti ve insanlık değeri ekseninde yeniden düşünmeye çağırır.

353Sayfalık araştırma-inceleme hacmi
2016İlk basım yılı
7. BaskıEkim 2019 baskı bilgisi
Google & SpotifyÖnizleme ve sesli müzakere kapısı

Kadını Din Adına Eksilten Yorumlara Karşı Bir Adalet Arayışı

Bazı kitaplar, okura yalnız bilgi vermek için yazılmaz; insanın zihninde çoktan yerleşmiş, fakat çoğu zaman sorgulamaya cesaret edemediği kabulleri yeniden düşünmeye çağırmak için kaleme alınır. Hz. Havva’dan Günümüze Kadın – 2. Cilt, tam da böyle bir eser olarak, kadın meselesini ne modern zamanların sloganlarına teslim eden ne de geleneksel dünyanın hazır hükümleriyle kapatan bir çalışma niteliği taşır.

Bu kitap, kadını yalnız aile içindeki rolüyle, annelikle, eşlikle, örtün­meyle, mahremiyetle veya duygusal hassasiyetle sınırlayan dar bakışlara karşı, onu iradesi, hakkı, hukuku, şahsiyeti, emaneti, sorum­luluğu, aklı ve insanlık onuruyla birlikte ele alan uzun soluklu bir düşünce yolculuğudur.

Muhammed Rıdvan Sadıkoğlu bu ciltte, kadını savunmak adına dini karşısına alan bir dil kurmaz; tam tersine, kadının haysiyetini ve hukukunu savunmak için Kur’an’ın adalet, emanet, akıl ve merhamet ufkuna dönmeyi teklif eder. Bu yüzden kitap, dar anlamda bir kadın hakları kitabı olmaktan daha fazlasıdır. O, dinî metinle geleneksel yorum arasındaki mesafeyi, Kur’an’ın koyduğu ilkelerle tarih içinde din adına üretilmiş bazı kabuller arasındaki farkı ve kadın konusunda Müslüman toplumların kendi iç muhasebesini ele alan ciddi bir araştırma-inceleme metnidir.

Kadını Allah’ın emaneti olarak gören bir inanç, onu erkeğin korkusuna, toplumun alışkanlığına ve geleneğin sorgusuz hükmüne teslim edemez; çünkü emanet, korunmak kadar hakkı teslim edilmeyi de ister.

Satın Almadan Önce Eseri Tanımak İçin Üç Güçlü Kapı

Bu sayfa, okurun eseri yalnız başlık, kapak veya kısa ürün açıklaması üzerinden değil; kitabın ana meselesini anlayarak, Google Play üzerinden metnin diline temas ederek ve Spotify’daki sesli müzakereyle eserin düşünce iklimine hazırlanarak değerlendirmesi için kurulmuştur.

Eseri Satın Al

Kitabın ürün sayfası üzerinden Hz. Havva’dan Günümüze Kadın – 2. Cilt eserine ulaşabilir; kadın, aile hukuku, gelenek, Kur’an, adalet ve emanet üzerine açılan bu derin muhasebe yolculuğuna doğrudan katılabilirsiniz.

Eseri Satın Al

Google Play Önizleme

Google Play önizleme bağlantısı, okurun satın almadan önce kitabın diline, kavram yoğunluğuna, Kur’an merkezli tartışma biçimine ve hukukî çözümleme üslubuna doğrudan temas etmesini sağlayan güvenli bir ilk okuma kapısıdır.

Google Play’de Önizle

Spotify Sesli Müzakere

Spotify sesli müzakere, kitabın yerine geçmek için değil; okuru eserin ana meselesine, kavramsal omurgasına ve kadın, aile, hukuk, gelenek, emanet ve adalet ekseninde açtığı büyük yüzleşmeye hazırlamak için özel bir değerlendirme kapısıdır.

Spotify’da Dinle
Sesli Müzakere

Eserin Kalbine Açılan Sesli Bir Değerlendirme

Spotify’daki sesli müzakere, bu kitabın ana meselesini tüketmek için değil, onu daha derinden düşünmek için bir hazırlık kapısıdır. Kadın hakkında din adına üretilmiş kabuller, boşanma ve nikâh hukukunun adaletle yeniden düşünülmesi, çok eşlilik tartışmasının bağlamı, miras, şahitlik, örtünme ve kadını dövme meselesi gibi hassas başlıklar, bu sesli değerlendirmede eserin ruhuna yaklaşmayı kolaylaştırır. Mobil görünümde Spotify önizleme kutuları zaman zaman taşma ve görüntü bozulması oluşturabildiği için burada sade, güvenli ve doğrudan dinleme butonu tercih edilmiştir.

Bu Kitap Ne Anlatıyor?

Hz. Havva’dan Günümüze Kadın – 2. Cilt, kadının İslam içindeki yerini yüzeysel bir övgüyle anlatan, onu “yüce”, “kutsal”, “narin” veya “korunması gereken” bir varlık olarak idealize edip sonra da onun iradesini görünmez kılan metinlerden ayrılır. Bu kitap, kadına dair meseleleri doğrudan hukukî, ahlâkî, ailevî, toplumsal ve manevî boyutlarıyla ele alır.

Eserin temel iddiası, kadının Kur’an’da insanlık onuru, şahsiyet, irade ve hak bakımından güvence altına alınmış olduğu; fakat tarihsel süreç içinde gelenek, mezhep yorumları, ataerkil alışkanlıklar, kültürel kabuller ve yabancı hukuk anlayışlarının etkisiyle bu geniş ufkun çoğu zaman daraltıldığıdır.

Kitap, kadını modern dünyanın tükettiği bir imaj nesnesi olarak da görmez; geleneksel dünyanın susturduğu bir ev içi varlık olarak da bırakmaz. Onu, insan olma haysiyetiyle, hak sahibi oluşuyla, evlilikte taraf oluşuyla, malî haklarıyla, boşanma imkânıyla, ibadet hayatıyla, miras payıyla, tanıklığıyla, mahremiyetiyle, beden dokunulmazlığıyla ve Allah’a karşı taşıdığı kulluk değeriyle birlikte düşünür.

Kitap boyunca görülen ana damar şudur: Kadın meselesi, yalnız kadınların meselesi değildir; kadın hakkında ne söylediğimiz, aslında insan hakkında ne düşündüğümüzü gösterir. Bir toplum kadını yalnız denetlenecek, yönlendirilecek, susturulacak, korunacak veya erkeğin kararına bağlanacak bir varlık olarak gördüğünde, sadece kadına haksızlık etmiş olmaz; aynı zamanda adalet fikrini, aile hukukunu, emanet bilincini ve dinin insanı onaran özünü de yaralamış olur.

Kitabın Ana Sorusu

Kadını Allah’ın emaneti olarak gören bir din, tarih içinde nasıl oldu da bazı yorumların elinde kadını erkeğin iradesine, toplumun korkularına ve geleneğin sorgusuz hükümlerine mahkûm eden bir dile dönüştürüldü?

Bu soru, kitabın bütün bölümlerinde farklı kapılardan okurun karşısına çıkar. Boşanma bölümünde bu soru, kadının evlilik bağından çıkma hakkı olup olmadığı üzerinden kendini gösterir. Nikâh bölümünde, kadının kendi hayatı hakkında söz sahibi olup olmadığına dönüşür. Çok eşlilik bölümünde, erkeğe verilen bir serbestlik iddiasının aslında adalet şartı, zaruret ve toplumsal sorum­lulukla nasıl daraltılması gerektiği tartışılır.

Miras ve şahitlik başlıklarında, kadının değeri ile hukukî bağlam arasındaki fark açılır. Kadınları dövme meselesinde, bir kelimenin yanlış veya eksik yorumlanmasının nasıl büyük bir zulüm diline dönüşebileceği sorgulanır. Örtünme bölümünde ise dış biçimin, takva, ahlak, bakış, niyet ve insanlık terbiyesinin yerine geçirilip geçirilemeyeceği gündeme gelir.

Bu ana soru, okura hazır bir öfke vermek için değil, daha derin bir muhasebe alanı açmak için kurulur. Çünkü kitap, kadın konusunda aceleci tarafgirlikler üretmek yerine, insanı daha dikkatli düşünmeye çağırır. Din adına söylenen her sözün gerçekten Allah’ın adaletine, Kur’an’ın ruhuna, insanın haysiyetine ve emanet bilincine uygun olup olmadığını sormak, bu eserin okurdan istediği temel dikkattir.

Kitabın Açtığı İç Yolculuk

Bu kitap, okuru ilk sayfalardan itibaren bir yüzleşmeye davet eder. Bu yüzleşme yalnız “kadına ne hak verilmiştir?” sorusuyla sınırlı değildir; daha derin bir yerde, “biz hangi yorumları din zannettik, hangi kültürel alışkanlıkları ilahî hüküm gibi taşıdık, hangi erkeklik korkularını aile hukuku diye savunduk, hangi toplumsal ezberleri Allah’ın muradı gibi sunduk?” sorularını da beraberinde getirir.

Eserin iç yolculuğu, aile hukukunun en hassas kapılarından biri olan boşanma bahsiyle açılır. Boşanma burada yalnız evliliğin bitmesi değil, insan haysiyetinin evlilik içinde nasıl korunacağı, ayrılığın bile nasıl adaletle yürütüleceği ve kadınla erkeğin hak dengesinin nasıl kurulacağı meselesidir.

Kitap, talak, iddet, şahitlik, evden çıkarılmama, eşine dönme kararı, üç talak tartışması, iftidâ ve mehir gibi başlıkları işlerken okura şunu hissettirir: Bir dinin aile hukukundaki büyüklüğü, yalnız evliliği kutsamasıyla değil, evlilik yürüyemediğinde ayrılığı bile zulme çevirmemesiyle anlaşılır.

Nikâhın denetlenmesi ve çok eşlilik bölümleri, okuru evlilik kurumunun yalnız iki kişi arasında yapılan bir akit olmadığını, aynı zamanda toplumun adalet duygusunu, kadının rızasını, velayet anlayışını ve erkeğin sorum­luluk sınırlarını ilgilendiren bir alan olduğunu düşünmeye götürür.

Zina, tövbe, kürtaj ve kadınlara özel hükümler bölümleri, kitabın hukukî tartışma alanını insanın bedeni, mahremiyeti, günah, arınma, pişmanlık ve kulluk ilişkisiyle derinleştirir. Burada kadın bedeni yalnız hüküm konusu yapılmaz; insanın mahremiyeti, toplumun ahlâk dili, günaha yaklaşım biçimi ve tövbenin onarıcı imkânı da birlikte düşünülür.

Miras, şahitlik, kadınları dövme meselesi ve örtünme bölümleri ise kitabın en sarsıcı eşiklerinden biridir. Çünkü bu başlıklar, tarih boyunca kadın hakkında en çok tartışılan, en çok yanlış anlaşılan ve çoğu zaman en ağır hükümlerle konuşulan alanlardır. Eser, okuru bu alanlarda hazır kabulleri tekrar etmeye değil, kelimenin, bağlamın, maksadın, adaletin ve Kur’an bütünlüğünün birlikte düşünülmesi gerektiği daha ciddi bir zemine çağırır.

Kavramsal Omurga

Emanet

Kadın, erkeğin malı, ailenin sessiz unsuru, toplumun namus yükünü tek başına taşıyan bedeni veya geleneğin denetim alanı değildir. Kadın, Allah’ın emaneti olarak görülmesi gereken bir insandır. Bu emanet, kadını yalnız korumakla değil, onun hakkını teslim etmekle, sözünü duymakla, iradesini tanımakla ve haysiyetini incitmemekle ilgilidir.

Adalet

Kitap, kadın-erkek ilişkisini kaba bir aynılık veya rekabet meselesine indirgemez; fakat adaletin olmadığı yerde dinî dilin de aile hukukunun da insanlık iddiasının da yaralı kalacağını vurgular. Adalet burada yalnız mahkeme hükmü değildir; evlilikte, boşanmada, mirasta, şahitlikte, mahremiyette, dilde, bakışta ve yorumda insanın hakkını yerli yerine koyma sorum­luluğudur.

İrade

Kadının evlilikte taraf olması, boşanma hakkı, iftidâ meselesi, nikâhın denetlenmesi ve veli tartışmaları, eserin irade kavramını ne kadar önemsediğini gösterir. Bir kadının kendi hayatı hakkında söz sahibi olup olmadığı sorusu, bu kitapta yalnız hukukî değil, aynı zamanda ahlâkî bir sorudur.

Kur’an Merkezli Muhasebe

Eser, geleneksel yorumları bütünüyle yok sayan bir kopuş dili kurmaz; fakat hiçbir geleneğin Kur’an’ın üzerinde görülemeyeceğini de açıkça hissettirir. Bu yüzden kitap, okuru mezhep, örf, kültür, alışkanlık ve tarihsel kabulleri Kur’an’ın adalet ufkuna yeniden arz etmeye çağırır.

Haysiyet

Kadın meselesinin özü, yalnız hangi hükmün nasıl uygulanacağı değil, o hükmün insan haysiyetini koruyup korumadığıdır. Kadının mehir hakkı, miras hakkı, tanıklığı, bedeni, evliliği, ayrılığı ve örtünmesi haysiyet kavramından koparıldığında, dinî dil kuru bir denetime dönüşür.

Takva

Takva, örtünme bölümünde biçimin önüne geçen ana değer olarak belirir. Kitap, örtünmeyi bütünüyle değer­sizleştirmeden, onu dinin bütün anlamının yerine geçirilmesine itiraz eder; insanın bakışını, dilini, niyetini ve hüküm verme cesaretini terbiye eden iç elbiseyi hatırlatır.

Kitabın Bölüm Yapısı ve Ana Durakları

Kitap, önce boşanma meselesiyle başlar. Bu tercih, eserin ruhunu anlamak açısından önemlidir; çünkü boşanma, kadının en çok mağdur edilebildiği, din adına en sert hükümlerin üretilebildiği ve aile içindeki güç dengesinin en çıplak biçimde ortaya çıktığı alanlardan biridir. Talak, iddet, şahitlik, evden çıkarılmama, üç talak, iftidâ, tefviz-i talak, mehir ve hak-sorum­luluk dengesi gibi başlıklar, bu bölümün yalnız teknik bir fıkıh tartışması değil, kadının evlilikteki hukukî şahsiyetini ortaya koyan bir zemin olduğunu gösterir.

İkinci büyük durak nikâhın denetlenmesidir. Burada mesele, yalnız nikâhın nasıl kıyılacağı değil, kadının rızasının, velinin konumunun, toplumun denetim sorum­luluğunun ve evliliğin maruf ölçüler içinde kurulmasının ne anlama geldiğidir. Kitap, velayet konusunu kadının iradesini yok eden bir tahakküm alanı olarak değil, nikâhın sağlıklı ve adaletli kurulmasını denetleyen bir sorum­luluk alanı olarak okumaya çalışır.

Üçüncü durak çok eşlilik tartışmasıdır. Bu bölümde ayetin iniş sebebi, yetim kızların korunması, adalet şartı, zaruret gerekçeleri ve Hz. Peygamber’in evliliklerinin bağlamı birlikte ele alınır. Böylece çok eşlilik, erkeğin arzularına geniş bir alan açan sıradan bir izin gibi değil, ağır şartlara, adalet sorum­luluğuna ve tarihsel bağlama bağlı sınırlı bir mesele olarak değerlendirilir.

Sonraki bölümlerde zina, tövbe, doğum kontrolü, kürtaj ve kadınlara özel hükümler gelir. Bu başlıklar, kitabın kadına yalnız aile hukuku açısından değil, beden, mahremiyet, günah, arınma ve ibadet hayatı açısından da baktığını gösterir. Özellikle tövbe bölümü, eserin yalnız tartışan değil, onaran bir tarafının da bulunduğunu hissettirir.

Kitabın ilerleyen ana durakları miras, kadınları dövme meselesi, şahitlik ve örtünmedir. Bu başlıklar, okurun en çok duyduğu fakat çoğu zaman en az derinlikli biçimde tartıştığı konuları yeniden düşünmeye açar. Eserin sonunda okur, kadın meselesinin tek bir başlığa indir­genemeyeceğini; bu meselenin aileden hukuka, dilden bedene, gelenekten Kur’an’a, erkeklik algısından takva bilincine kadar geniş bir alanı ilgilendirdiğini görür.

Kitabın Güçlü Tarafları

Bu kitabın en güçlü tarafı, zor soruların etrafından dolaşmamasıdır. Kadın meselesi söz konusu olduğunda çoğu metin ya savunmacı bir övgü dili kurar ya da tartışmalı başlıkları yüzeysel geçer. Bu eser ise boşanma, çok eşlilik, recm, cariyelik, kürtaj, miras, şahitlik, kadını dövme iddiası ve örtünme gibi başlıklara doğrudan girer. Bu doğrudanlık, kitabı hem cesur hem de dikkat gerektiren bir metin hâline getirir.

İkinci güçlü taraf, kitabın kadın meselesini ideolojik bir kamplaşma alanına hapsetmemesidir. Eser, modern dünyanın kadını tüketen imaj diline de mesafelidir, geleneksel dünyanın kadını susturan yorumlarına da. Bu yönüyle okuru hazır taraflardan birine çağırmak yerine, daha zahmetli ama daha sahici bir yere, Kur’an merkezli adalet arayışına davet eder.

Üçüncü güçlü taraf, metnin kavramlarla düşünmesidir. Emanet, adalet, irade, maruf, haysiyet, takva, aile, hukuk ve sorum­luluk gibi kavramlar, kitap boyunca yalnız kelime olarak kalmaz; her biri kadının hayatında karşılığı olan somut meselelerle birlikte açılır.

Dördüncü güçlü taraf, eserin Muhammed Rıdvan Sadıkoğlu külliyatındaki “İnsan İnsana Emanettir” damarını kadın meselesi üzerinden genişletmesidir. Bu kitap, yazarın merhamet, vicdan ve emanet merkezli düşünce dünyasının hukukî ve toplumsal bir alandaki karşılığı olarak okunabilir.

Kimler Bu Kitabı Okumalı?

Bu kitap, kadın meselesini yalnız sloganlarla, sosyal medya tartışmalarıyla veya hazır dinî kabullerle anlamak istemeyen okurlar için güçlü bir metindir. Özellikle dinî hassasiyeti olan fakat kadın konusunda kendisine anlatılan bazı hükümleri vicdanında ve aklında tam olarak oturtamayan okurlar, bu eserde ciddi bir düşünme zemini bulabilir.

Kadın okurlar için bu eser, din adına kendilerine yüklenen bazı suskunlukları, eksiltilmiş rolleri ve haksız kabulleri yeniden düşünme imkânı sunar. Fakat bunu öfkeyi büyüterek değil, Kur’an’ın adalet ve emanet ufkuna dönerek yapar.

Erkek okurlar için kitap, kadın hakkında konuşmanın bir güç alanı değil, ağır bir sorum­luluk alanı olduğunu hatırlatır. Eş, baba, kardeş, evlat veya toplumun bir ferdi olarak erkek, bu kitapta yalnız kadına dair hükümleri değil, kendi adalet duygusunu da görür.

Eğitimciler, ilahiyatla ilgilenenler, aile hukuku üzerine düşünenler, kadın hakları konusunda daha derin bir zemin arayanlar, geleneksel din dilinden yorulmuş fakat inançla bağını koparmadan düşünmek isteyen okurlar ve Muhammed Rıdvan Sadıkoğlu külliyatını emanet, insan, vicdan ve adalet ekseninde takip edenler için bu kitap özel bir yere sahiptir.

Satın Almadan Önce Bilmeniz Gerekenler

Bu kitap hızlı tüketilecek, birkaç başlık okunup kenara bırakılacak hafif bir metin değildir. Eser, hem konu bakımından yoğun hem de tartıştığı meseleler bakımından ciddidir. Okurun sabırla, dikkatle ve yer yer durup düşünerek okumasını ister. Çünkü burada ele alınan başlıklar, yalnız bilgi edinmek için değil, bazı yerleşik kabulleri yeniden tartmak için yazılmıştır.

Bu kitapta okur, her bölümde kendisini rahatlatan basit cevaplar bulmayabilir. Bazı yerlerde alıştığı din dilinin sorgulandığını, bazı yerlerde modern kabullerin de yeterli görülmediğini, bazı yerlerde ise hem geleneğin hem bugünün yeniden muhasebeye çağrıldığını hissedebilir. Bu, eserin zayıflığı değil, onun asıl çalışma biçimidir.

Satın almadan önce okurun bilmesi gereken en önemli şey şudur: Bu eser bir vaaz kitabı gibi okunmamalıdır; aynı zamanda yalnız akademik bir fıkıh metni gibi de görülmemelidir. O, araştırma-inceleme karakteri taşıyan, fakat merkezinde insan, vicdan, emanet ve adalet bulunan uzun soluklu bir düşünce kitabıdır.

Google Play Önizleme Kapısı

Google Play önizleme bağlantısı, bu kitap için yalnız teknik bir bağlantı değil, okurun eserin diline ve yoğunluğuna temas edeceği güvenli bir ilk kapı olarak düşünülmelidir. Çünkü Hz. Havva’dan Günümüze Kadın – 2. Cilt, başlıklarından dolayı merak uyandıran fakat aynı zamanda okurun “bu metin bana nasıl sesleniyor, dili ağır mı, tartışma biçimi nasıl, konuya hangi ölçüyle yaklaşıyor?” diye görmek isteyeceği bir eserdir.

Bu nedenle Google Play önizleme, kitabı satın almadan önce eserin ritmini, kavram dünyasını, tartışma biçimini ve ana düşünce atmosferini görme imkânı sağlar. Okur, önizleme üzerinden metnin yalnız kadın meselesini anlatmadığını; aynı zamanda din, gelenek, hukuk, aile ve adalet üzerine derin bir muhasebe yürüttüğünü daha ilk temasında hissedebilir.

Spotify Sesli Müzakere Kapısı

Spotify sesli müzakere bağlantısı yer aldığında, bu bağlantı kitabın yerine geçen bir içerik olarak değil, eserin kalbine açılan sesli bir değerlendirme kapısı olarak görülmelidir. Çünkü bu kitabın konuları yalnız okunacak değil, üzerinde konuşulacak, tartışılacak ve insanın kendi hayatına bağlayarak düşüneceği konulardır.

Sesli müzakere, okuru kitabın ana kavramlarına hazırlar; kadın, emanet, adalet, gelenek, Kur’an, aile hukuku ve insan haysiyeti gibi başlıkların nasıl bir düşünce iklimi içinde ele alındığını duyurarak metne geçişi kolaylaştırır. Kitabı okumadan önce dinlendiğinde okura bir yol haritası sunabilir; okuduktan sonra dinlendiğinde ise metnin içinde açılan soruları daha geniş bir muhasebeye taşıyabilir.

Son Davet

Hz. Havva’dan Günümüze Kadın – 2. Cilt, okurundan acele bir onay, kolay bir tarafgirlik veya hızlı bir hüküm istemez. Bu kitap, okurunu daha ağır bir şeye çağırır: Din adına söylenen her sözü, insanın haysiyeti, kadının emaneti, Kur’an’ın adaleti ve vicdanın sessiz tanıklığı önünde yeniden düşünmeye.

Bu eseri okumak, yalnız kadın hakkında bilgi edinmek değildir; kadına dair konuşurken kullandığımız dili, aile içinde adalet diye taşıdığımız ölçüyü, gelenek adına savunduğumuz kabulleri ve Allah’ın emaneti karşısında ne kadar dikkatli olduğumuzu yeniden yoklamaktır. Çünkü bir toplumun kadınla kurduğu ilişki, yalnız kadınların hayatını değil, o toplumun merhamet seviyesini, adalet bilincini ve din anlayışının insanı ne kadar onardığını da gösterir.

Bu kitap, okurunu kadını savunmakla yetinmeyen, kadını anlamaya, kadının hakkını teslim etmeye, din adına kadını eksilten her yorumu yeniden sorgulamaya ve insanı insana emanet bilen daha derin bir vicdan zeminine çağıran uzun bir yolculuğa davet eder.

Yükleniyor...