2.000 TL ve üzeri alışverişlerinizde Kargo Ücretsiz! 2.000 TL ve üzeri alışverişlerinizde Kargo Ücretsiz! 2.000 TL ve üzeri alışverişlerinizde Kargo Ücretsiz! 2.000 TL ve üzeri alışverişlerinizde Kargo Ücretsiz!

Okur nerden başlamalı?

Bir yazarın dünyasına adım atmak, çoğu zaman yalnızca ilk kitabı seçmekten ibaret değildir; çünkü bazı kalemler, okurunu tek bir hikâyenin içine çağırmakla yetinmez, onu insanın kendisiyle, çağın ağır yaralarıyla, vicdanın unutulmuş sesiyle, merhametin eksilen diliyle, adaletin sarsılan terazisiyle ve hayatın kalabalık gürültüsü içinde giderek silikleşen o büyük anlam arayışıyla karşı karşıya getirir. Muhammed Rıdvan Sadıkoğlu külliyatı da tam olarak böyle bir yerde durur; burada roman, yalnızca olay örgüsünün peşinden gidilen bir edebî tür olarak kalmaz, düşünce kitapları yalnızca fikir beyan eden metinlere dönüşmez, makaleler güncel meselelerin yüzeyinde dolaşmaz ve kitap setleri de rafı tamamlayan toplu ürünlerden ibaret görünmez, aksine bütün bu alanlar birbirini besleyen, birbirinin eksik bıraktığı yeri tamamlayan ve okuru yavaş yavaş daha derin bir iç muhasebeye taşıyan geniş bir vicdan haritası meydana getirir.

Bu yüzden bu sitede ilk kez bulunan bir okurun kendisine sorması gereken ilk soru, “Hangi kitap daha önce okunmalı?” sorusundan önce, “Ben bu yolculuğa hangi ihtiyacımla giriyorum?” sorusu olmalıdır; çünkü kimi okur bir romanın içinde kendi yarasına benzeyen bir hayat kırıntısı arar, kimi okur çağın ahlaki savrulmalarını daha geniş bir düşünce zeminiyle anlamaya çalışır, kimi okur insanın insana karşı taşıdığı sorumluluğu yeniden hatırlamak ister, kimi okur tarihî bir kırılmanın bugüne uzanan ahlaki gölgesini takip etmek ister, kimi okur ise uzun bir külliyatın tamamına yayılan fikrî damarı bir bütün olarak görmek için kitap setlerinden başlamayı daha doğru bulur.

Bu yolculuğun en sahici başlangıç noktası, okurun kendisini hangi kapıdan daha kolay içeri alabileceğini fark etmesidir; çünkü bu külliyatta kapılar birbirinden kopuk değildir, ancak her kapının okura yüklediği ilk temas duygusu farklıdır. Romanlardan başlayan okur, insan hikâyeleri üzerinden vicdana yaklaşır; düşünce kitaplarından başlayan okur, kavramlar üzerinden kendi iç terazisini yoklar; makalelerden başlayan okur, çağın güncel kırılmalarına yazarın diliyle dokunur; setlerden başlayan okur ise parçaların arkasındaki büyük bütünlüğü daha baştan görme imkânı bulur.

Romanla Başlamak İsteyen Okur İçin İlk Durak

Roman okumayı seven, bir fikrin doğrudan anlatılmasından ziyade karakterlerin acısında, suskunluğunda, kararlarında ve kırılma anlarında görünür hâle gelmesini isteyen okur için en uygun başlangıç noktası Diriliş romanıdır. Çünkü Diriliş, modern çağın yalnızlaştırdığı, değersizleştirdiği ve içten içe yorduğu insanın yeniden vicdana, merhamete ve hakikate dönüş arayışını anlatan bir eser olarak tanımlanır; bu yönüyle okuru yalnızca bir olay akışına değil, insan kalabilmenin ağır sorumluluğuna da çağırır.

Diriliş ile başlamak, yazarın dünyasına en insani eşikten girmek anlamına gelir; çünkü bu eserde okur, yalnızca bir roman kahramanının kaderini takip etmez, aynı zamanda töreyle, yoksullukla, eğitim hakkıyla, merhametle, sorumlulukla, yalnızlıkla, inançla ve insanın başkasının yarasına hangi cesaretle dokunabileceği sorusuyla yüzleşir. Böyle bir başlangıç, özellikle yazarın bütün eserlerinde güçlü biçimde hissedilen “insan insana emanettir” fikrinin roman diliyle nasıl ete kemiğe büründüğünü görmek isteyen okur için doğru bir ilk adımdır.

Diriliş’in ardından ikinci durak olarak Geceye Bir Güneş Çizdim tercih edilebilir; çünkü bu eser, Diriliş Romanı’nın ikinci cildi olarak kurulur ve savaş coğrafyalarının dış yüzünü anlatmakla yetinmeyip muhacirliğin, yetimliğin, annesizliğin, merhamet gecikmesinin ve başkasının acısı karşısında insanın kim olduğu sorusunun derinlerine iner. Bu iki roman birlikte okunduğunda, okur yalnızca iki ayrı hikâye okumaz; insanın köyden şehre, aileden topluma, bireysel yaradan ümmet ve insanlık yarasına doğru genişleyen büyük bir vicdan çizgisi içinde nasıl sınandığını görür.

Roman damarını daha tarihî, daha sarsıcı ve daha medeniyet merkezli bir zeminde takip etmek isteyen okur ise Kerb-ü Belâ serisine geçebilir; çünkü bu seri, Kerbela’yı yalnızca geçmişte yaşanmış bir facia olarak değil, hakikatin iktidar karşısında yalnız bırakıldığı, adaletin saltanat arzusuyla yaralandığı ve insanın kendi çağındaki suskunluğunu da sorgulamak zorunda kaldığı büyük bir ahlaki imtihan olarak ele alır. Bu noktada Kerb-ü Belâ, roman okurunu tarihî bir matem alanına değil, “bugün ben hangi safın dilini, hangi suskunluğun konforunu ve hangi hakikat karşısındaki çekingenliği taşıyorum?” sorusuna götüren ağır bir yüzleşme alanına taşır.

Düşünce Kitaplarıyla Başlamak İsteyen Okur İçin İlk Durak

Bir hikâyenin içinde ilerlemekten çok, kavramların derinliğinde yürümek isteyen okur için en güçlü başlangıçlardan biri İnsan İnsana Emanettir kitabıdır. Çünkü bu eser, insanın bu dünyadaki varlığını, sahip olduğunu sandığı her şeyi, kurduğu her ilişkiyi, taşıdığı her imkânı ve temas ettiği her hayatı yeniden sorgulamaya çağıran bir vicdan ve sorumluluk metni olarak konumlanır.

Bu kitabı başlangıç noktası yapmak, yazarın düşünce evreninin ana cümlesini en merkezden duymak anlamına gelir; çünkü burada emanet fikri dar bir güven ilişkisi olarak değil, insanın canından malına, sözünden davranışına, ailesinden komşusuna, imkânından bir başkasının hayatına dokunan her alana yayılan büyük bir ahlaki sorumluluk bilinci olarak ele alınır. Böyle bir başlangıç, okura yalnızca “ne düşünmeliyim?” sorusunu sordurmaz, aynı zamanda “neye dönüştüm, kimleri ihmal ettim, hangi hakikati bildiğim hâlde davranışıma taşımadım?” sorularını da yükler.

Bu çizgide ikinci güçlü başlangıç kapısı Ademlikten Adamlığa kitabıdır; çünkü bu eser, insanın biyolojik olarak dünyaya gelmesi ile hakikaten insan olabilmesi arasındaki ince, çetin ve ağır yürüyüşü konu edinen bir vicdan çağrısı olarak açıklanır. Okur bu kitaba başladığında, yazarın metinlerinde sıkça karşılaşılan kalp, bilinç, adalet, merhamet, sorumluluk, hakikat, sözün emaneti, kalemin yükü ve insan kalabilmenin bedeli gibi kavramların birbirine nasıl bağlandığını daha açık biçimde görür.

Bu nedenle düşünce kitaplarından başlamak isteyen okur için önerilen ilk yol, önce İnsan İnsana Emanettir ile ana fikrî omurgayı kavramak, ardından Ademlikten Adamlığa ile bu omurgayı insanın iç dönüşümü, ahlakî seferi ve çağın hızına karşı kalbin direnci üzerinden derinleştirmektir. Bu iki kitap birlikte okunduğunda okur, yazarın yalnızca toplumu eleştiren bir dil kurmadığını, aynı zamanda her eleştiriyi insanın kendi içine dönen bir sorumluluk çağrısına dönüştürdüğünü fark eder.

Güncel Yazılardan Başlamak İsteyen Okur İçin Makaleler

Bir yazarı tanımanın en hızlı yollarından biri, onun en güncel yazılarına bakmaktır; çünkü makaleler, yazarın çağın nabzını hangi yerden tuttuğunu, hangi kavramları öne çıkardığını, hangi meseleleri yalnızca haber değeriyle değil ahlaki ağırlığıyla ele aldığını ve gündelik olayların arkasında hangi büyük insanlık sorusunu gördüğünü açık biçimde gösterir. Sitenin ana sayfasında görünen güncel makaleler, “Ezan Okunan Her Yer Vatandır”, “Asıl Fetih Kalbin Fethidir”, “On İki Kilometrelik Çığlık”, “Kümesin Gölgesindeki Göğün Çocukları”, “Gönül Aynasında Derman Aramak”, “Allah Sanal Âlemin de Rabbidir”, “Akleden Kalpler Aşkına” ve “Aidiyet” gibi başlıklarla güçlü bir düşünce haritası sunmaktadır.

Makalelerden başlamak, özellikle okurun yazara uzun bir kitapla değil, daha kısa fakat yoğun metinlerle temas etmek istediği durumlarda doğru bir tercihtir. Fakat burada “kısa” ifadesi hafiflik anlamına gelmez; çünkü bu makaleler, başlıklarından da anlaşılacağı üzere vatan, fetih, dijital çağ, aidiyet, akleden kalp, vicdan, insanlık, ahlak, merhamet ve çağın yaraları gibi büyük meseleleri güncel bir duyarlılıkla ele alır. Bu yüzden yeni okur, önce birkaç makale okuyarak yazarın sesine, cümle ritmine, dert edindiği meselelere ve kavramlarla kurduğu ilişkiye alışabilir, ardından bu sesin kitaplarda nasıl genişlediğini görmek için romanlara veya düşünce eserlerine geçebilir.

Bu kapıdan giren okur için en doğru yöntem, makaleleri rastgele tüketmek yerine üç ayrı niyetle okumaktır; önce kalbe dokunan ve insanın iç muhasebesini çağıran yazılar, sonra çağın toplumsal yaralarına bakan yazılar, daha sonra din, ahlak, adalet, merhamet ve dijital çağ ilişkisini sorgulayan yazılar okunmalıdır. Böyle bir sıralama, okura yazarın metin evrenine hazırlıksız düşmek yerine, yavaş yavaş derinleşen bir okuma eşiği kazandırır.

Kitap Setlerinden Başlamak İsteyen Okur İçin Bütünlüklü Yol

Bazı okurlar bir yazarın dünyasına tek kitapla değil, bir bütünün içinde girmeyi tercih eder; çünkü tek bir eser, o kalemin yalnızca bir damarını gösterirken, setler yazarın roman, düşünce, tarih, kadın, vicdan ve medeniyet meselesi etrafında kurduğu geniş alanı daha bütünlüklü biçimde görme imkânı verir. Sitede Kadın Seti, Kerb-ü Belâ Seti, Vicdan Aynası Seti, Beşli Roman Seti, Güncel Set ve Muhammed Rıdvan Sadıkoğlu Külliyatı gibi seçenekler bulunur; bu yapı, okurun kendi ihtiyacına göre dar veya geniş bir okuma haritası seçmesine imkân sağlar.

Roman merkezli bir başlangıç isteyen okur için Beşli Roman Seti daha uygun görünür; çünkü böyle bir tercih, okuru doğrudan hikâyelerin, karakterlerin, kırılmaların ve insanî yüzleşmelerin içine taşır. Tarihî ve ahlaki muhasebe merkezli bir okuma isteyen okur için Kerb-ü Belâ Seti daha isabetlidir; çünkü bu seri, Kerbela’yı yalnızca bir tarih bilgisi olarak değil, insanın çağlar boyunca güç, hakikat, sadakat ve suskunluk karşısında verdiği sınavın aynası olarak okur.

Düşünce ve vicdan merkezli bir bütünlük isteyen okur için Vicdan Aynası Seti veya Güncel Set, yazarın kavramsal ve çağdaş meselelerle kurduğu ilişkiyi daha geniş açıdan görmeye yardımcı olabilir. Yazarın bütün dünyasını tanımak, eserler arasında bağ kurmak, romanla düşüncenin, tarih ile ahlakın, bireysel acı ile toplumsal sorumluluğun nasıl birbirine bağlandığını görmek isteyen okur için ise Muhammed Rıdvan Sadıkoğlu Külliyatı, tek tek kitap seçme tereddüdünü ortadan kaldıran en kapsamlı kapı olarak değerlendirilebilir.

Dijital Okumayla Başlamak İsteyen Okur İçin Pratik Yol

Kitapla ilk temasını dijital ortamda kurmak isteyen, yolculuğa daha ekonomik, daha hızlı ve daha taşınabilir bir başlangıç yapmak isteyen okur için sitedeki Dijital Eserler kategorisi ayrı bir imkân sunar. Ana sayfada dijital eserler arasında Diriliş, Geceye Bir Güneş Çizdim, Kerb-ü Belâ ciltleri, Ademlikten Adamlığa, Galiba Yanlış Anladık, İnsan İnsana Emanettir, Yürek Ülkesi, Hz. Havva’dan Günümüze Kadın ciltleri ve Leküm Dînüküm Veliyedîn ciltleri gibi seçenekler görünmektedir.

Dijital okuma, özellikle yazarı ilk kez tanıyacak okur için düşük eşikli bir başlangıç alanı oluşturur; çünkü okur bu yolla önce bir romanın atmosferine, bir düşünce kitabının kavramsal ağırlığına veya bir seri kitabın fikrî yönüne temas edebilir, ardından kendisini daha güçlü biçimde çağıran eserleri basılı olarak edinmeyi tercih edebilir. Bu noktada en sağlıklı başlangıç, dijitalde önce İnsan İnsana Emanettir ya da Diriliş ile ilk teması kurmak, ardından okuma ilgisine göre düşünce, roman veya tarihî roman çizgisinde derinleşmektir.

Kadın, Aile, Toplum ve Vicdan Ekseninde Başlamak İsteyen Okur

Toplumun en derin yaralarını kadın, aile, değer, adalet, gelenek, din dili ve insan onuru ekseninde okumak isteyen okur için Hz. Havva’dan Günümüze Kadın serisi önemli bir başlangıç kapısıdır. Bu çizgi, özellikle insanlık tarihinin en eski meselelerinden biri olan kadının konumu, değeri, maruz kaldığı anlam kaymaları ve çağlar boyunca değişen fakat bütünüyle kaybolmayan haksızlık biçimleri üzerine düşünmek isteyen okura daha özel bir okuma zemini sunar.

Bu seriye başlayacak okur, onu yalnızca kadın meselesi üzerine yazılmış bir kitap olarak değil, insanlığın kendi vicdanıyla kurduğu sorunlu ilişkinin bir aynası olarak okumalıdır; çünkü kadın meselesi, çoğu zaman aileden topluma, dinden kültüre, gelenekten modernliğe, bedenden ruha, hukuktan ahlaka kadar birçok kırılmayı aynı anda görünür kılan büyük bir imtihan alanıdır. Bu nedenle bu kapıdan giren okur, yazarın yalnızca belli bir toplumsal kesimi savunan değil, insan onurunun nerede yaralandığını takip eden daha geniş bir vicdan dili kurduğunu görebilir.

İlk Kez Gelen Okur İçin Önerilen Üç Aşamalı Yol

Bu siteye ilk kez gelen ve “Ben nereden başlamalıyım?” sorusuna net bir cevap arayan okur için en dengeli yol üç aşamalı bir okuma planıdır. İlk aşamada yazarın güncel makalelerinden birkaç metin okunmalı, böylece kalemin sesine, cümle yapısına, meseleleri ele alış biçimine ve okurdan beklediği iç muhasebe düzeyine alışılmalıdır. İkinci aşamada okur kendi mizacına göre bir ana kapı seçmelidir; hikâyeyle ilerlemek isteyen Diriliş ile, kavram ve sorumluluk üzerinden ilerlemek isteyen İnsan İnsana Emanettir ile, insan olma yolculuğunu daha doğrudan sorgulamak isteyen Ademlikten Adamlığa ile, tarihî ve medeniyet merkezli bir yüzleşme isteyen ise Kerb-ü Belâ ile başlamalıdır.

Üçüncü aşamada okur, ilk kitabın bıraktığı iz üzerinden kendi yolunu genişletmelidir; Diriliş’i bitiren okur Geceye Bir Güneş Çizdim’e, İnsan İnsana Emanettir’i bitiren okur Ademlikten Adamlığa’ya, Kerb-ü Belâ’nın ilk cildini bitiren okur serinin devamına, makalelerde kendisine yakın bir damar bulan okur ise o damarın kitap hâline gelmiş karşılıklarına yönelmelidir. Böylece okuma, tek seferlik bir alışveriş davranışı olmaktan çıkar ve okurun kendi iç dünyasında karşılık bulan metinlerle devam eden bir yolculuğa dönüşür.

Okuma Yolculuğunun Ahlaki Tarafı

Bu sitedeki eserleri diğer birçok kitap listesinden ayıran önemli noktalardan biri de, okumanın yalnızca bireysel bir kültür edinimi olarak kalmaması ve daha geniş bir iyilik halkasına bağlanmasıdır. Ürün açıklamalarında, eserlerin satışından doğan imkânın farklı şehirlerde gerçekleştirilen okul buluşmalarında, okul yönetimlerinin rehberliğinde belirlenen kız öğrencilerin okuma serüvenine destek olmak ve okul kütüphanelerine ücretsiz kitap setleri ulaştırmak için kullanıldığı ifade edilmektedir.

Bu bilgi, okurun yaptığı tercihi yalnızca kendi okuma serüveniyle sınırlı bırakmaz; çünkü burada kitap almak, aynı zamanda başka bir öğrencinin okuma imkânına, başka bir okulun kütüphanesine, başka bir gencin zihinsel ve ahlaki yolculuğuna dolaylı biçimde omuz verme anlamı taşır. Böyle bir bağ, “Okur nereden başlamalı?” sorusuna daha derin bir anlam kazandırır; çünkü okur hangi eserden başlarsa başlasın, yalnızca kendi zihnine bir kitap eklemiş olmaz, aynı zamanda insanın insana emanet edildiği fikrini küçük ama anlamlı bir davranışla da desteklemiş olur.

Sonuç: Doğru Kitap, Doğru Zamanda İnsana Yol Verir

Sonuç olarak bu külliyata başlamak isteyen okur için tek bir mutlak sıra yoktur; çünkü her okurun yarası, arayışı, sabrı, dikkati, edebî zevki ve düşünsel hazırlığı farklıdır. Ancak bu farklılık, yolun belirsiz olduğu anlamına gelmez. Romanla başlamak isteyen okur Diriliş ile insan hikâyesinin içinden vicdana yürüyebilir; düşünceyle başlamak isteyen okur İnsan İnsana Emanettir ile sorumluluğun merkezine yaklaşabilir; insan olma serüveninin kavramsal ve ahlaki derinliğini arayan okur Ademlikten Adamlığa ile kendi iç eşiğine dönebilir; tarihî bir kırılmanın bugüne uzanan gölgesini görmek isteyen okur Kerb-ü Belâ ile büyük bir muhasebenin içine girebilir; daha kısa temaslar arayan okur makalelerden başlayabilir; bütünlüklü ilerlemek isteyen okur ise setler üzerinden geniş bir okuma haritası kurabilir.

Bu yolculukta önemli olan, okurun yalnızca “hangi kitabı okuyacağım?” sorusuna cevap bulması değildir; asıl önemli olan, okuduğu metnin kendisine hangi soruyu yüklediğini, hangi konforunu sarstığını, hangi ihmalini görünür kıldığını ve hangi merhamet kapısını yeniden araladığını fark etmesidir. Çünkü bazı kitaplar yalnızca okunmaz, insanın içinde uzun süre taşınır; bazı cümleler yalnızca anlaşılmaz, insanın hayatına sessizce yerleşir; bazı eserler ise bittiği yerde kapanmaz, tam aksine okurun kendi içine doğru başlayan daha uzun, daha ciddi ve daha mahrem bir yolculuğun kapısını açar.

Bu yüzden bu külliyata nereden başlanırsa başlansın, doğru başlangıç aslında okurun kendi kalbinde karşılık bulan ilk sarsıntının başladığı yerdir; çünkü doğru kitap, doğru zamanda insanın önüne çıktığında yalnızca bir okuma tercihi oluşturmaz, aynı zamanda insana kendi yolunu, kendi eksikliğini, kendi yükünü ve kendi emanetini hatırlatan sessiz fakat geri dönülmez bir çağrıya dönüşür.

Yükleniyor...