Diriliş Romanı

WHATSAPP İLE SİPARİŞ VER
Hızlı Gönderi
Güvenli Alışveriş
İade ve Değişim
Roman • Vicdan • Eğitim • İnsan Kalma Meselesi

Diriliş Romanı

“Adem’likten ‘adam’lığa derin bir soluk”

Diriliş, modern çağın yalnızlaştırdığı insanı; merhamet, sorumluluk, inanç, öğretmenlik, kız çocuklarının okuma mücadelesi ve insan kalabilme meselesi etrafında yeniden düşünmeye çağıran derin bir vicdan yürüyüşüdür.

371 SayfaKarton KapakTek CiltDerin Roman Okuması
İyiliğe Açılan Kapı

Bu eser­lerin satışın­dan doğan imkân, yurdun farklı şehir­lerinde gerçek­leş­tirdiğimiz okul buluş­malarında, okul yönetim­lerinin rehber­liğinde belir­lenen kız öğren­cilerin okuma serü­venine omuz olmakta; aynı zamanda okul kütüp­hanelerine ücretsiz kitap setleri ulaş­tırılarak daha geniş bir iyiliğe kapı arala­maktadır. Bu çalışma­lara ilişkin belge ve bilgi­lere sitemiz üzerinden ulaşa­bilirsiniz.

Vicdanî RomanDiriliş, yalnızca olay örgüsüyle değil, insanın kendi iç kırıl­malarına, suskun­luklarına ve yeniden ayağa kalkma ihtimaline tuttuğu aynayla okurda kalıcı bir iz bırakır.
Eğitim ve MerhametBerfin’in okuma arzusu ve Mustafa’nın öğret­menlik sorum­luluğu, eserin merke­zinde insanı yalnızca seyreden değil, haksızlık karşısında tavır alan bir yere çağırır.
İç UyanışRoman, modern hayatın parıltısı altında aşınan insanî değerleri görünür kılarak okuru kendi kalbine, kendi vicdanına ve kendi insan kalma imti­hanına döndürür.
Eserin Kalbine Açılan Sesli Bir Müzakere

Diriliş Romanı Üzerine Sesli Bir Değerlendirme

Bazı eserler yalnızca okunmak için değil, insanın kendi iç yıkım­larının, ertelenmiş yüzleş­melerinin, incinmiş vicdanının ve yeniden ayağa kalkma ihtimalinin önünde bir süre dura­bilmesi için de vardır. Diriliş Romanı, modern çağın yalnız­laştırdığı insanı; merhamet, sorum­luluk, inanç, öğretmenlik, kız çocuk­larının okuma müca­delesi ve insan kala­bilme meselesi etrafında yeniden düşünmeye çağıran derin bir vicdan yürüyüşüdür.

Bu sesli içerik, Diriliş Romanının ana fikirleri, iç sancısı ve düşünce omurgası esas alınarak yapay zekâ destekli iki sesli sohbet formatında hazırlanmıştır. Kitabın yerini almak için değil; okuru eserin atmos­ferine yaklaştırmak, satırların ardındaki temel meseleyi daha derinden hisset­tirmek ve okumaya başlamadan önce zihinde sahici bir kapı aralamak için sunulmuştur.

Modern İnsanın İç Çöküşünden Vicdanî Bir Dirilişe

Diriliş, modern çağın yalnız­laştırdığı, değer­sizleştirdiği ve içten içe yorduğu insanın, yeniden vicdana, merhamete ve hakikate dönüş arayışını anlatan derin ve sarsıcı bir romandır. “Adem’likten ‘adam’lığa derin bir soluk” alt başlığıyla eser, Berfin ve Mustafa’nın hikâyesi üzerinden yalnızca bir hayat müca­delesini değil, insan kala­bilmenin ağır ama vazge­çilmez sorum­luluğunu da görünür kılar.

Diriliş, yalnızca bir roman değildir; insanın kendi özüne yabancı­laştığı, kala­balıkların içinde derin bir yalnızlığa sürüklendiği, iletişimin çoğaldıkça temasın azaldığı, sözün çoğaldıkça hakikatin eksildiği ve modern hayatın parıltısı altında insanî değerlerin ağır ağır aşındığı bir çağın ortasında, yeniden insan olmanın, daha doğrusu “adem” doğup “adam” ola­bilmenin ne demek olduğunu sorgulayan derin bir vicdan yürüyüşüdür.

Diriliş, karanlığı yalnızca anlatan bir roman değil; karanlığın içinde insanî ve ilahî olanı yeniden arayan, kirlenmiş bir çağda temiz kala­bilmenin, çözülen bir toplumda omuz vere­bilmenin ve sustu­rulmuş vicdanın sesini yeniden duya­bilmenin imkânını yoklayan güçlü bir iç yolculuktur.

Çağın Ruhsal Enkazına Tutulmuş Bir Ayna

Romanın önsözünde kurulan dünya, bu teklifin tesadüf olmadığını daha ilk satırlarda hissettirir. Çünkü burada anlatılan şey, yalnızca bireysel bir hüzün yahut dar anlamda toplumsal bir şikâyet değildir; burada, aynı apart­manlarda yaşayıp birbirine dokuna­mayan, aynı sofralarda oturup birbirini duya­mayan, aynı şehirlerde kala­balıklar arasında yürüyüp içten içe çürüyen modern insanın büyük kırılması dile geti­rilmektedir.

Komşuluğun, mahalle muhab­betinin, ortak kederin ve ortak sevincin tarihin tozlu raflarına kaldırıldığı; birey­selliğin, bencilliğin, taham­mülsüzlüğün, çıkar­cılığın ve ruhsuz bir dünyevi­leşmenin hayatın merkezine yerleştiği bu çağ tablosu, Diriliş’i yalnızca kurguya yaslanan bir roman olmaktan çıkarıp çağımızın ruhsal enkazına tutulmuş güçlü bir aynaya dönüş­türmektedir.

Berfin’in Hikâyesi: Okuma Arzusunun Ağır İmtihanı

Romanın kalbi, soyut fikirlerden çok sahici hayatların içinden atmaktadır. Berfin’in hikâyesi bunun en güçlü örneğidir. Okula gitmek isteyen, okumayı hayatının tek gerçek imkânı gibi gören, köyden çıkıp daha büyük bir hayata yürümeyi düşleyen küçük bir kız çocuğunun, töreyle, yoksullukla, aile baskısıyla ve kader diye dayatılan karanlıkla karşı karşıya bırakılması; romanın yalnızca duygusal eksenini değil, toplumsal ve ahlâkî omurgasını da kurmaktadır.

Çünkü Berfin’in mücadelesi yalnızca bir kız çocuğunun okuma arzusu değildir; o, bir toplumun hangi eşikte kız çocuklarının sesini kısmayı kader, hangi eşikte onların hayatını pazar­lamayı düzen, hangi eşikte sessiz kalmayı da makul gördüğünün sarsıcı bir ifşasıdır.

Mustafa’nın Vicdan Sınavı

Mustafa karakteri, bu romanın vicdan damarını taşıyan en önemli eşiklerden biridir. O, yalnızca bir öğretmen değildir; köy okulunun kerpiç duvarları içinde, öğret­menliğin bazen ders anlatmaktan çok daha ağır bir sorumluluk olduğunu, kimi zaman bir çocuğun kaderine omuz vermek, kimi zaman toplumun suskunluğuna karşı tek başına direnmek, kimi zaman da kendi vicdanına yenilmemek için karanlıkla boğuşmak anlamına geldiğini gösteren bir şahsi­yettir.

Berfin’in okula devam edebilmesi için verdiği mücadele, onun gözyaşıyla, dua ile, çaresizlikle ve karar­lılıkla örülmüş iç dünyası, Diriliş’i yalnızca dışsal olayların romanı olmaktan çıkarıp insanın kendi iç mahşerini de anlatan bir metne dönüş­türmektedir. Mustafa’nın yaşadığı gerilim, okura şu ağır soruyu yöneltir: Bir haksızlığın karşısında susmak mı daha kolaydır, yoksa bedeli ne olursa olsun insan kalmaya devam etmek mi?

Merhametin Küçük Ama Bedelli Sadakatleri

Bu yüzden Diriliş, köyde geçen bir eğitim hikâyesi ya da toplumsal bir yara anlatısı olmanın çok ötesine geçer. O, aynı zamanda insanın yalnızlıkla, çaresizlikle, töreyle, korkuyla, inançla, merhametle ve sorum­lulukla kurduğu ilişkinin romanıdır.

Bir yandan kültürel yozlaşmanın, iletişim­sizliğin, değer­sizleşmenin ve modern yıkımın fotoğrafını çekerken; öte yandan insanın başkasına değdiği yerde nasıl anlam kazandığını, bir tek iyi insanın bile bazen koskoca bir kader akışına dire­nebil­eceğini ve merhametin çoğu zaman büyük sözlerden değil, küçük ama bedelli sada­katlerden doğduğunu anlatır.

Dua, Teslimiyet ve İç Uyanış

Eserde hissedilen manevi damar da romanın etkisini derin­leştiren başlıca unsurlardan biridir. Dua, teslimiyet, basiret, feraset, sevgi ve merhamet kavramları burada teorik başlıklar olarak değil; doğrudan doğruya hayatın ortasında sınanan, yara alan, bazen geciken ama yine de bütünüyle kaybolmayan hakikatler olarak belirir.

Bu yönüyle Diriliş, okurunu yalnızca üzmek yahut düşün­dürmek istemez; aynı zamanda onu iç dünyasına dönmeye, vicdanî bir uyanış yaşamaya ve kendi varlığının başkalarıyla yan yana geldiğinde anlam kazandığını fark etmeye çağırır.

Sonuç olarak Diriliş, adını taşıdığı hakikate uygun biçimde, yalnızca karanlığı anlatan değil; o karanlığın içinden insanı yeniden ayağa kaldırmaya çalışan bir romandır. Bittiğinde yalnızca bir hikâye bırakmaz; okurun göğsünde ağır bir soru, zihninde uzun bir muhasebe ve kalbinde yeniden insan olabilmeye dair derin bir arayış bırakır.

Önsözden

Adını iletişim çağı koyduğumuz bir zamanın içinden geçiyoruz; fakat ne acıdır ki insan, hiç olmadığı kadar kala­balıkların ortasında, hiç olmadığı kadar yalnız, yorgun ve içten içe çözülmüş durumda. Aynı evlerde yaşayan, aynı şehirlerde yürüyen, aynı sofralarda oturan insanlar birbirine değemiyor; komşuluk, mahalle muhab­beti, ortak keder ve ortak sevinç, hayatın sıcak damarlarından çekilip alınmış gibi birer hatıraya dönüşüyor.

Birey­selliğin, çıkar­cılığın, taham­mülsüzlüğün ve sınırsız dünyevi­leşmenin ağır baskısı altında insanî değerler yavaş yavaş aşınıyor; böylece yalnızlık derinleşiyor, mutsuzluk çoğalıyor, kala­balıklar büyürken ruhlar küçülüyor ve insan, kendi kurduğu hayatın içinde kendisine bile yabancı hâle geliyor.

İşte Diriliş, tam da bu büyük iç çöküşün içinden doğdu; insanın insana uzak düştüğü, değerlerin ötelendiği, kalplerin katılaştığı ve hakikatin çoğu zaman gürültü altında kaybolduğu bu çağda, “adem” doğmak ile “adam” olmak arasındaki o ince çizgiyi yeniden görünür kılmak için.

Bu roman, yalnızca bir hikâye anlatmak için değil; vicdanı uyandırmak, merhameti hatırlatmak, basireti ve feraseti yeniden çağırmak, insanın kendi iç karanlığı ile yüzleşmesini sağlamak ve en nihayetinde hakiki dirilişin dışarıda değil, önce insanın kendi kalbinde başlaması gerektiğini duyurmak için kaleme alındı.

Bazı romanlar bir hikâye anlatır; Diriliş ise, insanın başkasının yarasına dokuna­bildiği ölçüde gerçekten insan­laştığını hatırlatarak, içinizde unuttuğunuz merhameti ve ayağa kalkmayı bekleyen vicdanı yeniden uyandırmak için yazıldı.

Diriliş, insanın kendi kalbine dönerken elinde tutacağı ağır bir aynadır.

Eserin dünyasına daha derinden yaklaşmak isteyen okur, kapsamlı inceleme yazısını okuyabilir, Google Play önizlemesiyle metnin atmos­ferine temas edebilir ve Spotify sesli müzakereyle romanın düşünce iklimini dinleyebilir.

TESLİMAT
 
Ürünü sipariş verdiğiniz gün saat 18:00 ve öncesi ise siparişiniz aynı gün kargoya verilir ve ertesi gün teslim edilir.

Eğer kargoyu saat 18:00`den sonra verdiyseniz ürününüzün stoklarda olması durumunda ertesi gün kargolama yapılmaktadır.
Yükleniyor...