Kitabın Künyesi
Kitabın AdıHer Kuyudan Yusuf Çıkmaz — I. Cilt
YazarMuhammed Rıdvan Sadıkoğlu
Sayfa Sayısı400 sayfa
KapakKarton Kapak
Merkez KavramlarRüya, kuyu, kanlı gömlek
Sayfa TürüKitap ürün sayfası
TürHz. Yusuf kıssası eksenli düşünce kitabı, deneme, ahlâk, vicdan, iç muhasebe, rüya, kardeşlik, kıskançlık, kuyu, kanlı gömlek, yalan, hakikat, haysiyet, mağduriyet ve içsel yüzleşme üzerine derinlikli bir eser.
Ana DamarHz. Yusuf’un kıssasını yalnızca geçmişte yaşanmış bir peygamber kıssası olarak değil; insanın bugünkü rüyalarına, aile içi yaralarına, kardeşlik imtihanına, kıskançlığına, terk edilmişliğine, hakikat karşısında ürettiği sahte delillere ve kendi iç kuyusuyla yüzleşmesine tutulmuş büyük bir vicdan aynası olarak okumak.
Kıssadan Bugünün Kalbine Açılan Derin Bir Yolculuk
Bu eser, okuru yalnızca Hz. Yusuf’un çocukluk rüyasından kardeşlerinin kıskançlığına, kuyunun karanlığından kanlı gömleğin sahte deliline uzanan tarihsel bir anlatının içine götürmekle yetinmez; aynı zamanda insanın bugün kendi hayatında taşıdığı rüyaları, en yakınlarından gördüğü yaraları, aile içinde görünmez biçimde büyüyen kıskançlıkları, başkasının nimetinden rahatsız olan bakışları ve hakikatin yerine konulan sahte delilleri derin bir iç muhasebeye dönüştürür.
Muhammed Rıdvan Sadıkoğlu, bu eserde Hz. Yusuf’un kıssasını yalnızca geçmişte yaşanmış bir peygamber kıssası olarak değil, modern insanın aile, ahlâk, kardeşlik, kıskançlık, mağduriyet, haysiyet, hakikat ve vicdanla kurduğu ilişkiyi yeniden tartan canlı bir iç yolculuk olarak ele alır.
Her kuyudan Yusuf çıkmaz; çünkü insanı Yusuf yapan şey, kuyuya atılmış olması değil, karanlıkta neye tutunduğu ve gömleği yalanla kirletildiğinde hakikatin haysiyetini nasıl koruduğudur.
Kuyu, Gömlek ve İnsanın Kendi Karanlığı
Bu kitapta kuyu, yalnızca toprağın içine açılmış karanlık bir boşluk değildir; insanın terk edilmişlik, yalnızlık, anlaşılmama, görülmeme, haksızlığa uğrama ve bütün dış dayanaklar çöktüğünde Allah’a hangi kalple tutunduğunu gösteren büyük bir insanlık aynasıdır.
Aynı şekilde kanlı gömlek de yalnızca kardeşlerin Hz. Yakub’un önüne koyduğu sahte bir delil değil, çağlar boyunca yalanın hakikat kılığına girebilme biçimini, insanın kendi suçunu örtebilmek için masumiyet görüntüsü üretebilme kabiliyetini ve kalabalıkların çoğu zaman gerçeğe değil, düzenlenmiş görüntülere inanma zaafını temsil eden sarsıcı bir semboldür.
Bu sesli müzakere, kitabın yerini almak için değil; okuru Hz. Yusuf’un kıssasının rüya, kardeşlik, kıskançlık, kuyu, kanlı gömlek, yalan, hakikat ve haysiyet ekseninde açtığı derin iç muhasebe alanına yaklaştırmak için hazırlanmıştır.
Eserin Ana Durakları
Rüya, yalnızca gece görülen bir görüntü değil; insanın içine daha çocukken bırakılan mahrem bir emanet, Allah’ın insana verdiği kabiliyetin, yönelişin, iç çağrının ve hayat istikametinin sembolüdür.
Kardeşlik, yalnızca aynı evde büyümek veya aynı babanın evladı olmak değildir; başkasına verilen nimeti kendi eksilmen sanmadan, sevgiye sahip olma hırsını merhametle terbiye ederek yaşayabilme ahlâkıdır.
Kuyu, insanın başına gelen bir felaketin adı olmaktan çok, insanın felaket karşısında hangi ahlâka yöneldiğini gösteren bir iç imtihan alanıdır.
Dördüncü Durak
Kanlı Gömlek
Kanlı gömlek, yalanın yalnızca sözle değil; görüntüyle, sahte delille, eksik anlatıyla, bağlamından koparılmış hakikat parçasıyla ve merhamet uyandıracak şekilde düzenlenmiş bir algıyla da kurulabileceğini gösterir.
Beşinci Durak
Mağduriyet ve Haysiyet
Kitap, insanı yalnızca yaralarının haklılığına yaslayan bir mağduriyet dili kurmaz; yara aldıktan sonra neye dönüştüğünü sorgulayan daha ağır ve dönüştürücü bir yüzleşme alanı açar.
Altıncı Durak
Yalan ve Hakikat
Yalanın en tehlikeli hâli, çıplak yalan olarak değil; hakikate benziyormuş gibi düzenlenmiş bir delil kılığında geldiğinde ortaya çıkar.
Her Kuyudan Yusuf Çıkmaz
Bu eser, insanın kendisini kolayca masumların yanında konumlandırmasına izin vermez; çünkü okura yalnızca “kim kuyuya düştü?” sorusunu değil, “kim başkasının rüyasına tahammül edemedi, kim kardeşinin kaderinden rahatsız oldu, kim hakikatin gömleğine sahte kan sürdü ve kim kendi içindeki kıskançlığı Allah’ın huzurunda fark etmeye cesaret edebildi?” sorularını da yöneltir.
Acı insanı kendiliğinden olgunlaştırmaz; kuyu herkesi Yusuf yapmaz; mağduriyet her zaman haysiyet üretmez. İnsanı Yusuf yapan şey, kuyuya düşmüş olması değil, kuyuda neye tutunduğu ve kuyudan çıktıktan sonra kalbinde neyi büyüttüğüdür.
Kuyuya düşmek insanın başına gelen bir hâdisedir; kuyudan sonra kalpte neyin büyüdüğü ise insanın kendi iç hakikatini gösteren daha derin bir imtihandır.
Rüya: İnsanın İçine Bırakılan Emanet
Bu ilk cildin başlangıç noktası rüyadır; fakat burada rüya, yalnızca geleceğe dair gizemli bir işaret veya insanın kendi arzularını büyüttüğü bir hayal alanı değildir. Hz. Yusuf’un çocukluk rüyası, insanın içinde taşıdığı değerin her zaman herkes tarafından sevinçle karşılanmayacağını, bazı rüyaların yanlış kulaklara anlatıldığında kıskançlığı büyütebileceğini ve insanın en yakın çevresi içinde bile her kalbin emanet taşımaya hazır olmadığını gösterir.
Bugünün görünürlük çağında insan, daha oluşmadan duyurmak, daha derinleşmeden sergilemek, daha olgunlaşmadan pazara çıkarmak ve kendi içindeki emaneti kalabalıkların yargısına açmak istemektedir. Oysa bazı hakikatler önce sessizlikle, sabırla, korunmayla, doğru kulakla ve Allah’ın takdirine teslim olmuş bir bekleyişle büyür.
Kardeşler: Kan Bağının Yetmediği Yer
Bu ciltte kardeşlik, yalnızca aynı evde büyümek, aynı sofrada oturmak veya aynı geçmişi paylaşmak anlamına gelmez; kardeşlik, başkasına verilen nimeti kendi eksilmen sanmadan, sevgiye sahip olma hırsını merhametle terbiye ederek ve birinin rüyasını diğerinin karanlığına kurban etmeden yaşayabilme ahlâkıdır.
Kıskançlık, insanın başkasının elindekine bakarken kendi nasibine körleşmesidir. İnsan, kardeşinin sevilmesini kendi unutulması, kardeşinin rüyasını kendi değersizliği ve kardeşinin takdir edilmesini kendi eksilmesi gibi okumaya başladığında, sevgi ilişkisi yavaş yavaş rekabete, rekabet öfkeye, öfke de bir gün kuyu kazmaya dönüşebilir.
Kuyu: Terk Edilmişliğin Karanlık Terbiyesi
Kuyuya düşen insan, bir anda alıştığı seslerden, güvendiği yüzlerden, kendisini taşıyan zeminlerden ve hayatını anlamlı kılan dış dayanaklardan uzaklaşır. Gökyüzü küçülür, ses daralır, zaman ağırlaşır, kalp sıkışır ve insan, kendi varlığının en çıplak hâliyle baş başa kalır.
Fakat bu kitap, kuyuyu romantik bir acı metaforuna dönüştürmez; çünkü kuyu insanı yutar ama herkesi terbiye etmez. Bazı insanlar kuyuda merhameti büyütür, bazıları öfkeyi; bazıları sabrı öğrenir, bazıları intikamı; bazıları Allah’a tutunur, bazıları kendi acısına tapınır.
Kanlı Gömlek: Yalanın Delil Kılığına Girmesi
Birinci cildin en sarsıcı sembollerinden biri kanlı gömlektir. Hz. Yusuf’un kardeşleri yalnızca yalan söylemez; yalanlarını inandırıcı kılmak için bir gömleği kanla kirletir, hakikatin yerine görünüşü, suçun yerine sahte kanıtı ve vicdanın yerine düzenlenmiş bir sahneyi koyarlar.
Bu sahne, modern dünyanın algı düzenini anlamak için de büyük bir semboldür. Bugün de insanlar bir cümleyi bağlamından kopararak, bir fotoğrafı başka bir anlamın içine yerleştirerek, bir kayıt parçasını bütün hakikatin yerine geçirerek, bir raporu eksik okuyarak veya bir suskunluğu suç delili gibi sunarak kanlı gömlekler üretebilir.
Kanlı gömlek, yalanın yalnızca konuşularak değil; düzenlenerek, sahnelenerek, delil süsü verilerek ve merhamet duygusu istismar edilerek de kurulabileceğini gösteren ağır bir insanlık aynasıdır.
Bu Kitap Okura Ne Söyler?
Her Kuyudan Yusuf Çıkmaz — I. Cilt, okurun kendi hayatında şu soruların karşılığını aramasını ister: Ben hangi rüyayı koruyamadım, hangi rüyayı yanlış kulaklara anlattım, kimin nimetine tahammül edemedim, hangi kardeşlik bağını kıskançlıkla zehirledim, hangi kuyuya düştüm, hangi kuyuyu içimde büyüttüm, hangi gömleğe sahte kan sürdüm veya hangi sahte delile hakikat muamelesi yaptım?
Bu sorular, kitabın yalnızca düşünsel değil, vicdanî tarafını da oluşturur. Çünkü eser, okurun Hz. Yusuf’un kıssasını dışarıdan seyretmesini değil, kendi hayatının karanlık ve aydınlık taraflarıyla birlikte bu kıssanın içine girmesini ister.
Kimler Okumalı?
Bu kitabı, Hz. Yusuf’un kıssasını yalnızca bir peygamber kıssası olarak değil; insanın aile içinde, toplumda, modern çağın görünürlük baskısında, kardeşlik ilişkilerinde, kıskançlık yaralarında, iftira karşısında ve kendi iç karanlığıyla yüzleşme sürecinde yeniden okumak isteyen herkes okuyabilir.
Aynı zamanda bu eser, edebî dili güçlü, ahlâkî derinliği olan, insan psikolojisine temas eden, okuru kendi vicdanıyla baş başa bırakabilen ve kolay tüketilen cümlelerden çok uzun soluklu bir iç muhasebe alanı açan metinler arayan okurlar için hazırlanmış yoğun bir iç yolculuktur.
Bu Eserlerin Satışından Doğan İmkân
Bu eserlerin satışından doğan imkân, yalnız bir kitap alışverişinin sonucu olarak değil, düşüncenin, vicdanın, iyiliğin, okul ve kütüphane hassasiyetinin, gençlere ulaşma arzusunun ve insanın insana emanet olduğu fikrinin çoğalmasına vesile olabilecek bir emanet alanı olarak görülür. Bu sebeple okurun bu esere yönelmesi, yalnız kendi iç dünyasına yapılmış derinlikli bir yolculuk değil, aynı zamanda kitabın, fikrin ve iyilik niyetinin daha geniş insanlara ulaşmasına katkı sunan anlamlı bir destek olarak da değer taşır.
Her Kuyudan Yusuf Çıkmaz — I. Cilt, yalnızca okunacak bir kitap değil; insanın kendi rüyasını, kendi kuyusunu, kendi kardeşlik imtihanını ve kendi gömleğine bulaşan hakikat yahut yalan izlerini yeniden düşünmesi için açılmış derin bir vicdan kapısıdır.
Bazı kitaplar yalnızca okunmaz; insanın içinden geçer, kalbine dokunur, eski yaralarını yoklar, unuttuğu sorumlulukları hatırlatır ve okuru kendi hayatının kuyusu başında uzun bir sessizliğe davet eder.