Kitabın Künyesi
Kitabın AdıHer Kuyudan Yusuf Çıkmaz — II. Cilt
YazarMuhammed Rıdvan Sadıkoğlu
Sayfa Sayısı383 sayfa
KapakKarton Kapak
Merkez Kavramlarİffet, zindan, Mısır, dönüş ve şifa
Sayfa TürüKitap ürün sayfası
TürHz. Yusuf kıssası eksenli düşünce kitabı, deneme, ahlâk, vicdan, iç muhasebe, iffet, iftira, zindan, bekleyiş, unutulma, rüya yorumlama, makam, güç, adalet, kıtlık, bağışlama, dönüş ve şifa üzerine derinlikli bir eser.
Ana DamarHz. Yusuf’un kıssasını yalnızca kuyuya atılan masumiyet üzerinden değil; kuyudan sonra başlayan iffet, iftira, zindan, bekleyiş, unutulma, güç, adalet, kıtlık, bağışlama, dönüş, gömleğin şifaya dönüşmesi ve insanın kendi iç kuyusuyla yüzleşmesi üzerinden okumak.
Kuyudan Sonra Başlayan Daha Ağır İmtihan
Bu ikinci cilt, okuru Hz. Yusuf’un hayatındaki dış kırılmalardan sonra başlayan iç olgunlaşma yolculuğuna davet eder. Çünkü kıssa yalnızca bir çocuğun kardeşleri tarafından kuyuya bırakılmasıyla değil, o çocuğun iftiraya uğradığında haysiyetini nasıl koruduğu, zindanda unutulduğunda kalbini nasıl çürütmediği, kendi acısına kapanmadan başkasının rüyasına nasıl ışık tuttuğu ve Mısır’a yükseldiğinde gücü intikama değil adalete nasıl emanet ettiğiyle tamamlanır.
İnsan Yusuf’a yalnızca kuyuya düşerken masum kaldığı için yaklaşmaz; zindanda unutulduğunda kalbini karartmadığı, Mısır’a çıktığında gücü geçmişin intikamına çevirmediği, kardeşleri kapısına döndüğünde hakikati gizlemeden fakat zehri de içinde büyütmeden durabildiği için yaklaşır.
Her kuyu insanı aşağı indirir; fakat asıl insan, zindanın uzun gecelerinde neyi çürütmediğiyle, Mısır’ın parlak makamlarında neyi satmadığıyla, kendisine muhtaç dönenlerin karşısında hangi zehri yutmadığıyla ve yıllarca kan, iftira, hasret ve bekleyiş taşıyan gömleği sonunda şifanın kokusuna çevirecek kadar Allah’ın rahmetine nasıl tutunduğuyla belli olur.
İftira, Zindan, Güç ve Şifa Arasında Bir Vicdan Yolculuğu
Muhammed Rıdvan Sadıkoğlu, bu ciltte Hz. Yusuf’un kıssasını yalnızca bir peygamberin sabır ve sadakat yolculuğu olarak değil, modern insanın iftira karşısındaki kırılganlığını, bekleyiş karşısındaki aceleciliğini, unutulma karşısındaki değersizlik duygusunu, güç karşısındaki nefsini, adalet karşısındaki sorumluluğunu, bağışlama karşısındaki iç direncini ve şifa karşısındaki teslimiyetini sorgulayan derin bir iç muhasebe alanı olarak ele alır.
Bu eser okura yalnızca “Hz. Yusuf nasıl yükseldi?” sorusunu değil; insan iftiraya uğradığında dilini temiz tutabilir mi, zindanda unutulduğunda merhametini kaybetmeden bekleyebilir mi, eline güç geçtiğinde geçmişin yaralarını intikam dosyasına çevirmeden adaletle davranabilir mi sorularını da yöneltir.
Bu sesli müzakere, kitabın yerini almak için değil; okuru Hz. Yusuf’un kıssasının iffet, iftira, zindan, bekleyiş, unutulma, güç, adalet, kıtlık, bağışlama ve şifa ekseninde açtığı derin iç muhasebe alanına yaklaştırmak için hazırlanmıştır.
Eserin Ana Durakları
İffet, yalnızca bedensel bir korunma veya dışarıdan ölçülen bir ahlâk görünüşü değil; insanın kimsenin görmediği yerde de Allah tarafından görüldüğünü bilerek yaşaması ve kendisine açılan her kapıyı nasip sanmayacak kadar derin bir iç uyanıklığa sahip olmasıdır.
İftira, yalnızca işlemediği bir suçla anılmak değil; hakikatin kalabalıkların dili, sahte anlatılar, eksik deliller ve yüksek sesli suçlamalar karşısında bir süreliğine yalnız bırakılmasıdır.
Kuyu ani bir düşüşken, zindan uzun bir bekleyiştir; insanı her gün yeniden aynı duvara, aynı sessizliğe, aynı unutulmuşluğa ve aynı gecikmiş adalete uyandırır.
Mısır, başarı hikâyesi değil, gücün ve makamın imtihanıdır; çünkü asıl mesele yükselmek değil, yükselirken insan kalabilmektir.
Bağışlama, haksızlığı yok saymak veya hukuku askıya almak değildir; zulmün insanın içinde ikinci bir zulüm olarak yaşamaya devam etmesine izin vermemektir.
Gömlek, başta yalanın, sonra iffetin ve nihayet şifanın sembolüne dönüşür; Allah dilerse yalanla kirletilmiş görünen bir hatıra, bir gün hakikatin şahidine ve şifanın kokusuna dönüşebilir.
İffet: Kapalı Kapılar Ardında Allah’a Sadık Kalmak
Bu cildin önemli eşiklerinden biri iffettir; fakat burada iffet, yalnızca bedensel bir korunma, toplumsal bir itibar meselesi veya dışarıdan ölçülen bir ahlâk görünüşü olarak ele alınmaz. İffet, insanın kimsenin görmediği yerde de Allah tarafından görüldüğünü bilerek yaşaması, arzunun kendisini hak gibi sunduğu anlarda haysiyetini nefsin eline bırakmaması ve kendisine açılan her kapıyı nasip sanmayacak kadar derin bir iç uyanıklığa sahip olmasıdır.
Hz. Yusuf’un Züleyha kapısı karşısındaki duruşu, çağları aşan büyük bir insanlık dersidir. Çünkü insanı yoldan çıkaran kapılar her zaman aynı biçimde açılmaz; bazen bedenin çağrısıyla, bazen makamın parıltısıyla, bazen şöhretin sarhoşluğuyla, bazen paranın güvenlik hissiyle, bazen görünür olma tutkusuyla, bazen de insanın kendi yalnızlığını yanlış yerlerde susturma arzusuyla açılır.
Zindan: Bekleyişin İnsanı İçten Yontması
İkinci cildin en derin duraklarından biri zindandır; çünkü kuyu ani bir düşüşken, zindan uzun bir bekleyiştir. Kuyu insanı bir anda sarsar; fakat zindan, insanı her gün yeniden aynı duvara, aynı sessizliğe, aynı unutulmuşluğa, aynı gecikmiş adalete ve aynı belirsiz bekleyişe uyandırır.
Hz. Yusuf’un zindanda bile başkasının rüyasını yorumlaması, insanın kendi acısına kapanmadan başkasının karanlığına ışık tutabilme olgunluğunu gösterir. Kendi yarası varken başkasının rüyasına ışık tutabilen insan, acısını putlaştırmamış, onu merhametin ve hikmetin hizmetine vermiş insandır.
Kuyu insanı düşürür; zindan insanı bekletir. Fakat bekleyiş, kalbi çürütmek zorunda değildir; bazen zindan, insanın içindeki aceleyi, hıncı ve dağınıklığı yontan ağır bir terbiye mektebine dönüşür.
Rüya Yorumlamak: Görünenin Altındaki Hakikati Okumak
Bu ciltte rüya yorumlamak, yalnızca geleceğe dair bir işaret çözmek veya gizli anlamları bilmek şeklinde ele alınmaz; aksine görünenin altındaki hakikati okuyabilme, olayların yüzeyinde kalmadan insanın kalbini, niyetini, korkusunu, hırsını, kırılganlığını ve Allah’ın kendisine hangi ahlâkı öğrettiğini fark edebilme hikmeti olarak değerlendirilir.
Modern insan bilgiye hiç olmadığı kadar hızlı ulaşıyor; fakat ulaştığı bilgiden hikmet çıkarma konusunda çoğu zaman yoksullaşıyor. Çok bilgiye sahip olmak insanı derinleştirmez; insanı derinleştiren şey, bilginin altındaki hikmeti ve kendi kalbinin içindeki hakikati okuyabilme ahlâkıdır.
Mısır: Gücün, Makamın ve Adaletin İmtihanı
Mısır, bu kitapta bir başarı hikâyesi olarak değil, gücün, makamın ve adaletin imtihanı olarak yer alır. Çünkü Hz. Yusuf’un kuyudan saraya uzanan yolculuğu dışarıdan bakıldığında bir yükseliş gibi görünebilir; fakat hakikatte bu yükseliş, insanın güç karşısında kirlenmeden kalıp kalamayacağını gösteren çok daha ağır bir sınavdır.
Makam insanı değiştirmez; makam, insanın içinde sakladığı hakikati büyüterek herkesin görebileceği bir aynaya dönüştürür. Merhameti olanın merhameti, kini olanın kini, adaleti olanın adaleti ve emanete sadakati olanın sadakati güçle birlikte görünür hâle gelir.
Kıtlık, Dönüş ve Bağışlama
Hz. Yusuf’un kıtlık yönetimi, kaynakların hikmetle korunması kadar korkunun, paniğin, bencilliğin ve toplumsal dağılmanın da yönetilmesi gerektiğini gösterir. Yönetmek, yalnızca insanların karnını doyurmak değil; insanların korkularını, güvensizliklerini, yarın endişelerini ve çaresizlik duygularını da adaletle, merhametle ve güven veren bir ahlâkla karşılamak demektir.
Kardeşlerin yıllar sonra Hz. Yusuf’un kapısına gelişi, yalnızca geçmişteki bir suçun failleriyle mazlumun karşılaşması değildir; bu sahne, zamanın insanı kendi yaptıklarıyla yüzleştiren derin adaletini gösterir. İnsan, kırdığı yerin merhametine muhtaç kaldığında, geçmişin gerçek ağırlığını ilk defa hisseder.
Bu kitapta bağışlama, haksızlığı yok saymak, suçu silmek, hukuku askıya almak veya insanı yeniden aynı yaraya açık bırakmak anlamına gelmez. Bağışlama, zulmü meşrulaştırmak değil, zulmün insanın içinde ikinci bir zulüm olarak yaşamaya devam etmesine izin vermemektir.
Gömlek Bu Kez Şifa Taşır
Hz. Yusuf’un kıssasında gömlek, başta yalanın, sonra iffetin ve nihayet şifanın sembolüne dönüşür. Birinci ciltte kanlı gömlek yalanın delili gibi sunulurken, ikinci ciltte arkadan yırtılan gömlek iffetin sessiz şahidi olur ve finalde gömlek, Hz. Yakub’un gözlerine şifa taşıyan bir rahmet kokusuna dönüşür.
Bu sembolik dönüşüm, insan hayatının en büyük umutlarından birini gösterir: Allah dilerse insanın hayatında yalanla kirletilmiş görünen bir hatıra, bir gün hakikatin şahidine; hasretle taşınan bir acı, bir gün şifanın kokusuna; ayrılık ve bekleyişle ağırlaşan bir emanet, bir gün rahmetin kapısına dönüşebilir.
Kimler Okumalı?
Bu kitabı, Hz. Yusuf’un kıssasını yalnızca kuyuya atılan bir çocuğun dramı olarak değil; insanın iffet, iftira, zindan, bekleyiş, güç, adalet, bağışlama, şifa ve içsel yüzleşme yolculuğu olarak okumak isteyen herkes okuyabilir.
Aynı zamanda bu eser, haksızlık karşısında haysiyetini korumaya çalışan, bekleyişin insanı nasıl yorduğunu bilen, unutulmanın kalpte açtığı sessiz yarayı tanıyan, gücün insanı nasıl sınadığını düşünen, affetmenin ne olduğunu ve ne olmadığını derinlemesine anlamak isteyen okurlar için hazırlanmış yoğun bir iç yolculuktur.
Bu Eserlerin Satışından Doğan İmkân
Bu eserlerin satışından doğan imkân, yalnız bir kitap alışverişinin sonucu olarak değil, düşüncenin, vicdanın, iyiliğin, okul ve kütüphane hassasiyetinin, gençlere ulaşma arzusunun ve insanın insana emanet olduğu fikrinin çoğalmasına vesile olabilecek bir emanet alanı olarak görülür. Bu sebeple okurun bu esere yönelmesi, yalnız kendi iç dünyasına yapılmış derinlikli bir yolculuk değil, aynı zamanda kitabın, fikrin ve iyilik niyetinin daha geniş insanlara ulaşmasına katkı sunan anlamlı bir destek olarak da değer taşır.
Her Kuyudan Yusuf Çıkmaz — II. Cilt, yalnızca okunacak bir kitap değil; insanın kendi zindanını, kendi bekleyişini, kendi güç imtihanını, kendi affedemediği yerleri, kendi içinde taşıdığı zehri ve bir gün şifaya dönüşmesini umduğu gömleğini yeniden düşünmesi için açılmış derin bir vicdan kapısıdır.
Bazı kitaplar yalnızca okunmaz; insanın içindeki zindanın kapısını yoklar, gücün karşısında saklanan nefsi açığa çıkarır, affedemediği yaraların etrafındaki zehri gösterir ve okuru kendi kalbinde şifa taşıyan gömleğin kokusunu aramaya davet eder.