2.000 TL ve üzeri alışverişlerinizde Kargo Ücretsiz! 2.000 TL ve üzeri alışverişlerinizde Kargo Ücretsiz! 2.000 TL ve üzeri alışverişlerinizde Kargo Ücretsiz! 2.000 TL ve üzeri alışverişlerinizde Kargo Ücretsiz!

Eğitim mi Öğütüm mü 1.Cilt

  • Bu eserlerin satışından doğan imkân, yurdun farklı şehirlerinde gerçekleştirdiğimiz okul buluşmalarında, okul yöne­timlerinin rehberliğinde belirlenen kız öğ­ren­cilerin okuma serüvenine omuz olmakta; aynı zamanda okul kütüphanelerine ücretsiz kitap setleri ulaştırılarak daha geniş bir iyiliğe kapı aralamaktadır. Bu çalışmalara ilişkin belge ve bilgilere sitemiz üzerinden ulaşabilirsiniz.
  • Ürün Kodu: MYO30TBWRO
  • Barkod: 7098522554678
  • Marka: Muhammed Rıdvan SADIKOĞLU
  • Kategori:
  • Stok: 20+
  • 0,00 TL
  • 0,00 TL 'den başlayan taksitlerle
WHATSAPP İLE SİPARİŞ VER
Hızlı Gönderi
Güvenli Alışveriş
İade ve Değişim

Eğitim mi Öğütüm mü?

1. Cilt

524 sayfa - Karton Kapak

Bu kitap yayına hazır olup şimdilik sadece ÖN SİPARİŞ alınabilmektedir. Arzu edenler için eserin dijital hali sitede mevcuttur. 

Eğitim mi Öğütüm mü?, Muhammed Rıdvan Sadıkoğlu’nun uzun yıllara yayılan eğitimcilik tecrübesi, saha gözlemleri ve insan yetiştirme meselesine duyduğu derin vicdan sorumluluğuyla kaleme aldığı güçlü bir eğitim muhasebesidir. Eser, eğitimi yalnızca sınav, müfredat, diploma ve akademik başarı üzerinden değil; çocuğun karakteri, vicdanı, merhameti, adalet duygusu, aile bağı, öğretmenle ilişkisi, okul iklimi, teknoloji kullanımı ve insanlık sorumluluğu üzerinden ele alır. Bu kitap, çocuklarımızı gerçekten eğitip eğitmediğimizi, yoksa onları sınav, rekabet, ezber, beklenti ve sistem baskısı içinde farkında olmadan öğütüp öğütmediğimizi sorgulayan derin bir çağrıdır.

Eğitim mi Öğütüm mü?, Muhammed Rıdvan Sadıkoğlu’nun uzun yıllara yayılan eğitimcilik tecrübesinin, köy okullarından şehir merkezlerine, sınıf içlerinden aile ortamlarına, öğretmen odalarından gençlerin sessiz bakışlarına, sınav baskısından teknoloji çağının yeni meydan okumalarına kadar uzanan geniş bir tanıklığın içinden süzülerek kaleme aldığı güçlü bir eğitim, toplum ve insan yetiştirme muhasebesidir.

Bu eser, eğitimi yalnızca okul, müfredat, sınav, diploma, başarı tablosu ve akademik sonuç üzerinden okuyan dar bakışa karşı, insanın bütün varlığını merkeze alan daha derin, daha vicdanlı ve daha sorumlu bir çağrıda bulunur. Çünkü yazara göre eğitim, çocuğun zihnine bilgi yüklemekten ibaret değildir; eğitim, insanın karakterini, vicdanını, merhametini, adalet duygusunu, sorumluluk bilincini, aile bağını, toplumsal aidiyetini ve hakikat karşısındaki duruşunu inşa eden asli bir medeniyet meselesidir.

Kitabın temel sorusu, adından itibaren okurun zihnine güçlü bir muhasebe bırakır: Eğitiyor muyuz, yoksa öğütüyor muyuz? Eğer bir sistem çocuğu anlamadan ölçüyor, ruhunu görmeden yarıştırıyor, farklılıklarını duymadan standartlaştırıyor, merakını beslemeden ezberletiyor, ahlakını derinleştirmeden yalnızca başarıya zorluyor, ailesiyle birlikte güçlendirmeden yalnız bırakıyor, öğretmenini desteklemeden sonuç bekliyor ve teknolojiyi insanı büyütmek için değil de süreci hızlandırmak için kullanıyorsa, orada eğitimle öğütüm arasındaki çizgi tehlikeli biçimde incelmiş demektir.

Eğitim mi Öğütüm mü?, tam da bu incelen çizginin üzerine eğilir. Bu kitap, çocuğu yalnızca sınav sonucuyla, öğretmeni yalnızca ders anlatma göreviyle, aileyi yalnızca başarı beklentisiyle, okulu yalnızca bina ve kurum düzeniyle, teknolojiyi yalnızca araç ve hız meselesiyle, bilgiyi ise yalnızca aktarılacak içerik olarak gören anlayışın yetersizliğini gösterir. Yazar, bütün bu alanların merkezine insanı, insanın merkezine ise emanet, anlam, ahlak, merhamet, emek, adalet ve sorumluluk bilincini yerleştirir.

Bu birinci cilt, eğitimin ana damarlarına eğilerek okuru uzun soluklu bir düşünce yolculuğuna çıkarır. Okulun mektep ruhunu nasıl kaybettiğini, sınav baskısının çocuğun bugünü ile geleceği arasına nasıl ağır bir gölge düşürdüğünü, aile dilinin eğitim üzerindeki belirleyici etkisini, öğretmenin yalnızca bilgi aktaran biri değil, çocuğun iç dünyasına yol açan bir rehber olduğunu, okuma ve dilin düşünceyi nasıl kurduğunu, matematik ve bilimin yalnızca ders değil muhakeme terbiyesi olduğunu, teknolojinin ve yapay zekânın eğitimde hem büyük bir imkân hem de ciddi bir risk taşıdığını, diploma ile hayat arasındaki kopukluğun gençlerde nasıl bir belirsizlik doğurduğunu ve bütün bunların sonunda insan merkezli bir mektep fikrine nasıl yeniden dönülebileceğini tartışır.

Kitabın en güçlü taraflarından biri, meseleyi yalnızca sistem eleştirisine hapsetmemesidir. Sadıkoğlu, eğitimdeki sorunları saymakla yetinmez; sorunun ailedeki dilde, öğretmenin yalnız bırakılmışlığında, okul ikliminin zayıflamasında, sınav merkezli başarı anlayışında, çocukların ekran çağında kaybolmasında, gençlerin anlam boşluğunda, mesleki eğitimin itibarsızlaştırılmasında, teknolojinin ahlaki ölçülerden koparılmasında ve toplumun çocuk yetiştirme sorumluluğunu parçalı biçimde taşımasında nasıl derinleştiğini gösterir. Bu yönüyle eser, şikâyeti çoğaltan değil, sorumluluğu derinleştiren bir metindir.

Yazarın sahadan gelen tanıklığı, kitaba teorik bir eğitim metninin ötesinde canlı ve vicdani bir derinlik kazandırır. İnsan İnsana Emanettir projesi kapsamında farklı şehirlerde, ilçelerde, okullarda ve kurumlarda gençlerle, öğretmenlerle, ailelerle ve eğitim ortamlarıyla kurulan temas, bu eserin yalnız masa başında üretilmiş soyut değerlendirmelerden ibaret olmadığını gösterir. Bu kitapta, sınavın altında ezilen çocuk da vardır; ailesinin beklentisini taşıyamayan genç de; öğretmenine güvenmek isteyen fakat bunu gösterecek dili bulamayan öğrenci de; sınıfa bütün yorgunluğuna rağmen girmeye devam eden öğretmen de; iyi niyetle çocuğunu büyütmeye çalışırken farkında olmadan onu yoran aile de vardır.

Eğitim mi Öğütüm mü?, bugünün eğitim krizini yalnızca teknik bir problem olarak değil, büyük bir insanlık ve medeniyet problemi olarak ele alır. Çünkü eğitim bozulduğunda yalnızca sınav sonuçları düşmez; çocukların iç dünyası incinir, öğretmenin itibarı zayıflar, aile ile okul arasındaki güven bağı çözülür, bilgi hikmete dönüşemez, teknoloji insanı büyütmek yerine dikkatini ve mahremiyetini tüketen bir alana dönüşür, gençler diploma sahibi olsa bile hayat karşısında yönsüz kalır.

Bu eser, okura kolay umut cümleleri sunmaz; fakat karanlık bir çaresizlik de dayatmaz. Tam tersine, çocuğun hâlâ bakışıyla çağırdığını, öğretmenin hâlâ bütün yorgunluğuna rağmen sınıfa girdiğini, ailenin hâlâ çocuğu için iyi bir gelecek istediğini, okulun hâlâ yeniden mektep olma imkânını taşıdığını ve toplumun hâlâ kendi çocuklarına karşı sorumluluğunu hatırlayabileceğini söyler. Bu sebeple kitap, eğitim meselesini yalnızca başkalarının görevi saymaktan vazgeçip bu büyük emaneti birlikte omuzlamaya çağırır.

Kitapta okul, yalnızca ders yapılan bir bina değildir; okul, çocuğun güven duyduğu, öğretmenin yalnız bırakılmadığı, ailenin bilinçli biçimde sürece katıldığı, bilginin hayatla buluştuğu, merakın korunduğu, ahlakın davranışa dönüştüğü ve çocuğun yalnızca ölçülen bir veri değil, görülmesi, anlaşılması, korunması ve yetiştirilmesi gereken bir emanet olarak kabul edildiği bir mektep iklimidir.

Bu yüzden Eğitim mi Öğütüm mü?, öğretmenlere, ailelere, okul yöneticilerine, eğitim politikası üzerine düşünenlere, gençlerle çalışan kurumlara, rehberlik alanında emek verenlere ve çocuklarının geleceğini yalnızca sınav istatistiklerine teslim etmek istemeyen herkese hitap eder. Ancak bu eser yalnızca eğitimciler için yazılmış bir kitap değildir; insanın insana emanet olduğunu bilen, çocukların kaybolmadan görülmesini isteyen, gençlerin anlam boşluğuna terk edilmesine razı olmayan, teknolojinin insanı eksiltmeden kullanılmasını önemseyen, bilgi ile ahlakın yeniden buluşması gerektiğine inanan herkes için derin bir çağrıdır.

Bu kitap, eğitim üzerine düşünürken bizi şu temel gerçekle yüzleştirir: Bir ülkenin geleceği yalnızca okullarının sayısıyla, sınavlarının adıyla, teknolojik altyapısıyla, diplomalarının çokluğuyla veya başarı listeleriyle kurulmaz; bir ülkenin geleceği, çocuklarına nasıl baktığı, öğretmenine nasıl sahip çıktığı, ailesini nasıl bilinçlendirdiği, bilgisini hangi ahlakla taşıdığı ve insan yetiştirme davasını ne kadar ciddiye aldığıyla kurulur.

Eğitim mi Öğütüm mü?, bu büyük davayı yeniden hatırlatmak için yazılmıştır. Çocuğun yalnızca başarılı olmasını değil, insan kalmasını; öğretmenin yalnızca ders anlatmasını değil, gönle dokunmasını; ailenin yalnızca beklenti kurmasını değil, doğru iklim oluşturmasını; okulun yalnızca kurum olmasını değil, mektep ruhuna kavuşmasını; teknolojinin yalnızca hız sağlamasını değil, insanın gelişimine hizmet etmesini; bilginin yalnızca zihinde kalmasını değil, vicdanla birleşerek hayata yön vermesini isteyen güçlü bir düşünce kitabıdır.

TESLİMAT
 
Ürünü sipariş verdiğiniz gün saat 18:00 ve öncesi ise siparişiniz aynı gün kargoya verilir vee ertesi gün teslim edilir.

Eğer kargoyu saat 18:00`den sonra verdiyseniz ürününüzün stoklarda olması durumunda ertesi gün kargolama yapılmaktadır.
 
Yükleniyor...