Ankebut — Fizikî Kitap Ön Sipariş

  • Bu eser yayına hazırdır ve fizikî baskısı için ön sipariş alınmaktadır. Dijital sürümüne hemen erişmek isteyen okurlarımız, web sitemizdeki dijital eser seçeneğini tercih edebilir.
  • Ürün Kodu: BCF1ZWW67T
  • Barkod: 7098522646632
  • Marka: Muhammed Rıdvan SADIKOĞLU
  • Kategori: Yayına Hazır Eserleri
  • Stok: 20+
  • %50indirim
    300,00 TL
    150,00 TL
  • 12,50 TL 'den başlayan taksitlerle
WHATSAPP İLE SİPARİŞ VER
Hızlı Gönderi
Güvenli Alışveriş
İade ve Değişim
Ankebût Sûresi Eksenli Düşünce Kitabı • 581 Sayfa • Karton Kapak

Ankebut Zayıf Evlerden Sağlam Emanete Doğru Bir Yolculuk

Muhammed Rıdvan Sadıkoğlu’nun Ankebût Sûresi’nin sembol, kıssa ve kavram dünyasından hareketle kaleme aldığı bu eser; örümcek evi temsili, imtihan, iman, sahte güvenler, halk–ankebut ayrımı, modern çağın dijital ağları, kariyer ve konforla cilalanmış iç boşluk, merhamet, adalet, rızık, namaz, dünya hayatı ve ahiret bilinci üzerinden bugünün insanını kendi iç ağlarıyla yüzleştiren edebî, fikrî ve vicdanî bir çağrıdır.

Ankebut, insanın sağlam zannettiği zayıf sığınaklardan çıkıp hakikate, emanete, merhamete ve sahici bir iç dirilişe yönelmesi için kaleme alınmış ağır fakat umutlu bir dönüş çağrısıdır. Eser, okuru başkalarının örümcek evlerinden önce kendi içindeki ağlara bakmaya davet eder.
AnkebutAnkebût Sûresi eksenli eser
581Sayfa
KartonKapak bilgisi
Emanetİman, imtihan, iç muhasebe

Kitabın Künyesi

Kitabın AdıAnkebut
YazarMuhammed Rıdvan Sadıkoğlu
Sayfa Sayısı581 sayfa
KapakKarton Kapak
Merkez KavramlarÖrümcek evi, iman, imtihan, emanet
Sayfa TürüKitap ürün sayfası
Tür

Ankebût Sûresi eksenli düşünce kitabı, deneme, Kur’ânî kıssa ve sembol okuması, iç mu­ha­se­be, iman, imtihan, sahte güvenler, halk–ankebut ayrımı, modern çağın dijital ağları, merhamet, adalet, rızık, namaz, dünya hayatı ve ahiret bilinci üzerine de­rin­lik­li bir eser.

Ana Damar

İnsanın Allah’a yaslanmayan, hakikatten beslenmeyen, merhametle incelmeyen, adaletle dengelenmeyen ve emanet bilinciyle korunmayan bütün sahte sığınaklarının dışarıdan güçlü gö­rün­se bile içeriden ne kadar kı­rıl­gan olduğunu örümcek evi temsili üzerinden sor­gu­la­mak; okuru kendi eliyle ördüğü gö­rün­mez ağlardan sağlam emanete çağırmak.

Örümcek Evi Temsilinden Bugünün İnsanına Açılan Ayna

Ankebut, klasik anlamda bir tefsir iddiası taşımadan, ilâhî hitabın açtığı anlam ufkunu bugünün insanına, bugünün toplumuna, bugünün ailelerine, bugünün dijital ağlarına, bugünün güç ilişkilerine, bugünün dindarlık biçimlerine ve insanın kendi kalbinde ördüğü gö­rün­mez ağlara doğru genişleten edebî, fikrî ve vicdanî bir okumadır.

Bu kitap, yalnızca bir sûre adı etrafında kurulmuş düşünce metni değildir; insanın sağlam zannettiği zayıf sığınakları, güven sandığı esaretleri, aidiyet diye taşıdığı bağımlılıkları, hakikat yerine koyduğu sahte dayanakları ve kendi eliyle ördüğü iç ağları görmeye çağıran ağır bir iç mu­ha­se­be kitabıdır.

Hakikate yaslanmayan hiçbir ev insanı taşıyamaz; fakat hakikate dönmeye niyet eden hiçbir kalp, en zayıf ağların içinden bile çıkamayacak kadar çaresiz değildir.

İnsanın Kendi Eliyle Ördüğü Görünmez Ağlar

Ankebut kelimesi, burada sadece örümcek evi temsilinin işareti olarak değil; paraya, makama, çevreye, kariyere, statüye, ekrana, gö­rü­nür­lüğe, ideolojik bağlılıklara, dinî kimlik gösterilerine, aile içi suskunluklara, kurumsal imtiyazlara ve insanın kendi nefsini temize çıkaran gerekçelerine kadar uzanan geniş bir varoluş aynası olarak ele alınır.

Eser okura kolay bir haklılık alanı açmaz; başkalarının yanlışları üzerinden rahatlatan, çağı dışarıdan suçlayan ve insanı kendi iç mu­ha­se­be­sin­den muaf tutan bir dil kurmaz. Tam tersine, insanı kendi kalbine, kendi niyetine, kendi korkusuna, kendi menfaatine, kendi suskunluğuna, kendi hıncına, kendi kibrine, kendi mağduriyet hikâyesine ve kendi sahte sığınaklarına döndürür.

Bu sesli müzakere, kitabın yerini almak için değil; okuru Ankebût Sûresi’nin açtığı sembol, kıssa ve kavram dünyasına, örümcek evi temsilinin bugünün insanındaki karşılıklarına ve eserin kurduğu iç mu­ha­se­be alanına yaklaştırmak için hazırlanmıştır.

Eserin Ana Meseleleri

Birinci Mesele

Sahte Sığınaklar

İnsan, Allah’a yaslanmayan, hakikatten beslenmeyen, merhametle incelmeyen, adaletle dengelenmeyen ve emanet bilinciyle korunmayan her yapının dışarıdan ne kadar güçlü gö­rü­nür­se görünsün, içeriden ne kadar kı­rıl­gan olduğunu çoğu zaman ancak o yapı çökmeye başladığında fark eder.

İkinci Mesele

Dijital Ağlar

Ekranın ışığı hakikatin ışığı değildir; dijital kalabalık vicdanın yerine geçmez; etkileşim emanetin ölçüsü olamaz. Modern insan, gö­rün­mez ağların ortasında yaşadığı hâlde çoğu zaman özgür olduğunu zanneder.

Üçüncü Mesele

İman İddiası

İman, yalnızca kültürel bir aidiyet değil; insanın acı karşısında dağılmadan, nimet karşısında taşmadan, güç karşısında zalimleşmeden, menfaat karşısında hakikati eğmeden yaşayabilme so­rum­lu­lu­ğu­dur.

Dördüncü Mesele

İç Muhasebe

Kur’ânî hitabın en ağır terbiyesi, insanı başkalarının kusurları üzerinden güvenli bir hüküm makamına oturtmak değil, kendi iç gerçeğini Allah karşısında açık tutmaya çağırmaktır.

Halk ile Ankebut Arasındaki Derin Ayrım

Eserin en güçlü kavramsal ayrımlarından biri “halk” ile “ankebut” arasındaki derin farktır. Halk, insanın insana açık kaldığı, kapının yalnızca güçlüye değil yorguna da aralandığı, zayıfın hakkının güçlüye karşı korunabildiği, yetimin, yaşlının, hastanın, engellinin, borçlunun, yoksulun ve sesi az çıkan insanın vicdanın merkezinde tutulduğu açık bir emanet meydanıdır.

Ankebut ise kapalı ağın, menfaat ilişkisinin, gizli hesabın, imtiyazın, ayıp arşivinin, tarafgir adaletin, insanı basamak yapan rekabetin ve görünürde düzenli fakat içeride insan öğüten düzenlerin adıdır. Halkta insan insana emanettir; ankebutta insan insana basamaktır. Halkta söz ahittir; ankebutta söz stratejidir.

Halk ahlakı insanı merkeze alır; ankebut düzeni insanı aracın, hesabın, korkunun ve menfaatin içine yerleştirir.

Kıssalar, Bugünün Kalbine Tutulan Diri Aynalardır

Kitap boyunca Hz. Nuh’un uzun sabrı, Hz. İbrahim’in putları kırışı, Hz. Lût kıssasının mah­re­mi­yet ve toplumsal çözülme uyarısı, Medyen’in ölçü ve ticaret ahlakı, Âd ve Semûd’un ruhsuz imar dili, Firavun’un tahakkümü, Karun’un biriktirme sarhoşluğu ve Haman’ın kötülüğü teknikleştiren aklı, yalnızca tarihsel anlatılar olarak değil; bugünün insanını, kurumlarını, pazarlarını, şehirlerini, ailelerini, sosyal medya kalabalıklarını ve kalp mimarisini okumaya yarayan diri aynalar olarak ele alınır.

Çünkü kıssa, insana yalnızca “onlar ne yaptı?” sorusunu sordurduğunda eksik kalır; asıl kıssa, insanı “ben bu kıssanın neresindeyim?” sorusuna getirdiğinde diriltici bir aynaya dö­nü­şür.

Aile, Söz, Ticaret ve Eğitimde Ankebut Ağı

Bu kitapta aile yalnızca sıcak bir sığınak olarak değil, kimi zaman hakikatin, adaletin ve vicdanın önüne geçen gö­rün­mez ağların da kurulabildiği ilk insanlık alanı olarak düşünülür. Anne babaya iyilik, insanın vicdanını ailesine teslim etmesi değildir; vefa, haksızlığı örtmek değildir; saygı, suskunluğa mahkûm olmak değildir; gelenek, hakikatin üzerine çıkarılacak bir put değildir.

Ticarette, eğitimde, kurum kültüründe ve dijital davranış alanlarında da halk ahlakı ile ankebut düzeni arasındaki fark görünür kılınır. Halk ticareti güven üretir; ankebut ticareti işlem üretir fakat insanın insana güvenini azaltır. Halk eğitimi insanı büyütür; ankebut eğitimi insanı sisteme uygun çıktı hâline getirir.

Söz, Merhamet, Namaz ve Rızık Üzerinden Kurulan Derinlik

Birinci Kapı

Söz Ahlakı

Çağımızda kelimeler çoğalmış, fakat sözün itibarı azalmıştır. İnsan daha çok konuşmakta, daha hızlı yazmakta ve daha keskin hüküm vermektedir; ancak kelimenin ahit oluşu, bir cümlenin kalp kırabileceği ve bir doğrunun bile yanlış niyetin elinde yaralayıcı olabileceği çoğu zaman unutulmaktadır.

İkinci Kapı

Merhamet ve Adalet

Merhamet, zayıf bir duygulanma değil; yardım ederken muhatabı mahcup etmemeyi, adalet ararken hınca kapılmamayı, kurumda dosyanın arkasındaki insan yüzünü unutmamayı ve zayıfın hakkını koruyabilmeyi gerektiren kurucu bir ahlaktır.

Üçüncü Kapı

Namaz ve Hayat

Namaz, seccadede başlayıp hayata inmeyen bir ibadet değil; dilin yalanını, ticaretin ölçüsünü, ailedeki adaleti, mah­re­mi­ye­tin korunmasını, kul hakkının ciddiyetini ve dijital dilin terbiyesini sınayan bir ahlak çağrısıdır.

Dördüncü Kapı

Rızık ve Güven

Rızık, yalnızca geçim meselesi değil; insanın hangi güvenlik ağlarına yaslandığını, ekmek korkusu karşısında vicdanını eğip eğmediğini ve Allah’a güvenini hangi şartlarda kaybettiğini açığa çıkaran ağır bir imtihandır.

Dünya Hayatı, Oyalanma ve Ahiret Bilinci

Dünya hayatının oyun ve oyalanma oluşu, kitapta hız, tü­ke­tim, gündem bağımlılığı, alışveriş, dijital akış, sürekli meşguliyet ve hakikati erteleme kültürü üzerinden de­rin­leş­ti­ri­lir. Çünkü insan yalnızca eğlenceyle değil, çok ciddi görünen meşguliyetlerle de oyalanabilir.

Eğer ahiret gerçek hayatsa, dünya ne bütünüyle terk edilecek kadar anlamsız ne de kalp ona teslim edilecek kadar kalıcıdır. Dünya, insanın sözünü, niyetini, amelini, ilişkisini, ailesini, kazancını, merhametini, makamını, bilgisini ve acısını sınayan geçici bir emanet alanıdır.

Yıkılış Ağıdı Değil, Dönüş Çağrısı

Ankebut, bir yıkılış ağıdı değil, bir dönüş çağrısıdır. Çünkü örümcek evinin zayıflığı yalnızca insanın tutunduğu sahte sığınakların çöküşünü değil, aynı zamanda daha sağlam bir yurda dönme ihtimalini de haber verir.

İnsan, hakikate yaslanmayan evlerin kendisini taşıyamayacağını fark ettiği anda, ilk defa gerçekten sağlam bir emanete yönelme imkânıyla karşılaşır. Bu emanet; Allah’a, doğruluğa, merhamete, adalete, sadakate, sabra, emanete, sahici insan ilişkilerine ve insanın kendi içindeki çıplak hakikate dönme cesaretidir.

Ankebut, okurunu başkalarının örümcek evlerinden önce kendi içindeki ağlara bakmaya, güçlü sandığı yerlerde ne kadar zayıfladığını fark etmeye, kelimelerini yeniden tartmaya, sığınaklarını yeniden yoklamaya ve halk ahlakı ile ankebut düzeni arasındaki farkı kendi evinde, kendi sofrasında, kendi dostluklarında, kendi kurumunda, kendi ibadetinde, kendi ticaretinde, kendi ekranında ve kendi kalbinde aramaya davet eder.

Bu Eserlerin Satışından Doğan İmkân

Bu eserlerin satışından doğan imkân, yalnız bir kitap alışverişinin sonucu olarak değil, düşüncenin, vicdanın, iyiliğin, okul ve kütüphane hassasiyetinin, gençlere ulaşma arzusunun ve insanın insana emanet olduğu fikrinin çoğalmasına vesile olabilecek bir emanet alanı olarak görülür. Bu sebeple okurun bu esere yönelmesi, yalnız kendi iç dünyasına yapılmış de­rin­lik­li bir yolculuk değil, aynı zamanda kitabın, fikrin ve iyilik niyetinin daha geniş insanlara ulaşmasına katkı sunan anlamlı bir destek olarak da değer taşır.

Ankebut, okurunu başkalarının örümcek evlerinden önce kendi içindeki ağlara bakmaya, güçlü sandığı yerlerde ne kadar zayıfladığını fark etmeye, kelimelerini yeniden tartmaya, sığınaklarını yeniden yoklamaya ve hakikate yaslanmayan hiçbir evin insanı taşıyamayacağını görmeye çağıran güçlü bir vicdan kitabıdır.

Hakikate dönmeye niyet eden kalp, en zayıf ağların içinden bile çıkamayacak kadar çaresiz değildir; yeter ki insan kendi ördüğü ağları emanetin, merhametin, adaletin ve hakikatin ışığında görmeye razı olsun.

TESLİMAT
 
Ürünü sipariş verdiğiniz gün saat 18:00 ve öncesi ise siparişiniz aynı gün kargoya verilir ve ertesi gün teslim edilir.

Eğer kargoyu saat 18:00`den sonra verdiyseniz ürününüzün stoklarda olması durumunda ertesi gün kargolama yapılmaktadır.
Benzer Ürünler
Yükleniyor...