Setin Künyesi
Set AdıBeşli Roman Seti
YazarMuhammed Rıdvan Sadıkoğlu
Kitap Sayısı5 Roman
Toplam Sayfa1742 sayfa
Setteki EserlerKerb-ü-Belâ 1–2–3, Diriliş, Geceye Bir Güneş Çizdim
Ana EksenHakikat, sadakat, merhamet, yetimlik ve vicdan
TürRoman, tarihî roman, toplumsal roman, iç muhasebe, vicdan, Kerbelâ okuması, yetimlik, muhacirlik, töre, yoksulluk, merhamet, emanet, sadakat, hakikat ve insanın bedel anında hangi safta kaldığını derinlikli biçimde sorgulayan beş romanlık set.
Ana DamarTarihin en derin yarasıyla çağın en güncel kırıklarını aynı büyük vicdan omurgasında buluşturmak; Kerb-ü-Belâ’nın çölüyle modern insanın kuruyan kalbini, hakikatin siyasal iktidar karşısında yalnız bırakılışını, töre ve yoksulluk karşısında kırılan çocuklukları, savaş ve muhacirlik içinde yetimleşen hayatları aynı büyük insanlık sorusuna bağlamak.
Bu Eserlerin Satışından Doğan İmkân
Bu eserlerin satışından doğan imkân, yurdun farklı şehirlerinde gerçekleştirdiğimiz okul buluşmalarında, okul yönetimlerinin rehberliğinde belirlenen kız öğrencilerin okuma serüvenine omuz olmakta; aynı zamanda okul kütüphanelerine ücretsiz kitap setleri ulaştırılarak daha geniş bir iyiliğe kapı aralamaktadır. Bu çalışmalara ilişkin belge ve bilgilere sitemiz üzerinden ulaşabilirsiniz.
Beş Romanı Birleştiren Büyük Vicdan Çizgisi
Bu beş kitap bir araya geldiğinde, ilk bakışta farklı zaman ve zeminlerde geçen anlatılar gibi görünür; fakat derinlere inildiğinde aslında tek bir büyük anlatının çeşitli halkaları oldukları açıkça görülür. Kerb-ü-Belâ, hakikatin siyasal iktidar karşısında nasıl yalnızlaştırıldığını ve sevgi ile sadakat arasındaki farkı gösterir. Diriliş, çağdaş hayatın içinde töre, yoksulluk ve ihmal karşısında merhametin ve insan olma yükünün nasıl sınandığını anlatır. Geceye Bir Güneş Çizdim ise savaşın ve muhacirliğin ortasında insanlığın neden bu kadar kolay yetimleştiğini, çocukların neden büyüklerin günahlarını taşımak zorunda bırakıldığını ve vicdanın geç kalınca nasıl ağırlaştığını gösterir.
Böylece setin tamamı, farklı olaylar anlatıyor gibi görünse de gerçekte aynı sorunun çevresinde döner: Hakikat yalnız kaldığında kim yürür, kim susar, kim mazeret üretir, kim bedel öder? Bu bakımdan bu set, beş ayrı roman değil; tarihle bugünü, kutsal emanetle çağdaş yarayı, Kerbelâ’nın çölüyle modern insanın kuruyan kalbini aynı büyük vicdan çizgisinde birleştiren bütünlüklü bir roman evrenidir.
İnsan, söylediği değerlerle değil; yalnız bırakmadığı hakikatlerle ölçülür.
Setteki Kitapları Tek Tek İncele
1. Roman • Kerb-ü-Belâ Üçlemesinin İlk Halkası
Kerb-ü-Belâ 1. Cilt — Ya Biat Ya Ölüm
Hakikatin, meşruiyet kisvesine büründürülmüş zorbalık karşısında kendi özünü koruma iradesi.
Kerb-ü-Belâ üçlemesinin birinci cildi olan “Ya biat ya ölüm”, Hz. Hüseyin’in Yezid’e boyun eğmeyi reddedişini yalnızca tarihî bir muhalefet tavrı olarak değil, hakikatin kendi özünü koruma iradesi olarak kurar.
Burada biat, sıradan bir idarî sadakat yemini değil; nübüvvet çizgisinin mülk sevdasına teslim edilmesi, sözün namusunun kirletilmesi ve Nebevî emanetin siyasî tahakküme razı edilmesi anlamına gelen büyük bir eşik hâline gelir.
2. Roman • Kerb-ü-Belâ Üçlemesinin İkinci Halkası
Kerb-ü-Belâ 2. Cilt — İhanetin Şifreleri
Kûfe’nin yalnızca coğrafî değil, ahlâkî anlamını gösteren ağır yüzleşme.
Kerb-ü-Belâ 2. Cilt — İhanetin Şifreleri, bu büyük kırılmayı mümkün kılan iç çürümeyi, mektup yazan ama yürümeyen kalabalıkları, haklı olduğunu bildiği hâlde korkuya yenilenleri ve makamını korumak için vicdanını susturan idarecileri gösterir.
Bu cilt, Kerbelâ’yı yalnızca zalimlerin cesaretiyle değil, iyiliğin korkaklığıyla, gecikenlerin vebaliyle ve sevginin sadakate dönüşmeyişiyle birlikte anlamaya çağırır.
3. Roman • Kerb-ü-Belâ Üçlemesinin Üçüncü Halkası
Kerb-ü-Belâ 3. Cilt — Susuzluğun Feryadı
Merhametin bilinçli biçimde geri çekildiği nihai eşik.
Kerb-ü-Belâ 3. Cilt — Susuzluğun Feryadı, artık bütün mazeretlerin bittiği, ihanetin son maskesinin düştüğü ve merhametin bilinçli biçimde geri çekildiği nihai eşiği anlatır.
Çocukların kuruyan dudaklarında ümmetin kalbinden çekilen rahmet görünür olur; Fırat’ın önüne çekilen set yalnızca suyun değil, insanlığın da önüne çekilmiş bir duvara dönüşür.
4. Roman • Çağdaş Vicdan Halkası
Diriliş
Töre, yoksulluk, eğitim mücadelesi, kırılan çocukluklar ve insan kalabilme sınavı.
Diriliş, bu tarihî kırılmayı çağdaş insanın kalbine taşıyan ilk büyük roman halkasıdır. Bu kitapta karşımıza çıkan şey yalnızca köy hayatı, yoksulluk, eğitim mücadelesi, öğretmenlik sorumluluğu, töre baskısı ve kırılgan hayatlar değildir; burada asıl anlatılan, insan kalmanın her geçen gün zorlaştığı bir çağda vicdanın nasıl ayakta tutulacağıdır.
Berfin’in korku altında ezilen sesi, Mustafa’nın yalnız başına omuzlandığı ağır sorumluluk, Süleyman’ın yaralı çocukluğundan yükselen sert soru ve bütün bu hikâyelerin içinden geçen merhamet damarı, romanı sıradan bir toplumsal anlatı olmaktan çıkarır.
5. Roman • Yetimlik, Muhacirlik ve Gecikmiş Merhamet
Geceye Bir Güneş Çizdim
Yetim bırakılmış vicdanın, gecikmiş merhametin ve başkasının karanlığı karşısında insanın kendi iç ışığını koruyup koruyamadığının romanı.
Geceye Bir Güneş Çizdim, Diriliş’te açılan vicdan damarını daha büyük, daha koyu ve daha yakıcı bir karanlığın içine taşır. Burada annesizlik, yetimlik, savaş, muhacirlik, parçalanmış aileler ve çocuk ruhuna çöken ağır ıstırap, yalnızca toplumsal bir arka plan değil; doğrudan insanlığın yüzüne tutulmuş bir ayna hâline gelir.
Âmine’nin gecikmiş gelişinde aldığı ceza, sonrasında yavaş yavaş ortaya dökülen hikâyesi, Tuğba’nın mahcubiyetten merhamete uzanan iç kırılışı ve Mirvan Dede’nin omzunda taşınan büyük savaş hafızası, romanı yalnızca dramatik değil, ahlâkî olarak da çok ağır bir zemine yerleştirir.
Okur Bu Sette Ne Bulacak?
Setin en büyük derinliği, sevgi ile sadakat, bilmek ile yürümek, üzülmek ile omuz vermek, iman iddiası ile bedel ödeme cesareti arasındaki farkı son derece sert ve unutulmaz biçimde göstermesindedir. Kerbelâ’da mektup yazanlar çoktur ama yürüyenler azdır; hakikati sevdiğini söyleyenler çoktur ama onu yalnız bırakmayanlar azdır; ağıt yakanlar çoktur ama susuzluğu paylaşanlar azdır. Diriliş’te bir çocuğun kaderine üzülenler olabilir; ama o kaderin önüne bedenini koyanlar çok azdır. Geceye Bir Güneş Çizdim’de bir yetimin acısını duyanlar olabilir; ama onun yükünü omzuna alanların sayısı yine azdır.
Bu set aynı zamanda merhametin ne olduğu sorusunu da derinleştirir. Burada merhamet, zayıf bir duygusallık, uzaktan bakıp iç çekmek yahut yalnızca acıya tanıklık edip sonra hayatına devam etmek değildir. Bu setin bütününde merhamet, kuru bir duygulanım değil; ahlâkî tavır, bedel ödeyen sadakat ve yük omuzlama cesareti olarak görünür.
Bu set, okuyucuyu rahatlatan değil; tersine, onu kendi sessizliği, kendi korkuları, kendi ertelemeleri ve kendi konforu karşısında mahcup eden bir roman bütünüdür.
Setin Ana Soruları
Birinci Soru
Hakikat Yalnız Kaldığında Kim Yürür?
Kerb-ü-Belâ üçlemesi, hakikatin siyasal güç karşısında yalnızlaştırıldığı yerde sevginin, sadakatin, cesaretin ve bedel ödeme iradesinin ne kadar sahici olduğunu yoklar.
İkinci Soru
Bir Çocuğun Kaderi Kırılırken Biz Neredeyiz?
Diriliş, kötülüğün sadece zalimlerden doğmadığını; iyiliğin bedel ödemekten vazgeçmesiyle de büyüdüğünü gösterir.
Üçüncü Soru
Bir Yetimin Başını Okşamak İçin Daha Neyi Bekliyoruz?
Geceye Bir Güneş Çizdim, bir yetimin acısını duymanın yetmediğini; insanın o karanlık karşısında kendi iç ışığını koruyup koruyamadığını sorar.
Dördüncü Soru
Merhamet His midir, Yük Omuzlama Cesareti midir?
Bu roman evreninde merhamet, acıya uzaktan bakmak değil; suyun önüne set çekmemek, bir çocuğun hayatı kararmasın diye tek başına bütün bir töreyle boğuşmak ve geç kalmış olsa bile insanlığını kurtaracak yerde durmayı seçmektir.
Sonuç olarak Kerb-ü-Belâ 1–2–3, Diriliş ve Geceye Bir Güneş Çizdim 5’li Roman Seti, tarihin en derin yarasıyla çağın en güncel kırıklarını aynı büyük vicdan omurgasında buluşturan son derece yoğun, sarsıcı ve kalıcı bir roman bütünüdür.
Bu set, bir biyata zorlanmanın, bir ihanet ağının, bir susuzluk kuşatmasının, bir çocuğun kaderinin, bir yetimin sessizliğinin, bir öğretmenin yükünün ve bir ümmetin merhamet sınavının peş peşe ördüğü büyük hakikati dile getirir. Okurun eline yalnızca güçlü romanlar vermez; onun göğsüne ağır bir sızı, zihnine uzun bir muhasebe, kalbine dinmeyecek bir utanç ve ruhuna şu kaçınılmaz soruyu bırakır: Hakikat yeniden yalnız bırakıldığında, ben gerçekten hangi safta duracağım?