Setin Künyesi
Set AdıHer Kuyudan Yusuf Çıkmaz Seti
YazarMuhammed Rıdvan Sadıkoğlu
Cilt Sayısı2 Cilt
Toplam Sayfa783 sayfa
Birinci Cilt400 sayfa
İkinci Cilt383 sayfa
TürDeneme, kıssa okuması, iç muhasebe, ahlâk, vicdan, aile, kardeşlik, kıskançlık, iffet, iftira, bekleyiş, zindan, güç, bağışlama, dönüş ve şifa üzerine iki ciltlik derinlikli eser seti.
Ana DamarHz. Yusuf’un kıssasını yalnızca geçmişte yaşanmış bir peygamber hikâyesi olarak değil; insanın kendi rüyasına, kendi kuyusuna, kendi gömleğine, kendi zindanına, kendi Mısır imtihanına, kendi bağışlama eşiğine ve kendi şifa arayışına tutulmuş büyük bir vicdan aynası olarak okumak.
Kıssa Bize Değil, Biz Kıssaya Çağrılıyoruz
Bu set, klasik anlamda bir tefsir iddiası taşımadan, fakat Kur’ânî kıssanın vakarını, peygamber edebini, insan ruhunun kırılganlığını, hakikat karşısındaki ahlâkî sorumluluğu ve çağımızın yalan, görüntü, kıskançlık, güç, iftira, unutulma, gösteri, mağduriyet, bağışlama ve içsel dönüşüm problemlerini aynı derinlikte gözeterek okura geniş bir iç muhasebe alanı açar.
Çünkü Hz. Yusuf’un kıssası, yalnızca kuyuya atılan masum bir çocuğun hikâyesi değildir; insanın rüyasını kime anlattığı, kardeşinin nasibine nasıl baktığı, sevginin adaletsizlikle yaraya dönüşüp dönüşmediği, hakikatin sahte delillerle nasıl örtülebildiği, iftiranın masumiyeti nasıl yalnız bırakabildiği, zindanın insanın içini nasıl yonttuğu, gücün kalpte saklanan hakikati nasıl açığa çıkardığı ve yıllarca kan, hasret, iftira ve bekleyiş taşıyan bir gömleğin nasıl olup da bir gün şifanın kokusuna dönüşebildiği üzerine kurulmuş büyük bir insanlık aynasıdır.
Her kuyu insanı aşağı indirir; fakat her kuyu insanı Yusuf’a yaklaştırmaz. İnsanı Yusuf’a yaklaştıran şey, kuyuya düşmüş olması değil, kuyuda neye tutunduğu ve kuyudan çıktıktan sonra kalbinde neyi büyüttüğüdür.
İki Cilt Birlikte Okunduğunda Ortaya Çıkan Büyük Yüzleşme
Bu iki cilt birlikte okunduğunda, okur yalnızca Hz. Yusuf’un hayatındaki olayları takip etmez; kendi rüyalarına, kendi kuyularına, kendi kardeşlik imtihanlarına, kendi gömleğine bulaşmış hakikat yahut yalan izlerine, kendi zindanlarına, kendi bekleyişlerine, kendi güç arzularına, kendi affedemediği yerlere ve kendi içinde hâlâ şifa bekleyen yaralara da bakmak zorunda kalır.
Birinci cilt, insanın karanlığa nasıl düştüğünü ve karanlıkta neye tutunduğunu sorarken; ikinci cilt, insanın karanlıktan çıktıktan sonra kalbinde neyi büyüttüğünü, güç eline geçtiğinde neyi satmadığını ve haksızlığı yok saymadan kalbini zehirden nasıl arındırabileceğini sorgular.
Birinci cilt, insanın başına gelenlerle yüzleştirir; ikinci cilt, insanın başına gelenlerden sonra neye dönüştüğüyle yüzleştirir. Bu yüzden set, yalnızca okunacak iki kitap değil, insanın kendi kalbini daha dikkatli tartması için açılmış iki kanatlı bir vicdan kapısıdır.
Ciltleri Tek Tek İncele
1. Cilt • 400 Sayfa
Her Kuyudan Yusuf Çıkmaz — 1. Cilt
Rüya, kardeşler, kuyu ve kanlı gömlek ekseninde ilk büyük kırılma.
Birinci cilt, Hz. Yusuf’un çocukluk rüyasından kardeşlerinin kıskançlığına, kuyunun karanlığından kanlı gömleğin sahte deliline uzanan ilk büyük kırılma hattını merkeze alır. Rüyayı insanın içine bırakılmış mahrem bir emanet, kardeşliği kan bağının ötesinde ahlâk ve adaletle tamamlanması gereken bir sorumluluk, kuyuyu terk edilmişlik karşısında insanın neye tutunduğunu gösteren bir iç imtihan, kanlı gömleği ise yalanın delil kılığına girebilme kudretini gösteren sarsıcı bir sembol olarak ele alır.
Bu cilt, okuru yalnızca başkalarının sunduğu kanlı gömlekleri sorgulamaya değil, kendi nefsinin hazırladığı eksik anlatıları da yoklamaya çağırır; çünkü insan bazen kendisini haklı göstermek için kendi hikâyesinin bazı parçalarını büyütür, bazılarını saklar ve sonunda kendi vicdanına bile eksik bir dosya sunar.
2. Cilt • 383 Sayfa
Her Kuyudan Yusuf Çıkmaz — 2. Cilt
İffet, zindan, Mısır, dönüş, bağışlama ve şifa ekseninde tamamlanan yolculuk.
İkinci cilt, kıssayı kuyudan sonra başlayan daha uzun, daha ağır ve daha derin insanlık imtihanları üzerinden okur. Çünkü Hz. Yusuf’un yolculuğu kuyuda bitmez; asıl büyük sınav, kuyudan sonra başlar. İnsan yalnızca karanlıkta değil, aydınlığa çıktığında da sınanır; yalnızca mağdurken değil, güçlü olduğunda da gerçek yüzünü gösterir.
Bu ciltte iffet, insanın kimsenin görmediği yerde de Allah tarafından görüldüğünü bilerek yaşaması; zindan, bekleyişin insanı içten yontması; Mısır, gücün ve makamın ahlâkî sınavı; bağışlama ise haksızlığı yok saymadan kalpteki zehri söküp atabilme terbiyesi olarak işlenir.
Bu Set Kimler İçin?
Bu set, Hz. Yusuf’un kıssasını yalnızca çocukluk yıllarından hatırlanan bir peygamber hikâyesi olarak değil; insan ruhunun en derin yaralarını, aile içi kırılmaları, kıskançlığın karanlık dilini, haysiyetin sessiz direncini, iftiranın ağır yalnızlığını, bekleyişin iç terbiyesini, makamın ahlâkî sınavını, affetmenin inceliğini ve şifanın ilahî zamanını anlamak isteyen herkes için yazılmıştır.
Bu set, hayatında kuyu görmüş fakat kuyudan neyle çıktığını sormaya cesaret edenler, kardeşlik ve yakınlık ilişkilerinde görünmeyen yaraları anlamak isteyenler, haksızlığa uğradığı hâlde kalbinin dilini kirletmemeye çalışanlar, uzun bekleyişlerin insanı içeriden nasıl yonttuğunu bilenler ve kendi hayatındaki gömleğin bir gün şifanın kokusunu taşıyabileceğine inanmak isteyenler içindir.
Bu eser, okura yalnızca “Kim beni kuyuya attı?” sorusunu değil, “Ben kimin rüyasına tahammül edemedim, kimin gömleğine sahte kan sürdüm, hangi hakikati kendi hikâyeme uydurmak için eksilttim, hangi acımı içimde bir intikam diline dönüştürdüm?” sorularını da sordurur.
Neden Okunmalı?
Çünkü insan bazen kendi kuyusunu yalnızca başına gelen bir haksızlık olarak görür; fakat bu set, kuyunun yalnızca başımıza geleni değil, başımıza gelenden sonra neye dönüştüğümüzü de gösterdiğini hatırlatır.
Çünkü insan bazen kendisini Yusuf’un yanında konumlandırmayı kolay bulur; fakat bu set, okura kendi kıskançlığını, kendi sahte delillerini, kendi eksik anlatılarını, kendi zindanını ve kendi Mısır imtihanını da görebileceği daha ağır bir ayna uzatır.
Çünkü insan bazen affetmeyi haksızlığı yok saymak zanneder; fakat bu set, bağışlamanın zulmü meşrulaştırmak değil, zulmün insanın içinde ikinci bir zulüm olarak yaşamaya devam etmesine izin vermemek olduğunu incelikle işler.
Eserin Ana Damarları
Birinci Damar
Rüyanın Mahremiyeti
Rüya, insanın içine bırakılmış bir emanet olarak okunur; herkesin anlayamayacağı hakikatlerin herkese açılmaması gerektiği, insanın içindeki güzelliği kimlerin yanında koruyabileceğini bilmesinin büyük bir kalp terbiyesi olduğu hatırlatılır.
İkinci Damar
Kardeşlik ve Kıskançlık
Kardeşlik, yalnız aynı evden çıkmış olmakla tamamlanmaz; nasibe tahammül, sevgide adalet, başkasının parıltısına karşı kalbi terbiye etme ve yakınlık içinde gizlenen hasedi fark etme sorumluluğu ister.
Üçüncü Damar
Kuyu ve Bekleyiş
Kuyu, yalnız düşülen yer değil, insanın neye tutunduğunu gösteren karanlık bir aynadır. İnsan kuyuda öfkesini mi büyütür, duasını mı korur; hıncını mı derinleştirir, yoksa kalbini Allah’ın vaktine mi emanet eder?
Dördüncü Damar
Kanlı Gömlek ve Sahte Delil
Kanlı gömlek, yalanın delil kılığına girebilme kudretini gösterir. İnsan bazen hakikati doğrudan inkâr etmez; onun üzerine kendi hikâyesini giydirir ve eksik bir anlatıyı vicdanına tam dosya gibi sunar.
Beşinci Damar
İffet, Zindan ve Sabır
İffet, yalnız bedeni korumak değil, insanın kimsenin görmediği yerde de Allah tarafından görüldüğünü bilerek yaşamasıdır. Zindan ise bekleyişin insanı içten yonttuğu, acele cevabın değil olgunlaşmış teslimiyetin büyüdüğü ağır bir mekteptir.
Altıncı Damar
Güç, Bağışlama ve Şifa
Mısır, insanın güç eline geçtiğinde neye dönüştüğünü gösterir. Bağışlama, haksızlığı yok saymak değil; haksızlığın kalpte ikinci bir zulüm olarak yaşamaya devam etmesine izin vermemektir.
Bu Eserlerin Satışından Doğan İmkân
Bu eserlerin satışından doğan imkân, yalnız bir kitap alışverişinin sonucu olarak değil, düşüncenin, vicdanın, iyiliğin, okul ve kütüphane hassasiyetinin, gençlere ulaşma arzusunun ve insanın insana emanet olduğu fikrinin çoğalmasına vesile olabilecek bir emanet alanı olarak görülür. Bu sebeple okurun bu eserlere yönelmesi, yalnız kendi iç dünyasına yapılmış derinlikli bir yolculuk değil, aynı zamanda kitabın, fikrin ve iyilik niyetinin daha geniş insanlara ulaşmasına katkı sunan anlamlı bir destek olarak da değer taşır.
Her Kuyudan Yusuf Çıkmaz Seti, yalnızca okunacak iki kitap değil; insanın kendi rüyasının başında, kendi kuyusunun dibinde, kendi gömleğinin karşısında, kendi zindanının sessizliğinde, kendi Mısır imtihanının eşiğinde ve kendi şifa arayışının en derin yerinde durup uzun uzun düşünmesi için açılmış büyük bir vicdan kapısıdır.
Bu set, okurunu yalnız kıssanın dışından bakan biri olarak bırakmaz; insanı kıssanın önüne getirir, kendi nasibini, kendi kıskançlığını, kendi bekleyişini, kendi affını ve kendi şifa arayışını daha mahcup bir dikkatle yoklamaya çağırır.