İdris Libaslı İblisler 2.Cilt - Fizikî Kitap Ön Sipariş

  • Bu eser yayına hazırdır ve fizikî baskısı için ön sipariş alınmaktadır. Dijital sürümüne hemen erişmek isteyen okurlarımız, web sitemizdeki dijital eser seçeneğini tercih edebilir.
  • Ürün Kodu: RM9D1JDGHJ
  • Barkod: 7098522613047
  • Marka: Muhammed Rıdvan SADIKOĞLU
  • Kategori: Yayına Hazır Eserleri
  • Stok: 20+
  • %40indirim
    250,00 TL
    150,00 TL
  • 12,50 TL 'den başlayan taksitlerle
WHATSAPP İLE SİPARİŞ VER
Hızlı Gönderi
Güvenli Alışveriş
İade ve Değişim
Yayına Hazır Kitap • 2. Cilt • 550 Sayfa • Vicdan • Nefis • İç Muhasebe

İdris Libaslı İblisler 2. Cilt — Varlık, Güç, Bilgi, Sevgi, Dostluk, Görünürlük, Haklılık ve Hakikat Libasları Altında Saklanan Nefis Üzerine Derin Bir Vicdan Kitabı

İdris Libaslı İblisler 2. Cilt, ilk ciltte açılan iyilik, merhamet, mağduriyet, hizmet, özür, affetme baskısı ve temiz kelimelerin ardına saklanan nefis meselesini daha derin, daha mahrem ve daha tehlikeli bir iç mu­ha­se­be alanına taşıyan; insanın dine uymak yerine dini kendi nefsine uydurma tehlikesini, ahlaki körlüğünü, dindarlığın incelikten kopmasını, varlık ve güçle sınanan benliğini, emaneti mülk sanan sahiplik dilini, tü­ke­tim çağında insan ilişkilerinin çözülmesini ve hakikat sa­vu­nu­cu­lu­ğu­nun bile nefsin libasına dö­nü­şe­bil­me ihtimalini sarsıcı bir edebî dille ele alan yayına hazır bir eserdir.

Bu ikinci cilt, insanın dışarıdaki kötülüğü teşhis ederken kendi içindeki en temiz görünen örtüleri unutma tehlikesine eğilir. Eser; dinî kelimeler, bilgi, güç, sevgi, dostluk, gö­rü­nür­lük, haklılık, acı ve hakikat dili üzerinden nefsin en ince dikiş yerlerini yoklayan geniş bir vicdan alanı kurar.
2. CiltYayına hazır eser
550Sayfa
2026Haziran ilk baskı
VicdanNefis ve iç muhasebe

Kitabın Künyesi

Kitabın Adıİdris Libaslı İblisler — 2. Cilt
YazarMuhammed Rıdvan Sadıkoğlu
Sayfa Sayısı550 sayfa
İlk BaskıHaziran 2026
Sayfa TürüDijital kitap ürün sayfası
Merkez KavramVarlık, güç, bilgi, sevgi, görünürlük ve hakikat
Tür

Deneme, iç mu­ha­se­be, nefis çö­züm­le­me­si, vicdan metni, dindarlık dili, güç ve varlık imtihanı, bilgi ahlâkı, sevgi, dostluk, gö­rü­nür­lük, haklılık ve hakikat sa­vu­nu­cu­lu­ğu üzerine derinlikli bir kitap.

Ana Damar

İnsanın kendi karanlığını çoğu zaman çirkin kelimelerle değil, en temiz görünen libasların altında taşıması; dinî dilin, bilginin, gücün, sevginin, dostluğun, gö­rü­nür­lü­ğün, haklılığın, acının ve hakikat iddiasının nefsin hizmetine girebilme tehlikesinin sor­gu­lan­ma­sı.

İnsan, Kendi Karanlığını Çoğu Zaman Çirkin Kelimelerle Değil, En Temiz Libasların Altında Taşır

Bu ikinci cilt, insanın dış dünyada gördüğü kötülükleri, başkalarının yüzünde kolayca seçtiği zaafları, toplumun bozulmuş taraflarını veya çağın gürültülü yaralarını anlatmakla yetinmeyen; asıl olarak insanın kendi içinde, en temiz kelimelerin altına saklanabilen nefsiyle yüzleşmesini isteyen ağır bir iç mu­ha­se­be yolculuğudur.

Çünkü insan, kötülüğü çoğu zaman dışarıda gördüğünde daha rahat konuşur; kendisini incitenlerin hatalarını, toplumun çürüyen taraflarını, zamanın ahlaki savrulmalarını, dinî dilin yanlış kullanımlarını, iyiliğin gösteriye dö­nüş­me­si­ni, mağduriyetin istismar edilmesini, bilginin kibir üretmesini, gücün insanı değiştirmesini, sevginin tü­ke­til­me­si­ni, dostluğun faydaya çevrilmesini ve hakikat sözünün bile bazen nefsin elinde bir silaha dö­nüş­me­si­ni anlatırken, kendi kalbinin aynı yolları hangi küçük patikalardan yü­rü­ye­bi­le­ce­ği­ni çoğu zaman fark etmez.

İnsan, kendi karanlığını çoğu zaman çirkin kelimelerin değil, en temiz gö­rü­nen libasların altında taşıdığı için, hakikate doğru yürüyüş ancak başkasının yüzündeki söküğü teşhis etmekten vazgeçip kendi nefsinin din, merhamet, mağduriyet, hizmet, bilgi, haklılık ve iyilik adını verdiği örtülerin altında neyi sakladığını yoklamaya razı olduğu o mahcup eşikte başlar.

İkinci Cildin Açtığı Daha Derin İç Muhasebe Alanı

Bu cilt, ilk bakışta birbirinden ayrı duran birçok meseleyi aynı derin kökte buluşturur; çünkü dinî dilin nefse hizmet etmesiyle iyiliğin insana tahakküm kurması, mağduriyetin başkasının hakkını gö­rün­mez kılmasıyla bilginin hikmet yerine üstünlük üretmesi, merhametin insanı borçlandırmasıyla hizmetin kişiyi hesap vermez bir merkeze dö­nüş­tür­me­si, gö­rü­nür­lü­ğün ruhu pazara indirmesiyle sevginin kullanım değerine bağlanması, dostluğun faydaya çevrilmesiyle haklılığın merhameti boğması, aslında farklı sahnelerde aynı iç bozulmanın, yani insanın temiz bir kavramın içine kendi benliğini yerleştirme arzusunun çeşitli gö­rün­tü­le­ri­dir.

Sadıkoğlu, bu ciltte dinin kendisini değil dinî dilin nefis tarafından araç­sal­laş­tı­rıl­ma­sı­nı; bilginin değerini değil bilginin hikmetten koparak kibir üretmesini; sevginin mahiyetini değil sevginin tü­ke­tim çağında faydaya ve kullanıma indirgenmesini; hakikatin kendisini değil hakikat sa­vu­nu­cu­lu­ğu adı altında insanın kendi öfkesini, acısını, yorumunu ve benlik iddiasını mut­lak­laş­tır­ma­sı­nı sorgular.

Dinî Kelimelerle Uyuyan Nefis

İnsan dinî kelimelerle konuştuğunda kendisini hakikate daha yakın hissedebilir; fakat dinî kelimeler, insanın kalbindeki kibri, dilindeki sertliği, kul hakkı karşısındaki gevşekliği, aile içindeki tahakkümünü, özürden kaçışını ve başkasının acısına karşı körlüğünü kendiliğinden temizlemez.

Bir insanın ibadeti onu Allah’a yaklaştırırken kullara karşı daha hoyrat bırakıyorsa, orada ibadet değil, ibadetle beraber taşınan nefsin gölgesi sor­gu­lan­ma­lı­dır. Dindarlık, insanın Allah’a sığınırken insanlardan kaçacağı bir duvar değil; Allah’a sığınmanın insanlara karşı daha adil, daha yumuşak, daha dikkatli ve daha sorumlu kıldığı bir hakikat yolu olmalıdır.

Din, insanı kendi nefsine karşı uyanık kılmıyorsa, insan dinî kelimelerle de uyuyabilir; çünkü kutsal kelimeler, kalbin dikiş yerlerini onarmadığında yalnızca daha saygın gö­rü­nen bir örtüye dö­nü­şür.

Eserin Ana Damarları

Birinci Damar

Dine Uymak Yerine Dini Nefse Uydurmak

Dinin insanı nefsine değil Allah’a bağlayan temiz hakikati korunurken, dinî kelimelerin kul hakkını, özürsüzlüğü, merhametsizliği, aile içi tahakkümü ve insanın kendisini temize çıkarma arzusunu örtmek için kul­la­nı­la­bi­le­ce­ği derin bir mu­ha­se­be konusu yapılır.

İkinci Damar

Varlık ve Güçle Sınanan Benlik

Para, makam, bilgi, şöhret, takipçi, aile otoritesi, kurum gücü, yazı etkisi, başarı ve itibar insanın eline geçtiğinde, insanın gerçekten neyi sevdiği ve hangi karanlığı büyüttüğü daha çıplak biçimde gö­rü­nür.

Üçüncü Damar

Bilginin Hikmetten Koparak Kibre Dönüşmesi

Bilginin insanı daha mahcup, daha sabırlı, daha zarif ve daha dikkatli yapması gerekirken, insanı daha soğuk, daha hükümran, daha yar­gı­la­yı­cı ve daha incitici hâle getirdiği yerlerde, bilginin henüz hikmete dö­nüş­me­di­ği gösterilir.

Dördüncü Damar

Sevginin Kullanım Değerine İndirgenmesi

Sevginin, insanı iyi hissettirdiği sürece değerli görülen bir duygusal hizmete; dostluğun faydaya; yakınlığın ihtiyaç gidermeye; sadakatin ise kişinin kendi boşluğunu dolduran bir imkâna çevrilmesi sor­gu­la­nır.

Beşinci Damar

Görünürlük Çağında Ruhun Pazarlanması

İyiliğin, acının, hizmetin, bilginin, duanın, merhametin ve mah­re­mi­ye­tin kalabalıkların önüne taşındığı bir çağda, insanın yaptığı şeyden çok yaptığı şeyin nasıl gö­rün­dü­ğü­nü düşünmeye başlaması ağır bir niyet imtihanı olarak ele alınır.

Altıncı Damar

Acının Dokunulmazlık Libasına Dönüşmesi

Acının insanı de­rin­leş­ti­re­bi­le­ce­ği fakat otomatik olarak temizlemeyeceği; haksızlığa uğramış olmanın haksızlık yapma hakkı vermediği ve yaranın bazen merhamet terbiyesi yerine do­ku­nul­maz­lık libasına dö­nü­şe­bi­le­ce­ği anlatılır.

Yedinci Damar

Haklılığın Merhameti Boğması

İnsan haklı olduğu yerde bile üslubunu, öfkesini, dilini ve bıraktığı izi yoklamak zorundadır; çünkü haklılık, merhametin yerine geçtiğinde insanın elinde adalet değil, kendisini temiz gösteren bir hükümranlık aracına dö­nü­şe­bi­lir.

Sekizinci Damar

Hakikat Savunuculuğunun Nefse Hizmeti

İnsan hakikati savunurken kendi öfkesini, kırgınlığını, grup aidiyetini, yorumunu ve benlik iddiasını hakikatin yerine koyabilir; bu yüzden hakikati seven insan, en çok kendi haklılığını ve kendi tarafını yoklamaktan korkmamalıdır.

Varlık, İnsanın İçinde Saklı Olanı Büyütür

Yokluk insanı otomatik olarak temizlemediği gibi, varlık da insanı otomatik olarak kirletmez; fakat varlık, insanın içinde saklı olanı büyütür. Para, makam, bilgi, şöhret, takipçi, aile otoritesi, kurum gücü, yazı etkisi, başarı, çevre, imkân ve itibar insanın eline geçtiğinde, insanın gerçekten neyi sevdiği daha açık gö­rü­nür.

Güçsüzken adalet isteyen kişi, güçlendiğinde adaleti kendisine karşı da işletebiliyor mu; yokluktayken merhamet bekleyen kişi, varlıkta başkasının yarasına aynı incelikle eğilebiliyor mu; geçmişte ezildiğini söyleyen kişi, imkân bulduğunda başkasını ezmemeyi başarabiliyor mu; kendi acısından sürekli söz eden kişi, başkasının acısı karşısında yer açabiliyor mu?

Güç, insanın içinde merhamet varsa merhameti, kibir varsa kibri, adalet varsa adaleti, hınç varsa hıncı büyütür; bu yüzden varlık imtihanı, insanın sahip olduklarını değil, sahip olduklarıyla nasıl değiştiğini gösterir.

Sevgi, Dostluk ve İnsan İlişkilerinin Pazara Dönüşmesi

Tü­ke­tim çağında insan yalnız eşyayı değil, insanı da kullanmaya, sevgiyi faydaya, dostluğu imkâna, ilgiyi onaya, yakınlığı ihtiyaç gidermeye ve sadakati kendisini iyi hissettiren bir duygusal hizmete dö­nüş­tür­me tehlikesiyle karşı karşıyadır.

Bir insan sizi iyi hissettirdiği sürece seviliyor, sizin boşluğunuzu doldurduğu sürece aranıyor, sizi onayladığı sürece dost sayılıyor, sizi taşıdığı sürece değerli görülüyor ve yorulduğunda, sınır koyduğunda, kendi yoluna gittiğinde veya size eskisi gibi hizmet etmediğinde de­ğer­siz­le­şi­yor­sa, orada sevgi değil kullanım dili konuşmaya başlamıştır.

Bu cilt, sevginin zor zamanda haysiyeti koruyan bir sadakat olduğunu, dostluğun fayda ortadan kalktığında da sır, emek, sevinç ve kırılganlık ta­şı­ya­bil­me ahlakı istediğini ve insanın insana emanet olarak bakmadığı her yerde ilişkinin yavaş yavaş pazara dö­nüş­tü­ğü­nü hatırlatır.

Görünürlük Çağında Saklı Kalan İç Oda

Eskiden insanın iyiliği, acısı, hizmeti, bilgisi, duası, merhameti ve mah­re­mi­ye­ti daha çok yakın çevresinin tanıklığı içinde kalırken, bugün her şey kalabalıkların gözünün önüne taşınabilir hâle gelmiştir. İnsan artık yalnız ne yaptığını değil, yaptığı şeyin nasıl gö­rün­dü­ğü­nü, kim tarafından beğenildiğini, kaç kişiye ulaştığını, hangi tepkiyi doğurduğunu ve kendisine nasıl bir imaj kazandırdığını da düşünmeye başlamaktadır.

Bu durum, insanın niyet odasını sürekli yoklayan bir çağ imtihanıdır. Çünkü iyilik gö­rü­nür olduğunda, insan haysiyetini korumazsa yardım bir teşhire dö­nü­şe­bi­lir; bilgi gö­rü­nür olduğunda, tevazu korunmazsa hikmet yerini parlak bir üstünlüğe bırakabilir; merhamet gö­rü­nür olduğunda, mah­re­mi­yet korunmazsa incelik bir gösteri sahnesinde yaralanabilir; dindarlık gö­rü­nür olduğunda, ahlak korunmazsa kutsal kelimeler güven markasına dö­nü­şe­bi­lir.

Böyle bir çağda insanın kendisine saklı bir iç oda bırakması, kimsenin bilmediği iyiliklere, paylaşmadığı dualara, anlatmadığı fedakârlıklara, gö­rün­me­yen telafilere ve yalnız Allah’ın bildiği mah­cu­bi­yet­le­re sahip çıkması büyük bir kulluk terbiyesidir.

Hakikat, İnsanın Yalnız Düşmanını Değil, Kendisini de Yargılar

Bu cildin her sayfasında görünmez bir soru dolaşır: İnsan, hakikati savunurken kendi nefsini de hakikatin önüne çıkarabiliyor mu? Çünkü bazı insanlar hakikati savunurken kendi öfkelerini, kendi kırgınlıklarını, kendi grup aidiyetlerini, kendi çıkarlarını, kendi hayat hikâyelerini ve kendi yorumlarını hakikatin yerine koyabilir.

Kendi hikâyesini mut­lak­laş­tır­an insan, başkasının sesini duymakta zorlanır; kendi acısını merkeze alan insan, başkasının yarasını tali görür; kendi yorumunu hakikatin son sözü gibi taşıyan insan, itirazı düşmanlık sayar; kendi tarafını hakikatin tek adresi zanneden insan, adaleti kendi grubunun sınırları içinde tutar.

Hakikati sevmek, insanın kendi yorumunu putlaştırması değildir; hakikate yakın insan, en çok da kendi haklılığını, kendi öfkesini, kendi sözünü, kendi tarafını ve kendi içindeki benlik payını yoklamaktan korkmayan insandır.

Bu Kitap Kime Sesleniyor?

İdris Libaslı İblisler 2. Cilt, varlıkla sınandığında kalbini kaybetmemek için direnenlere, güç eline geçtiğinde geçmişte kendisine yapılan zulmü başkasına taşımamak için nefsinin en gizli karanlığıyla boğuşanlara, bilgi sahibi oldukça büyümek yerine daha çok mahcup olmayı öğrenenlere, sevgiyi tüketilecek bir imkân değil korunacak bir emanet bilenlere seslenmektedir.

Bu eser, dostluğu faydaya, insanı kullanıma, merhameti gösteriye, hakikati kendi öfkesine ve acıyı başkasına hüküm kuracak bir gerekçeye dö­nüş­tür­me­mek için iç dünyasında sessiz bir nöbet tutanlara; kalabalığın alkışına rağmen yalnız kaldığında kendi yüzüne bakabilenlere; gö­rü­nür­lük çağında ruhunun pa­zar­la­na­maz mah­re­mi­ye­ti­ni korumaya çalışanlara ve haklı olduğu yerde bile merhameti kaybetmemek için dilini, kalbini ve öfkesini terbiye eden bütün mahcup insanlara doğru uzatılmış güçlü bir iç mu­ha­se­be çağrısıdır.

Bu Eserlerin Satışından Doğan İmkân

Bu eserlerin satışından doğan imkân, yalnız bir kitap alışverişinin sonucu olarak değil, düşüncenin, vicdanın, iyiliğin, okul ve kütüphane hassasiyetinin, gençlere ulaşma arzusunun ve insanın insana emanet olduğu fikrinin çoğalmasına vesile olabilecek bir emanet alanı olarak görülür. Bu sebeple okurun bu esere yönelmesi, yalnız kendi iç dünyasına yapılmış de­rin­lik­li bir yolculuk değil, aynı zamanda kitabın, fikrin ve iyilik niyetinin daha geniş insanlara ulaşmasına katkı sunan anlamlı bir destek olarak da değer taşır.

İdris Libaslı İblisler 2. Cilt, yalnızca insanın iyi görünen taraflarını sorgulayan bir devam kitabı değil; varlık, güç, bilgi, sevgi, dostluk, gö­rü­nür­lük, haklılık, acı ve hakikat dili üzerinden nefsin en ince dikiş yerlerini yoklayan derin bir vicdan metnidir.

Bu eser, okura başkasını kolayca mahkûm etmenin rahatlığını değil, insanın kendi nefsinin dikiş yerlerine bakmasının ağır fakat arındırıcı so­rum­lu­lu­ğu­nu teklif eder.

TESLİMAT
 
Ürünü sipariş verdiğiniz gün saat 18:00 ve öncesi ise siparişiniz aynı gün kargoya verilir ve ertesi gün teslim edilir.

Eğer kargoyu saat 18:00`den sonra verdiyseniz ürününüzün stoklarda olması durumunda ertesi gün kargolama yapılmaktadır.
Benzer Ürünler
Yükleniyor...