İdris Libaslı İblisler 1.Cilt - Dijital Eser

  • Bu eser yayına hazırdır ve fizikî baskısı için ön sipariş alınmaktadır. Dijital sürümüne hemen erişmek isteyen okurlarımız, web sitemizdeki dijital eser seçeneğini tercih edebilir.
  • Ürün Kodu: ESPL0B10U5
  • Barkod: 7098522347331
  • Marka: Muhammed Rıdvan SADIKOĞLU
  • Kategori: Dijital Eserler
  • Stok: 20+
  • %50indirim
    300,00 TL
    150,00 TL
  • 12,50 TL 'den başlayan taksitlerle
WHATSAPP İLE SİPARİŞ VER
Hızlı Gönderi
Güvenli Alışveriş
İade ve Değişim
Dijital Kitap

İdris Libaslı İblisler 1. Cilt — İyilik, merhamet, mağduriyet, dindarlık ve haklılık libasları altında saklanan nefis üzerine ağır bir vicdan kitabının dijital sürümü

İdris Libaslı İblisler — 1. Cilt Dijital Kitap, insanı başkasının yüzündeki maskeyi yırtmaya çağıran kolaycı bir teşhir kitabı değil; insanın kendi yüzüne taktığı, zamanla kendisinin bile hakikat zannettiği, iyilikle, merhametle, dindarlıkla, mağduriyetle, hizmetle, haklılıkla, bilgiyle, aileyle, sevgiyle ve vicdan kelimeleriyle örülmüş gö­rün­mez libasları yoklamaya davet eden ağır, sahici ve sarsıcı bir iç mu­ha­se­be eserinin dijital sürümüdür.

Bu ürün dijital kitaptır. Fizikî kitap gönderimi yapılmaz. Satın alma süreci tamamlandıktan sonra eserin dijital sürümüne erişim sağlanır. 632 sayfalık bu birinci cilt, iyilik, merhamet, mağduriyet, dindarlık, hizmet, haklılık ve vicdan kelimeleriyle örülen gö­rün­mez libasların altında saklanabilen nefsi derin bir iç mu­ha­se­be diliyle ele almaktadır.
1. CiltDijital kitap sürümü
632Sayfa
DijitalFizikî gönderim yok
VicdanAhlak ve iç muhasebe

İnsan, başkasının libasını yırtmadan önce kendi nefsinin hangi temiz kelimelerle örtündüğünü yoklamalıdır

Bu kitapta mesele, insanları iyi ve kötü diye iki kolay kümeye ayırmak, birilerini karanlığın tarafına sürmek, birilerini temizlik makamına yerleştirmek veya okura başkalarını mahkûm etmenin rahatlığını sunmak değildir; asıl mesele, insanın kendi karanlığını temiz isimlerle giy­di­re­bil­me ihtimaline, nefsinin en ince hilelerine, haklılık duygusunun içine saklanan kibre, mağduriyetin ardında büyüyen do­ku­nul­maz­lık arzusuna, merhamet cümleleriyle kurulan tahakküme, yardım eliyle üretilen borçlandırmaya ve kutsal kelimelerle örtülen kul hakkı gevşekliğine cesaretle bakabilmesidir.

İdris Libaslı İblisler, dinin kendisini değil dinî dilin nefis tarafından araçsallaştırılmasını; merhametin kendisini değil merhamet gö­rün­tü­süy­le kurulan üstünlüğü; mağduriyetin haysiyetini değil mağduriyet libasıyla üretilen ma­ni­pü­las­yo­nu; iyiliğin özünü değil iyilik üzerinden kurulan gö­rün­mez iktidarı; bilginin vakarını değil bilgiyi insan küçültme aracına dö­nüş­tü­ren kibri; aile bağının kutsiyetini değil aile kelimesiyle örtülen duygusal baskıyı; sevginin inceliğini değil sevgi adıyla yapılan sahiplenmeyi sor­gu­la­mak­ta­dır.

İnsan, başkasının libasını yırtmaya kalkmadan önce kendi nefsinin hangi iyiliklerle, hangi mağduriyetlerle ve hangi kutsal kelimelerle örtündüğünü yoklamazsa, hakikati arayan bir vicdan değil, kendi karanlığını temiz isimlerle giydiren tehlikeli bir yalana dönüşür.

Sert başlığın ardındaki asıl niyet

Bu eser, sert başlığına rağmen öfkenin eline verilmiş bir hüküm kılıcı değil, vicdanın önüne konulmuş derin bir aynadır. Çünkü burada kullanılan “iblis” kelimesi, bir şahsın alnına vurulan nihai bir damga değil; insanın içinde zaman zaman baş gösteren, kendisini haklı çıkarmak için en temiz kelimeleri bile kul­la­na­bi­len, secde etmeyen aklın, üstünlük duygusunun, hasedin, pişmanlığı olmayan suçun, kul hakkını hafife alan dindarlığın, yardım ederken borçlandıran iyiliğin, mağduriyet anlatırken ma­ni­pü­las­yon kuran nefsin, merhamet konuşurken mer­ha­met­siz­le­şen kalbin ve hakikate teslim olmaktansa hakikati kendi tarafına çekmeye çalışan iç karanlığın adıdır.

Kitabın niyeti, okura başkalarını teşhis etme rahatlığı sunmak değildir; aksine okurun kendi iç dünyasında taşıdığı libasları, kendi sözlerinin altındaki niyetleri, kendi iyiliklerinin gölgesindeki beklentileri, kendi kırgınlıklarının içindeki haksızlık ihtimallerini, kendi dindarlık dilinin kul hakkı karşısında ne kadar titrediğini ve kendi merhametinin gerçekten merhamet mi yoksa yalnızca daha zarif bir iktidar biçimi mi olduğunu yoklamasına vesile olmaktır.

Libas insanı örter mi, ele verir mi?

Kitabın en çarpıcı tarafı, kötülüğü yalnız kaba şiddette, açık zulümde, çıplak hırsta, hoyrat bencillikte veya pervasız haksızlıkta aramamasıdır. Sadıkoğlu, çağımızda kötülüğün artık yalnız karanlık kelimelerle değil, çoğu zaman güzel cümlelerle, inceltilmiş tavırlarla, vicdan iddialarıyla, kişisel marka hâline getirilmiş duyarlılıklarla, gösteriye dönüştürülmüş yardımlarla, aile kutsalıyla örtülmüş duygusal şiddetle, aşk adına yapılan kontrolle, hukuk diliyle temizlenmiş intikamla ve mağduriyet hikâyeleriyle perdelediğimiz so­rum­lu­luk­lar­dan kaçış biçimleriyle de dolaştığını gös­ter­mek­te­dir.

İnsan yalnız kumaşla örtünmez; bazen unvanla, bazen meslekle, bazen mağduriyetle, bazen aile rolüyle, bazen bilgiyle, bazen hizmetle, bazen dindarlık diliyle, bazen aşk iddiasıyla, bazen vicdan kelimesiyle ve bazen de başkalarının gözünde iyi gö­rün­me ihtiyacıyla örtünür. Fakat her örtü insanı temizlemez; bazı libaslar insanı haysiyetle toparlarken, bazıları nefsin karanlığını gö­rün­mez kılan kalın bir perdeye dö­nüş­ür.

İdris libası, emeği, ölçüyü, kalemi, dikişi, terbiyeyi, inceliği, haysiyeti ve edebi hatırlatan temiz bir sembol olarak durur; ancak insanın en hazin taraflarından biri, en temiz sembolleri bile nefsinin elinde kir­le­te­bil­me­si, en soylu kelimeleri kendi karanlığına örtü yapabilmesi ve hakikatin libasını giydiği hâlde hakikatin ahlakını taşımaktan kaçabilmesidir.

Eserin ana damarları

Birinci Damar

Libasın Sırrı

İnsan yalnız bedeniyle değil, unvanıyla, diliyle, inancıyla, ailesiyle, mesleğiyle, mağduriyetiyle, iyiliğiyle, bilgisiyle, sevgisiyle ve vicdan iddiasıyla da örtünür; bu yüzden libas, insanın yalnızca saklandığı yer değil, bazen kendisini ele verdiği yerdir.

İkinci Damar

İyilik Görüntüsüyle Kurulan İktidar

Yardım ederken borçlandıran, merhamet konuşurken mahremiyeti yaralayan, iyiliğini fotoğraf, minnet ve üstünlük sermayesine dö­nüş­tü­ren insan hâli; iyiliğin özünü değil, iyilik üzerinden kurulan tahakkümü gö­rü­nür kılar.

Üçüncü Damar

Kutsal Kelimelerin Ardına Saklanan Nefis

Dua eden ama özür dilemeyen, ibadet eden ama incitmekten sakınmayan, Allah’tan af isteyen ama kuldan helallik istemeyen insanın, dinî dili kendi nefsine nasıl zırh yapabildiği sor­gu­la­nır.

Dördüncü Damar

Mağduriyetin Haysiyeti ve Manipülasyon

Gerçek mağduriyetin onuru korunurken, mağduriyet libasıyla so­rum­lu­luk­tan kaçan, başkasını sürekli suçluluk altında tutan ve kendi acısını bütün ilişkilerin merkezine yerleştiren yaralı nefsin dili de cesaretle açılır.

Beşinci Damar

Affetme, Özür ve Telafi

Affetmenin mağdurun boynuna geçirilmiş bir suskunluk zinciri olmadığı; sahici bağışlamanın inkâr değil yüzleşme, sahici barışmanın özürsüz bir eski yere dönüş değil, hakikatin önünden geçerek kurulmuş yeni bir emanet olduğu anlatılır.

Altıncı Damar

Bilgi, Aile, Sevgi ve Vicdan Libasları

Bilginin kibir, ailenin baskı, sevginin sahiplenme, vicdanın gösteri ve haklılığın hükümranlık diline dö­nüş­e­bil­di­ği bulanık alanlar, insanı mahkûm etmeden fakat hatayı gö­rü­nür kılarak ele alınır.

İyiliğe olan güveni yıkmadan, sahte iyiliğin perdesini kaldırmak

Bu eser, okurunu insanlardan şüphe etmeye, her iyiliğin ardında kötülük aramaya, kalbi paranoyaya sürüklemeye veya bütün temiz kavramları kirlenmiş saymaya çağırmaz. Aksine bu kitap, iyiliği gösteriden, merhameti tahakkümden, dindarlığı kibirden, mağduriyeti ma­ni­pü­las­yon­dan, adaleti intikamdan, sevgiyi sahiplenmeden, bilgiyi üstünlükten ve vicdanı nefsin alkışından ayırmaya çalışır.

Çünkü kavramların istismarını görmek, kavramların özündeki haysiyeti yıkmak için değil, onları nefsin elinden kurtarmak için gereklidir. Kötü dindarlık örnekleri yüzünden bütün maneviyatı küçümsemek, insanı incelten iman damarını haksız yere yaralar; gösterişli yardım yüzünden bütün yardımlara kuşkuyla bakmak, sessizce yapılan gerçek iyilikleri de gölgeler; manipülatif mağduriyetler yüzünden gerçek mağdurların sesine kapanmak ise en büyük haksızlıklardan birine ortak olmak anlamına gelir.

Bu kitabın ölçüsü, kavramları yıkmak değil, kavramların üzerine çöken sahte gölgeleri kaldırmaktır; çünkü amaç insanı bütün anlamlardan soğutmak değil, anlamı nefsin elinden kurtarmaktır.

Acıyı küçümsemeden, acının putlaştırılmasına teslim olmamak

Bu kitap, acıyı küçümsemez; aksine gerçekten yaralanmış, haksızlığa uğramış, sesi bas­tı­rıl­mış, hakkı çiğnenmiş, emeği yok sayılmış ve varlığı bir başkasının keyfine kurban edilmiş insanın haysiyetini büyük bir dikkatle korur. Fakat aynı zamanda acının put­laş­tı­rıl­ma­sı­na da teslim olmaz.

Çünkü insanın acısı ne kadar gerçek olursa olsun, o acı ona başkasını sürekli suçluluk altında tutma, kendi özrünü erteleme, hesap vermekten kaçma, eleştiriyi inkâr sayma ve kendi yarasını bütün ilişkilerin merkezine yerleştirme hakkı vermez. Acı, insanın inkâr edilmemesi gereken tarihidir; fakat insan o tarihi bütün kitabının adı hâline getirdiğinde, kendi varlığını hakikatin genişliğinden alıp yaranın dar odasına kapatmış olur.

Affetme, mağdurun susması değil hakikatin önünden geçmesidir

Eserin en güçlü damarlarından biri affetme, özür ve telafi meselesidir. Affetmek, mağdurun boynuna zorla geçirilmiş bir suskunluk zinciri değildir. “Affet artık”, “büyütme”, “geçmişte kaldı”, “Allah affeder”, “hepimiz insanız” gibi cümleler, eğer failin yüzleşmesini, özrünü, telafi so­rum­lu­lu­ğu­nu ve kul hakkı karşısındaki mahcubiyetini yok saymak için kul­la­nı­lı­yor­sa, affetmeyi yücelten cümleler olmaktan çıkarak mağduru susturan yeni bir haksızlığa dö­nü­şür.

Sahici bağışlama inkâr değil yüzleşme ister; sahici barışma, özürsüz bir eski yere dönüş değil, hakikatin önünden geçerek kurulmuş yeni bir emanet ister. İnsan, özür dilemeden barışmak, telafi etmeden yakınlaşmak, yüzleşmeden eski sıcaklığı istemek ve kırdığı kalbin yanına dönmeden dua cümleleriyle aklanmak istediğinde, yalnızca ilişkiyi değil, merhametin kendisini de incitir.

Bu kitap kime sesleniyor?

İdris Libaslı İblisler – 1. Cilt, başkalarının maskelerini görmekten önce kendi libasını yoklamaya cesaret edenlere; iyilik adıyla incitilmiş, merhamet cümleleriyle küçültülmüş, hizmet gö­rün­tü­sü altında unutulmuş, mağduriyetin gölgesinde sesi duyulmamış, özürsüz barışma çağrılarıyla yeniden yaralanmış ve affetmesi istenmiş fakat acısı gerçekten dinlenmemiş kalplere seslenmektedir.

Bu eser, kendi yarasını başkasına hüküm yapmadan taşımaya çalışanlara, haksızlığa uğradığı hâlde haksızlık etmemek için nefsinin karanlığıyla boğuşanlara, insanın en temiz kelimelerle bile kendisini kan­dı­ra­bi­le­ce­ği­ni fark edenlere ve başkasını teşhis etmeden önce kendi kalbinin dikiş yerlerine bakmanın ağır fakat arındırıcı so­rum­lu­lu­ğu­nu taşıyabilecek bütün mahcup vicdanlara doğru uzatılmış derin bir çağrıdır.

İdris Libaslı İblisler – 1. Cilt, yalnız bir deneme, yalnız bir ahlak eleştirisi veya yalnız bir modern zaman muhasebesi olarak değil; insanın iyilik, merhamet, mağduriyet, dindarlık, hizmet, bilgi, sevgi, aile ve hakikat libasları altında saklayabildiği nefsini gö­rü­nür kılan güçlü bir iç hesaplaşma kitabı olarak okurun karşısına çıkar. Bu eser, okura başkasını teşhis etmenin rahatlığını değil, kendi kalbinin dikiş yerlerine bakmanın ağır fakat arındırıcı so­rum­lu­lu­ğu­nu teklif eder.

TESLİMAT
 
Ürünü sipariş verdiğiniz gün saat 18:00 ve öncesi ise siparişiniz aynı gün kargoya verilir ve ertesi gün teslim edilir.

Eğer kargoyu saat 18:00`den sonra verdiyseniz ürününüzün stoklarda olması durumunda ertesi gün kargolama yapılmaktadır.
Benzer Ürünler
Yükleniyor...