Göğsünün altında taşıdığı soluğu yalnızca ciğerlerin işi sanan, kendini aynanın gösterdiği yorgun yüzden ibaret bilen insana, balçığa üflenen o ilk hayatın şerefini ve bu şerefin omuzlara bindirdiği emaneti hatırlatan on iki bölümlük bir tefekkür.
Yeryüzünün aynaları, tabiatları icabı yalnızca ışığın çarptığı dış kabuğu göstermeye mahkûmdur.Birinci bölümden
Kitap, sabahın kurşunî alacasında aynanın karşısına geçen bir insanla açılır; şakağa vaktinden önce düşmüş akların soğukluğuna, başkalarının beklentilerini taşımaktan kamburlaşmış bir duruşa ve yetişilmesi gereken saatlerin göğse indirdiği daralmaya bakan, fakat kendi bakışının en derin yerinde sönmeden bekleyen yaratılış kıvılcımını bir türlü seçemeyen bir yüz.
Bu cildin bütün ağırlığı, o yüzün kendisini borçların yorgun muhatabı, kalabalıkta kimsenin dönüp bakmadığı bir gölge ya da kurumsal çarkların arasında aşınmış bir dişli olarak görmeye başladığı anda kaybettiği şeyin üzerine çöker. Balçığın kendi başına ne irade, ne merhamet, ne de bir kusurdan ötürü yüz kızartan mahcubiyet taşıyabildiği hatırlatıldıkça, insanı insan kılanın toprağın maharetle yoğrulması değil, o dilsiz kalıba üflenen şerefli hayat olduğu sayfa sayfa açılır.
Dijital sürüm, bu uzun yürüyüşü bir ekranın ışığında, gecenin sessiz saatlerinde ya da yolun ortasında sürdürmek isteyen okur için hazırlandı; cümlelerin ağırlığı değişmiyor, yalnızca taşındıkları kâğıt hafifliyor.
Merhametin sürdürülebilmesi için onu taşıyan insanın da nefes alabileceği bir yere ihtiyacı vardır.
Önsözden
II / Bölümler
On iki nefes, tek bir emanet
Bölümler balçığın ilk uyanışından emanetin teslim edildiği son nefese kadar uzanan bir hat üzerinde ilerler; kibrin ilk sahnesi, çocuklukta küstürülen ses, görünürlük uğruna ucuza satılan cevher ve kırık testiden sızan ışık bu hattın duraklarıdır.
01
Balçığın Uyanışı ve İlk Üfleyiş
Karanlık Toprağa Düşen Gök Kıvılcımı
02
Çamurla Nefesin Bitmeyen Savaşı
Balçığın Yerçekimi ve Aşağıya Çeken Karanlık
03
İblis’in Körlüğü: Toprağa Bakıp Ruhu Görmemek
İlk Kibir Sahnesi ve Vitrin Putperestliği
04
Çocukluk Mahkemesinde Küstürülen Nefes
İlk Nefesin İlk Yarası: Ailede Görülmemek ve Kıyas
05
Göğüs Kafesinde Boğulan Çağ
Oksijeni Bol Dünyada Havasız Kalan Ruhlar
06
Cevheri Ucuza Satmak
Onay ve Görünürlük Köleliği
07
Başkasının İçindeki Mukaddes Emanet
Her İnsan Yürüyen Bir Harem-i Şerif’tir
08
Küllenen Kor ve Yaşayan Ölüler
Nefes Alıp Veren Cesetler ve Kalbin Nasırlaşması
09
Kırık Testiden Sızan Işık: Acının Terbiyesi
Kabuk Çatlamadan Cevher Görünmez
10
Sessizliğin, Tövbenin ve Secdenin Onardığı Ruh
11
Nefesi Nefese Eklemek
Dirilten İnsan Olmak
12
İlk Üfleyişten Son Nefese
Emaneti Teslim
III / İsmin sınırı
Bir nispet, bir şeref, bir hesap.
Kitabın adı, Hicr ve Sâd sûrelerinde ruhun Allah’a nispet edilmesi üzerine kurulan bir tefekkürden doğar; burada ilahî zâttan ayrılmış bir parçadan, insanın ilahlığından ya da ruhun başlangıçsızlığından söz edilmez, insanın bütün varlığı Yaratıcı’nın ikramına ve yaratmasına bağlı tutulur.
Bu şeref insanı kendi kendine yeterli bir varlığa dönüştürmez; tersine, kendisine verilen imkânla ne yaptığını, sözünün ve susuşunun başka bir hayatta nasıl bir iz bıraktığını daha dikkatle tartmaya çağırır. Değerli olmak ile her davranışı doğru saymak arasındaki mesafe, cildin bütün sayfalarında açık tutulur.
IV / Okurun karşılaşacağı üç soru
Kıymet nereden gelir, nereye harcanır?
Kıyas
İnsanın değeri bir not, bir çizelge ya da çevresinde toplanan ilginin büyüklüğüyle ölçüldüğünde, sessizce yapılan fedakârlığın yorgunluğu hangi deftere yazılır?
Yakınlık
Sevdiğimizin iyiliğini isterken onun sesini gerçekten dinliyor muyuz, yoksa kendi içimizin rahat etmesini onun hayatına ölçü mü yapıyoruz?
Acı
Çekilen acının miktarı insanı kendiliğinden yüceltmiyorsa, darlığın içinde iradeyle yapılabilecek olan nedir ve hangi kötülüğün zincirini kırmak mümkündür?
Kapanış yerine
Göğüste inip kalkan her soluk, sahibine dönecek bir emanettir.
Birinci cilt, okurun zihninde güzel bulunmuş cümlelerden çok, kendi hayatında karşılığı aranacak sorular bırakmak için yazıldı: kimin yanında daha dikkatli konuşulacağı, hangi hakkın geciktirildiği ve hangi korkunun başkasının üzerinde baskıya dönüştüğü.