Set Bilgileri
Eserin AdıKonforlu Cehennemler
YazarMuhammed Rıdvan SADIKOĞLU
Cilt Sayısı2 Cilt
Toplam Sayfa1.091 Sayfa
1. CiltElimiz Dolu, İçimiz Eksik — 501 Sayfa
2. CiltParlaklığın İçindeki Çürüme — 590 Sayfa
TürDeneme, modern zaman eleştirisi, insan psikolojisi, iç muhasebe, dijital çağ, tüketim kültürü, mahremiyet, başarı baskısı, hız, kontrol arzusu, ahlâk ve vicdan metni
Ana DamarModern insanın sahip oldukları çoğaldıkça anlamının eksilmesi, hızlandıkça kendisinden uzaklaşması, görünür oldukça anlaşılmaması, tüketirken doymaması, kontrol ederken daralması ve parlak dünyanın içinde kendi iç hakikatini kaybetme tehlikesiyle yüzleşmesi
Konforlu Cehennemler dijital kitap setini satın almak için
Bu iki ciltlik set, modern hayatın sunduğu konforu bütünüyle reddetmeden, fakat o konforun insanın kalbinde açabileceği eksilmeyi de görmezden gelmeden, okuru kendi hızını, kendi yorgunluğunu, kendi görünme arzusunu, kendi tüketim alışkanlıklarını, kendi mahremiyet sınırlarını ve kendi iç boşluğunu daha dürüst bir gözle yoklamaya çağırır.
1. Cilt: Elimiz Dolu, İçimiz Eksik501 sayfalık dijital kitap; hız, başarı, kontrol, kaybetme korkusu ve iç boşluk ekseninde modern insanın yorgunluğunu ele alır.1. Cilt Dijital Kitabı Satın Al 2. Cilt: Parlaklığın İçindeki Çürüme590 sayfalık dijital kitap; ekran, imaj, beğenilme arzusu, tüketim, mahremiyet kaybı ve görünürlük çağının iç aşınmasını ele alır.2. Cilt Dijital Kitabı Satın Al Setin Kalbine Açılan Takdim
Konforlu Cehennemler, modern imkânları toptan mahkûm eden, teknolojiyi tek başına suçlayan veya çağın insanını kolay hükümlerle yargılayan bir eser değildir; aksine, insanın elindeki imkânları ruhunu eksiltmeden taşıyıp taşıyamadığını, hızın içinde istikametini kaybedip kaybetmediğini, başarıyı değerle karıştırıp karıştırmadığını, kontrol arzusunu güven zannedip zannetmediğini, görünür oldukça gerçekten anlaşılıp anlaşılmadığını ve parlak dünyanın içinde kendi hakikatine sadık kalıp kalamadığını sorgulayan sahici bir iç muhasebe çağrısıdır.
Bu set, elinde çok şey bulunduğu hâlde içindeki eksikliği kimseye anlatamayanlara, hayatın hızına yetişirken kendi kalbinin gerisinde kaldığını hissedenlere, başarı diye öğretilen yolların sonunda huzura değil yorgunluğa vardığını fark edenlere, her şeyi kontrol etmeye çalışırken tevekkülün, sükûnetin ve teslimiyetin mahcup kapısını kaybedenlere, ekranların parlaklığına rağmen iç dünyasında karanlık odalar taşıyanlara, görünür olduğu hâlde anlaşılmadığını bilenlere, tükettiği hâlde doymayanlara ve modern hayatın konforlu vaatleri arasında kendi iç sesini, kendi yönünü, kendi duasını ve kendi insanlık ölçüsünü arayanlara yazılmıştır.
Bu yönüyle Konforlu Cehennemler, yalnız modern zaman eleştirisi yapan iki kitap değildir; insanın kendi çağında kendisini kaybetmeden nasıl insan kalabileceğini düşündüren geniş bir vicdan haritasıdır.
İki Cildin Ayrı Ayrı Damarı
1. Cilt • 501 Sayfa
Elimiz Dolu, Fakat İçimiz Neden Eksik?
Elimiz Dolu, İçimiz Eksik, modern insanın dışarıda çoğalan imkânları ile içeride büyüyen anlam yoksulluğu arasındaki derin gerilimi merkeze alır; çünkü insan, çoğu zaman elindeki şeyler çoğaldıkça içindeki boşluğun kapanacağını zanneder, fakat sahip olduklarının sayısı arttıkça kalbinin neden daha fazla daraldığını, hayatı daha ayrıntılı biçimde yönetebildiği hâlde neden daha fazla kaygılandığını, bilgiye daha hızlı ulaştığı hâlde neden hikmete daha uzak düştüğünü ve konforu arttıkça neden acıya, beklemeye, sabra, merhamete ve başkasının yükünü taşımaya karşı daha kırılgan hâle geldiğini geç fark eder.
Bu cilt, hızın insanı yalnız zamana yetiştirmediğini, bazen onu kendi kalbinin gerisinde bıraktığını; başarının insanı her zaman büyütmediğini, bazen onu sürekli kendisini ispat etmek zorunda kalan yorgun bir varlığa dönüştürdüğünü; kontrol arzusunun güven arayışı gibi görünmesine rağmen, insanın teslimiyet kabiliyetini, tevekkül dilini, bekleme sabrını ve hayatın bütünü üzerinde mutlak hâkimiyet kuramayacağını kabul eden kulluk bilincini nasıl aşındırabildiğini gösterir.
2. Cilt • 590 Sayfa
Parlaklığın İçinde Neyi Kaybediyoruz?
Parlaklığın İçindeki Çürüme, birinci cildin insanın içinde açılan boşluğu, hızın ruhu nasıl yorduğunu, kontrol arzusunun kalbi nasıl daralttığını, başarının insanı büyütmesi gerekirken bazen onu kendisini sürekli ispat etmek zorunda bırakan bir baskı düzenine nasıl dönüştürdüğünü ve kaybetme korkusunun insanı sahip olduklarının huzurlu emanetçisi olmaktan çıkarıp endişeli bekçisine nasıl çevirdiğini anlatan iç muhasebe hattından sonra, bu iç eksikliğin dış dünyadaki parlak yüzlerini ele alır.
Bu ciltte ekran, yalnız karşısına geçilip bakılan teknik bir aygıt değildir; insanın dikkatini, hafızasını, mahremiyetini, ilişki biçimini, kendilik algısını, acıya bakışını, kıyas duygusunu, güzellik anlayışını, gündemle kurduğu ilişkiyi ve kendi hayatına dair memnuniyet ölçüsünü yeniden düzenleyen büyük bir çağ aynasıdır.
İki Cildi Birlikte Değerli Kılan Bütünlük
Konforlu Cehennemler’in iki cildi birlikte okunduğunda, modern insanın iç dünyasında yaşadığı eksiklik ile dış dünyada kurduğu parlak düzen arasındaki bağ daha görünür hâle gelir; çünkü birinci cilt insanın içinde açılan boşluğa, hızın yorduğu ruha, başarı baskısının daralttığı hayata, kontrol arzusunun sertleştirdiği kalbe ve kaybetme korkusunun insana yaşattığı huzursuz bekçiliğe eğilirken; ikinci cilt aynı eksikliğin ekranda, imajda, beğenilme arzusunda, tüketimde, mahremiyet kaybında, görünürlükte ve faniliği unutma telaşında nasıl yeni biçimlere büründüğünü gösterir.
Birinci cilt, “Neden bu kadar yorgunuz?” sorusunu insanın içinden sorar. İkinci cilt, “Bu yorgunluğu hangi parlak yüzeylerle gizliyoruz?” sorusunu insanın dış dünyasına çevirir. Birinci cilt, insanın elindeki çokluğun içindeki eksikliği gösterir. İkinci cilt, insanın parladıkça hangi taraflarının görünmez biçimde çürüyebileceğini anlatır.
Konforlu Cehennemler, insanın elindeki imkânlar çoğaldıkça kalbinin de genişleyip genişlemediğini, hayatı kolaylaştıran araçların bir süre sonra hayatı yöneten görünmez efendilere dönüşüp dönüşmediğini ve insanın modern dünyanın parlaklığı içinde kendi hakikatini koruyup koruyamadığını soran ağır bir vicdan davetidir.
Bu Set Neden Okunmalı?
Modern insan içinÇünkü insan bugün çoğu zaman yorulduğunu bilir, fakat neyin kendisini yorduğunu tam olarak anlayamaz; hızın içinde yaşar, fakat nereye yetiştiğini düşünmeye fırsat bulamaz.
Gençler içinÇünkü ekranın, görünürlüğün, beğenilme arzusunun, hızlı tüketilen ilişkilerin, dış onay ihtiyacının ve sürekli kıyasın insanın değer duygusunu nasıl etkilediğini gösterir.
Aileler içinÇünkü modern hayatın hızı, ekran alışkanlıkları, tüketim düzeni ve başarı baskısı yalnız bireyin değil, evin, çocukluğun, anne babalığın ve aile içi temasın da iklimini değiştirmektedir.
Eğitimciler içinÇünkü yeni kuşağın yalnız bilgiyle değil, dikkat dağınıklığıyla, kıyas baskısıyla, görünürlük arzusuyla, anlam yorgunluğuyla, başarı kaygısıyla ve iç boşlukla da mücadele ettiğini sezdirir.
Okurlar içinÇünkü bu eser, çağın meselelerini kuru bir analiz diliyle değil, insanın kalbine dokunan uzun, edebî ve vicdanlı bir muhasebe diliyle ele alır.
Yazarlar ve düşünce insanları içinÇünkü modern çağın insanı yalnız dışarıdan kuşatmadığını, onun arzu, korku, eksiklik, mahremiyet, görünürlük ve güven ihtiyacını da şekillendirdiğini gösterir.
Bu set, okura kendi yorgunluğunu hor görmeden tanımayı öğretir. Fakat aynı zamanda yorgunluğun arkasına saklanan ihmali, hızın arkasına gizlenen yön kaybını, kontrol arzusunun arkasındaki korkuyu, konforun arkasındaki incelme tehlikesini ve parlaklığın arkasındaki iç aşınmayı da görünür kılar.
Okura Ne Katar?
Konforlu Cehennemler, okura yalnız modern çağ hakkında düşünme imkânı vermez; insanın kendi hızını, kendi yorgunluğunu, kendi başarı arzusunu, kendi kontrol ihtiyacını, kendi görünme isteğini, kendi tüketim alışkanlıklarını, kendi mahremiyet sınırlarını, kendi iç boşluğunu ve kendi fanilik bilincini daha dürüstçe yoklamasına yardımcı olur.
Okur, bu iki ciltle birlikte elindeki çokluğun her zaman kalpteki eksikliği kapatmadığını, konforun her zaman huzur olmadığını, hızın her zaman ilerleme anlamına gelmediğini, başarının her zaman değer kazandırmadığını, kontrolün her zaman güven sağlamadığını, görünürlüğün her zaman anlaşılmak olmadığını, beğenilmenin her zaman sevilmek anlamına gelmediğini ve tüketimin çoğu zaman insanın sahici ihtiyacını değil, yalnız kısa süreli eksiklik duygusunu oyaladığını daha derinden kavrar.
Kitabın Dili ve Üslubu
Muhammed Rıdvan Sadıkoğlu’nun bu iki ciltteki dili, modern zaman eleştirisini yüzeysel bir yakınma diline, teknoloji karşıtlığını kolay bir hükme, tüketim eleştirisini kuru bir slogan hâline getirmez. Bu metinlerde çağ eleştirisi, insanın iç muhasebesinden ayrılmaz; çünkü yazar, modern dünyanın insanı yalnız dışarıdan kuşatmadığını, aynı zamanda onun arzu, korku, eksiklik, mahremiyet, beğenilme, görünürlük ve güven ihtiyacını da şekillendirdiğini göstermeye çalışır.
Cümleler uzun, derin, edebî ve iç muhasebeye çağıran bir akışla ilerler. Hız, başarı, kontrol, konfor, ekran, imaj, tüketim, mahremiyet, görünürlük, beğenilme, fanilik ve iç boşluk gibi başlıklar yalnız kavram olarak değil, insanın kendi hayatında karşılığını bulabileceği sahici sahneler olarak işlenir.
Konforlu Cehennemler, modern çağın parlak vitrininin önünde duran okura, vitrindeki ışığı değil, o ışığın kendi kalbinde hangi gölgeyi büyüttüğünü sormayı öğretir.
Çünkü insanın en büyük zaferi, çok görünür olmak değil, hakikatini kaybetmeden yaşayabilmektir; çok beğenilmek değil, haysiyetiyle sevilmeyi hak edecek bir insanlık ölçüsü taşıyabilmektir; çok tüketmek değil, eksikliğinin sahici kaynağını bulabilmektir; çok parlamak değil, ışığını hakikatin, merhametin, emanetin ve rahmetin hizmetine verebilmektir.