2.000 TL ve üzeri alışverişlerinizde Kargo Ücretsiz! 2.000 TL ve üzeri alışverişlerinizde Kargo Ücretsiz! 2.000 TL ve üzeri alışverişlerinizde Kargo Ücretsiz! 2.000 TL ve üzeri alışverişlerinizde Kargo Ücretsiz!

Sen Rabbin Nefesisin

  • Bu eser yazılmaktadır.
  • Ürün Kodu: ZCSZA75LNP
  • Barkod: 7098522412671
  • Marka: Muhammed Rıdvan SADIKOĞLU
  • Kategori:
  • Stok: 20+
  • 0,00 TL
  • 0,00 TL 'den başlayan taksitlerle
WHATSAPP İLE SİPARİŞ VER
Hızlı Gönderi
Güvenli Alışveriş
İade ve Değişim

Sen Rabbin Nefesisin

Kendini Unutan Çağa, İçindeki Emaneti Hatırlatan Bir Vicdan Çağrısı


Bu eser yazılmaktadır


Sen Rabbin Nefesisin, Muhammed Rıdvan Sadıkoğlu’nun modern çağın bilgi kalabalığı, kişisel gelişim yanılsamaları, benlik merkezli hayat algısı, görünürlük hırsı ve anlam kaybı karşısında insanı yeniden kendi iç sesine, kendi emanetine ve Rabbinden aldığı hayat nefesinin sorumluluğuna çağırdığı güçlü bir düşünce kitabıdır. Eser; infak, merhamet, Allah’ı tanıma, rahmet, içsel farkındalık, umut, insanın kendisini yeniden bulması ve yaşadığı çağa karşı taşıdığı ahlaki borç üzerine derinlikli bir vicdan muhasebesi sunar. Bu kitap, insana içindeki cenneti fark etmeden dış dünyayı aydınlatamayacağını hatırlatan sahici bir iç diriliş çağrısıdır.

Sen Rabbin Nefesisin, Muhammed Rıdvan Sadıkoğlu’nun insanı modern çağın gürültüsü, bilgi kalabalığı, kişisel gelişim yanılsamaları, görünürlük hırsı, tüketim kültürü, benlik merkezli başarı anlayışı ve içsel anlam kaybı karşısında yeniden kendi hakikatine çağırdığı güçlü bir düşünce ve vicdan kitabıdır. Bu eser, insana kolay mutluluk reçeteleri, yüzeysel başarı formülleri, içindeki devi uyandırma vaatleri, birkaç adımda zenginleşme hayalleri veya insanın nefsini cilalayan sahte teselli cümleleri sunmaz; aksine insanı kendi içine, kendi kalbine, kendi varlık emanetine, kendi sorumluluğuna ve Rabbinden aldığı hayat nefesinin anlamına doğru uzun soluklu bir iç yolculuğa davet eder.

Bu kitap, insanın yalnızca yaşayan, çalışan, tüketen, konuşan, yarışan, biriktiren, paylaşan, görünen ve başkalarının dikkatinde kendisine yer arayan bir varlık olmadığını; insanın, kendisine üflenmiş hayat emanetini taşıyan, aldığı nefesi bile günü geldiğinde teslim edecek olan, içinde cennet ihtimali de karanlık ihtimali de bulunan, kendi içini aydınlatmadan çevresini aydınlatamayacak kadar derin ve sorumlu bir varlık olduğunu hatırlatır.

Sen Rabbin Nefesisin, çağımızın en büyük yanılgılarından birine karşı güçlü bir itirazla başlar: İnsan artık çok şey bilmekte, çok şeye ulaşmakta, çok hızlı haber almakta, çok konuşmakta, çok görünmekte, çok yorum yapmakta, çok paylaşmakta fakat bütün bu hareketliliğin içinde kendi iç sesini duymakta giderek zorlanmaktadır. Bilgi çoğalmış, fakat bilgelik derinleşmemiştir; iletişim hızlanmış, fakat muhabbet incelmiştir; görünürlük artmış, fakat insanın kendi hakikatiyle baş başa kalma cesareti zayıflamıştır. Dışı bu kadar kalabalık olan insan, içerdeki sesi duyabilir mi? Bu soru, kitabın bütün sayfalarına yayılan temel iç muhasebe çağrılarından biridir.

Eserin önsözünde güçlü biçimde hissedilen ana damar, insanın “benlik” çukuruna gömülerek görünür olmaya çalıştığı bir çağda yaşadığı gerçeğidir. Bugünün insanı çoğu zaman acı çekmeden derinleşmek, bedel ödemeden bilmek, emek vermeden hikmete ulaşmak, hayatın zorlu yollarından geçmeden bilge görünmek ve birkaç bilgi kırıntısıyla çevresine üstünlük sergilemek istemektedir. Oysa mezarlığa uğramamış, ayrılığın sızısını duymamış, yoklukla yüzleşmemiş, ihanetin acısını tatmamış, ameliyathane kapılarındaki çaresiz bekleyişi görmemiş ve insanın kırılganlığını yakından tanımamış bir bilginin kalbe inecek ağırlığı çoğu zaman eksik kalır.

Bu kitap, tam da bu yüzden popüler kişisel gelişim dilinden ayrılır. Çünkü burada insana tılsım verilmez, cifir öğretilmez, içindeki sınırsız gücü pazarlayan kolay cümleler kurulmaz, zenginlik kodları, hızlı başarı şifreleri veya insanın egosunu büyüten paket formüller sunulmaz. Bu eser, insanı övmez; insanı uyandırmaya çalışır. İnsana kendisinin ne kadar özel olduğunu söyleyip onu nefsinin aynasında büyütmek yerine, ona aldığı nefesin, taşıdığı canın, sahip olduğu imkânların, gördüğü hakikatin, bildiği bilginin ve ertelediği merhametin hesabını hatırlatır.

Sen Rabbin Nefesisin, insanın kendisini yalnızca dış dünyanın ölçüleriyle tanımlamasına karşı çıkar. Çünkü insanı yalnız mesleği, başarısı, makamı, serveti, çevresi, görünürlüğü, takipçi sayısı, bilgisi veya sosyal itibarı tarif etmez. İnsan, en derinde Rabbinden gelen bir emanetin taşıyıcısıdır. Bu yüzden insan, sandığı kadar küçük değildir; çünkü içinde âlemlerin saklı olduğu bir anlam derinliği taşır. Sandığı kadar işe yaramaz değildir; çünkü her büyük dönüşüm bir kişiyle, bir iç fark edişle, bir samimi niyetle ve bir kalbin yeniden dirilmesiyle başlayabilir.

Kitabın en güçlü çağrılarından biri infak kavramı üzerinden kurulur. Ancak burada infak yalnızca mal vermekle sınırlı bir davranış değildir; insanın yüreğiyle, eliyle, gözüyle, diliyle, bilgisiyle, merhametiyle, dikkat kesilmesiyle, gördüğünü başkasına göstermesiyle, bildiğini paylaşmasıyla ve nefsini cimrilikten kurtarmasıyla genişleyen büyük bir varoluş sorumluluğudur. İnfak et yüreğim, infak et ellerim, infak et gözlerim, infak et dilim, infak et nefsim çağrısı, insanın bütün varlığını iyiliğe, paylaşmaya, görmeye, duymaya, söylemeye ve emaneti çoğaltmaya açan ahlaki bir seferberliktir.

Bu eserde infak, insanın kendisine verildiğini bilmesinin en sahici sonucudur. Çünkü vermek, kendisine verildiğini bilenlerin işidir; vermemek ise kendisine verildiğini unutanların titreyen tutunmasıdır. İnsan kendisine ait sandığı her şeyin aslında bir emanet olduğunu fark ettiğinde, malına, bilgisine, zamanına, ilgisine, merhametine ve duasına başka bir gözle bakmaya başlar. O zaman vermek, eksilmek değil; insanın içindeki rahmet damarının açılmasıdır.

Kitabın önemli bir başka yönü de Allah’ı tanıma meselesine verdiği ağırlıktır. Eser, insanın Allah anlayışını yalnız soyut bir inanç bilgisi olarak değil, hayatın bütün alanlarına yön veren temel bir teslimiyet ve sorumluluk zemini olarak ele alır. Allah’ın yalnız yaratıcı olarak kabul edilmesinin yeterli olmadığını, insanın hayatının her alanında O’nun emirlerine, rahmetine, hükmüne, ölçüsüne ve ahlakî çağrısına yönelmesi gerektiğini vurgular. Allah’ı tanımak, yalnız O’nun varlığını kabul etmek değil; O’nun karşısında insanın kendi sınırını, emanetini, sorumluluğunu ve kulluk hakikatini bilmesidir.

Bu kitapta Allah’ın Rahmân ve Rahîm oluşu da yalnızca bir kavram açıklaması olarak değil, insanın hayatını kuşatan büyük bir rahmet iklimi olarak işlenir. Rahmet; yaratılışta, rızıkta, affedişte, çocukta, eşler arasındaki sevgide, yeryüzünün yeniden dirilişinde, Kur’an’ın hidayet oluşunda, Peygamberimizin âlemlere rahmet olarak gönderilişinde ve insanın birbirine merhamet edebilme kabiliyetinde görünür. Bu nedenle eser, rahmeti pasif bir duygu değil, insanın hayatına yön veren aktif bir sorumluluk olarak okur. Allah’ın rahmetini bilen insan, Allah’ın kullarına karşı merhametsiz kalamaz.

Sen Rabbin Nefesisin, modern insanın en büyük yoksulluğunun para, imkân veya bilgi eksikliği değil, anlam kaybı olduğunu güçlü biçimde hissettirir. İnsan bugün çok şeye sahiptir; fakat kendi içindeki sesi duymakta yoksuldur. Çok fazla bilgiye maruz kalmaktadır; fakat kendi sorusunu sormakta fakirdir. Çok fazla görünmektedir; fakat kendisiyle sahici biçimde karşılaşmakta yetersizdir. Çok fazla konuşmaktadır; fakat kalbinin en derin yerindeki hakikati dile getirmekte suskundur. Bu kitap, insanı hazır cevapların pazarından çıkarıp kendi iç sorularının eşiğine getirir.

Eser, çağın hız kültürüne karşı da derin bir eleştiri taşır. Bugünün insanı hızlı düşünüp hızlı unutmakta, hızlı sevip hızlı soğumakta, hızlı tüketip hızlı bıkmakta, hızlı kopyalayıp hızlı paylaşmakta, hızlı öğrenmiş gibi yapıp derinleşmeden hüküm vermektedir. Bu hız, insanı çoğu zaman daha bilgili değil, daha dağınık; daha üretken değil, daha yorgun; daha özgür değil, daha bağımlı hâle getirmektedir. İnsan hızlandıkça bazen hakikate yaklaşmaz; aksine kendi içinden uzaklaşır.

Kitap, insanın kendisini kusursuz görme hastalığına da dikkat çeker. İnsan çoğu zaman yanlışı başkasında kolayca görür, fakat kendi yanlışını fark etmeyi ağır bulur. Başkalarının eksiklerini konuşmakta mahirdir, fakat kendi eksiğini duymaya tahammülsüzdür. Kendi sevdiğini mutlak güzel, kendi sevmediğini mutlak yanlış sayma eğilimiyle hareket eder. Oysa insanın gerçek olgunluğu, kendi kusur ihtimalini ciddiye alabildiği yerde başlar. Bu nedenle eser, okuru sürekli başkalarını konuşmaktan çıkarıp kendi nefsinin kapısına getirir.

Sen Rabbin Nefesisin, insanın içindeki karanlığı inkâr etmez; fakat onu karanlığına mahkûm da etmez. Tam tersine, insana umut kapısı açar. Çünkü insan kendi içindeki cennetin farkına varabilir, kendi karanlıklarını aydınlığa boğabilir, kendisine verilen ömür vadesinde yaşadığı çağa olan borcunu görebilir ve içindeki rahmet ihtimalini yeniden büyütebilir. Umutsuzluk, bu kitabın dili değildir; fakat ucuz iyimserlik de değildir. Buradaki umut, insanın kendi sorumluluğunu fark etmesiyle başlayan ağır fakat sahici bir diriliş umududur.

Bu eser, insanı yalnızca kendisi için yaşamaktan çıkarıp başkaları için de anlamlı olabilmeye çağırır. Çünkü insan, kendinden ibaret kalamaz. Aldığı nefes bile kendisine ait mutlak bir mülk değilken, hayatı yalnız kendi arzularına, kendi hırslarına, kendi planlarına, kendi görünürlüğüne ve kendi konforuna kapatamaz. İnsan, kendisine verilen her nimetin içinde başkasına uzanacak bir emanet payı bulunduğunu fark ettiği gün, gerçekten yaşamaya başlar.

Kitapta bilgi, ancak kalbe indiğinde ve davranışa dönüştüğünde kıymet kazanır. Bilgi, insanı daha merhametli, daha adil, daha sorumlu, daha mütevazı ve daha emanet bilinciyle yaşayan biri hâline getirmiyorsa, yalnızca zihinsel bir birikim olarak kalır. Hatta bazen kalbi inceltmeyen bilgi, insanın kibrini büyüten en tehlikeli malzemeye dönüşebilir. Bu yüzden Sen Rabbin Nefesisin, bilgiyi hikmetle, hikmeti merhametle, merhameti infakla, infakı da insanın Rabbine karşı duyduğu emanet bilinciyle buluşturur.

Bu kitap, modern çağın kalabalığında kendi ruhunu kaybetmek istemeyenlere; bilgi sağanağı altında hikmeti arayanlara; popüler kişisel gelişim vaatlerinden yorulanlara; içindeki sesi yeniden duymak isteyenlere; Allah’ı yalnız kavram olarak değil, hayatının merkezinde tanımaya çalışanlara; infakı yalnız mal vermek değil, bütün varlığıyla iyiliğe açılmak olarak görmek isteyenlere; merhametin, adaletin, paylaşmanın ve insan olma sorumluluğunun yeniden dirilmesini arzulayanlara hitap eder.

Sen Rabbin Nefesisin, okura şu hakikati güçlü biçimde hatırlatır: İnsan, kendi içine üflenmiş emaneti unuttuğunda, bütün dünyayı kazansa bile kendisini kaybedebilir; fakat kendisini Rabbinden gelen o nefesin sorumluluğuyla yeniden tanıdığında, en karanlık çağın içinde bile bir rahmet kapısı aralayabilir.

Bu yüzden bu eser, yalnız okunacak bir kitap değil; insanın kendi kalbini, kendi dilini, kendi nefsini, kendi sevgisini, kendi infakını, kendi Allah anlayışını, kendi merhametini ve kendi hayat borcunu yeniden yoklayacağı derin bir vicdan yolculuğudur.

TESLİMAT
 
Ürünü sipariş verdiğiniz gün saat 18:00 ve öncesi ise siparişiniz aynı gün kargoya verilir ve ertesi gün teslim edilir.

Eğer kargoyu saat 18:00`den sonra verdiyseniz ürününüzün stoklarda olması durumunda ertesi gün kargolama yapılmaktadır.
Yükleniyor...