Başkasına Ağlayabilmek — Fizikî Kitap Ön Sipariş

  • Bu eser yayına hazırdır ve fizikî baskısı için ön sipariş alınmaktadır. Dijital sürümüne hemen erişmek isteyen okurlarımız, web sitemizdeki dijital eser seçeneğini tercih edebilir.
  • Ürün Kodu: K3P5UWDI6Y
  • Barkod: 7098522330227
  • Marka: Muhammed Rıdvan SADIKOĞLU
  • Kategori: Yayına Hazır Eserler
  • Stok: 20+
  • %50indirim
    300,00 TL
    150,00 TL
  • 12,50 TL 'den başlayan taksitlerle
WHATSAPP İLE SİPARİŞ VER
Hızlı Gönderi
Güvenli Alışveriş
İade ve Değişim
Yayına Hazır Kitap

Başkasına Ağlaya­bilmek Merhametin, emanetin, çocukların, gençliğin, yoksulun haysiyetinin ve insan kalabilme sorum­luluğunun büyük vicdan kitabı

Başkasına Ağlaya­bilmek, yalnızca merhamet, iyilik, çocuk, gençlik, yoksulluk ve sosyal sorum­luluk üzerine yazılmış geniş hacimli bir deneme kitabı değil; modern zamanın kendi konforuna, kendi acısına, kendi telaşına, kendi başarısına ve kendi küçük dünyasına çekilen insanını, başkasının mahcu­biyetine, yoksulun haysiyetine, çocuğun sessiz bakışına, gencin yorgun ruhuna, annenin görün­meyen emeğine, mustazafın sustu­rulmuş sesine ve insanın insana karşı taşıdığı ilahî emanete yeniden bakmaya çağıran derin, sarsıcı ve uzun soluklu bir vicdan yolculuğudur.

Eser yayına hazırdır. Mevcut kitap düzeninde 652 sayfalık geniş hacme sahip olan bu eser, merhameti geçici bir duygu­lanma olarak değil, insanın gündelik hayatına, sofrasına, diline, imkânına, duasına, sosyal sorum­luluğuna ve başkası karşısındaki ahlâkî duruşuna yön veren büyük bir emanet bilinci olarak ele almaktadır.
Dijital Eseri Satın Al
652Sayfa
2026Haziran ilk baskı
MerhametAna vicdan damarı
Emanetİnsana, mala ve hayata bakış

İnsan, yalnız kendi yarasına ağladığında eksilir; başkasının yarasına eğildiğinde ise kalbi genişler

Bu kitap, insanın yalnız kendi acısını dünyanın merkezine yerleştirdiğinde kalbinin nasıl daraldığını, kendi yarasının etrafında döndükçe başkasının sızısını duymakta nasıl zorlandığını, sahip olduğu imkânları yalnız kişisel başarı, talih, emek veya hayat mücadelesinin doğal sonucu saydığında o imkânların içinde saklı bulunan emanet payını nasıl unuttuğunu ve bütün bunların sonunda dışarıdan düzgün, başarılı, inançlı, duyarlı veya iyi görünen bir hayatın içinde bile insanın kalben ne kadar eksilebileceğini anlatan güçlü bir iç muhasebe metnidir.

Başkasına Ağlaya­bilmek, okuyucusunu yalnız duygu­landırmak, birkaç hikâyenin içinde hüzünlendirmek, bazı yoksulluk manzaraları karşısında iç geçirtmek veya merhametli olmanın sıcak cümleleriyle teselli etmek için yazılmış bir eser değildir; bu kitap, insanın sahip olduklarını, ertelediği iyilikleri, kapısını kapattığı insanları, yardım ederken farkında olmadan incittiği yoksulları, dua ederken unuttuğu yeryüzü sorum­luluğunu, sofrasındaki fazlalığın başka bir evdeki eksiklikle kurduğu sessiz ilişkiyi, çocukların mahcu­biyetine karşı gösterdiği dikkati, gençlerin yorgunluğuna karşı taşıdığı sabrı ve kendi konforunun içinde görmemeyi tercih ettiği insanlık borcunu dürüstçe yoklamaya davet eder.

Başkasına ağlaya­bilmek, insanın kendi acısını inkâr etmesi, kendi derdini küçültmesi veya kendi yarasını değersiz sayması değil; insanın kendi acısını mutlak­laştır­maktan vazgeçerek dünyada yalnız kendi yarasının kana­madığını, yalnız kendi evinin eksik kalmadığını ve yalnız kendi kalbinin bir şeyleri taşımakta zorlanmadığını kabul edebilecek kadar olgun­laşmasıdır.

Kitabın ana vicdan damarı

Başkasına Ağlaya­bilmek, bayramın unutulan kapısından bir tavuğun sıcaklığında saklanan emanete, çocukların mahcup bakışlarından gençliğin yorgun eşiğine, yoksulun seçme hakkından imkân sahibinin ağır sorum­luluğuna, geri dönüşüm durağında kaybettiğimiz insanlıktan sosyal adaletin emanetine, merhametin ezanından yeryüzünün hakkı verilmeden gökyüzüne varılamayacağı fikrine kadar uzanan geniş bir vicdan coğrafyası kurar.

Bu coğrafyada her başlık, yalnızca okunacak bir metin değil, okuyucunun kendi hayatındaki bir kapıya, bir sofraya, bir çocuğa, bir gence, bir yoksula, bir unutulmuş yaşlıya, bir ertelenmiş iyiliğe, bir eksik bırakılmış sorum­luluğa, bir vakitler duyduğu fakat üzerinde durmadan geçtiği iç sızıya ve belki de uzun zamandır unuttuğu kendi insanlık imtihanına yeniden dönmesi için açılmış derin bir aynadır.

Kitap, okuyucusuna şunu hatırlatır: İnsan bazen uzak coğrafyalardaki acılara üzülürken kendi mahallesindeki yoksulu unutabilir, büyük insanlık meseleleri üzerine konuşurken kendi evindeki kırık kalbe karşı hoyrat kalabilir, toplumsal adalet adına cümleler kurarken işçinin emeğini geciktirebilir, çocuk haklarından söz ederken kendi çocuğunun veya öğrencisinin ruhunu sert sözlerle yaralayabilir ve merhameti savunurken yardım ettiği insanı kendi iyilik görüntüsünün gölgesinde bırakabilir.

Bu kitap okura ne sağlar?

Bu kitap, okura hazır cevaplar, kolay teselliler, yüzeysel iyilik tavsiyeleri veya kısa süreli duygusal kabarmalar sunmaz; onun yerine okuyucunun kalbinde daha uzun sürecek, daha derinden işleyecek, davranışa dönüşme ihtimali taşıyacak ve insanın gündelik hayatındaki küçük tercihlerine kadar sirayet edecek bir vicdan dikkati uyandırmayı amaçlar.

Bu eseri okuyan kişi, bir çocuğun gözündeki eksikliği daha dikkatli okumayı, bir genci daha az yargılayıp daha çok dinlemeyi, bir yoksula yardım ederken onun mahre­miyetini ve seçme hakkını daha fazla korumayı, sofrasındaki fazlalığa yalnız nimet olarak değil emanet olarak da bakmayı, duasına yeryüzünün hakkını katmayı, iyiliği yalnız vermekle değil nasıl verdiğiyle birlikte düşünmeyi ve başkasına açılan kapının aslında kendi kalbinin de kurtuluş kapılarından biri olduğunu daha derinden fark eder.

Okuyucu, bu sayfalar arasında ilerledikçe belki geçmişinde fark etmeden kırdığı bir mahcu­biyeti, yardım ederken üstünlük duygusuna teslim ettiği bir anı, nasihat ederken dinlemeyi unuttuğu bir genci, sevindirdiğini sanırken yüzünü kızarttığı bir çocuğu, “Allah versin” diyerek kendi elini kapattığı bir garibi, “benim de derdim var” diyerek duymazdan geldiği bir acıyı ve dua ederken yeryüzündeki hakkı ne kadar gözettiğini hatırlayacaktır.

Bu kitap neden okunmalı?

Birinci Sebep

Merhameti duygu olmaktan çıkarır

Bu kitap, merhameti yalnız kalpte taşınan geçici bir his olarak değil, insanın cüzdanına, sofrasına, konuşma biçimine, komşuluk ilişkisine, çocuklarla kurduğu dile, gençleri anlama sabrına, yaşlıları hatırlama vefasına ve yoksulları incitmeden destekleme ahlâkına kadar uzanan bütünlüklü bir insanlık disiplini olarak ele alır.

İkinci Sebep

Yoksulun haysiyetini merkeze alır

Eser, yoksulluğu yalnız giderilmesi gereken maddi bir eksiklik olarak değil, insanın onurunu tehdit eden, sözünü kısan, bakışını yere indiren, seçme hakkını elinden alan, mahre­miyetini zedeleyen ve uzun sürdüğünde insanın kendi değerini bile başkalarının küçümseyen bakışından okumaya başlamasına sebep olan ağır bir toplumsal yara olarak görür.

Üçüncü Sebep

Çocuğun mahcubiyetini görünür kılar

Kitap, çocukları yalnız sevilecek, korunacak veya nasihat edilecek varlıklar olarak değil, yetişkinlerin kurduğu dünyanın bütün zaaflarını yüzümüze gösteren saf aynalar olarak görür ve bir çocuğun eksik bırakılmış sevincinin, çoğu zaman bütün bir toplumun vicdanını sınayan ağır bir emanet olduğunu hatırlatır.

Dördüncü Sebep

Gençliğin yorgunluğunu suçlamadan okur

Gençleri yalnız ekranla, hızla, savrulmayla veya uzaklaşmayla tarif etmek yerine, onların yorgunluğunun içinde anlam boşluğunu, gelecek kaygısını, ekonomik sıkışmayı, dijital yalnızlığı, yetişkinlerin güven vermeyen tutarsızlığını ve eski cevapların yeni sorulara temas edemeyişini de arar.

Beşinci Sebep

İyiliğin usulünü sorgulatır

İyiliğin yalnız yapılınca tamamlanan bir davranış olmadığını, iyiliğin nasıl yapıldığıyla, hangi dille ulaştırıldığıyla, kimin onurunu koruduğuyla, kimin mahcu­biyetini örttüğüyle, kimin seçme hakkına saygı duyduğuyla ve verildikten sonra veren kişinin kendisini ne kadar geri çekebildiğiyle anlam kazandığını güçlü biçimde hatırlatır.

Altıncı Sebep

Dua ile yeryüzü hakkını buluşturır

Bu eser, dua etmenin yalnız göğe açılan ellerden ibaret olmadığını; insanın duasının, yeryüzündeki açlığı, adaletsizliği, çocuğun kırılmış kalbini, işçinin eksik bırakılmış emeğini, yoksulun mahcu­biyetini ve mazlumun susturulmuş sesini de içine aldığı ölçüde derinleştiğini anlatır.

Kimler için yazıldı?

Bu eser, kendi acısını dünyanın merkezine koymadan, başkasının mahcu­biyetine de kalbinde yer açmak isteyenler için yazılmıştır. Yoksulluğu yalnız rakamlarla, yardım kampanyalarıyla, sosyal medya görüntüleriyle veya geçici duyarlılıklarla değil, insan onurunun kırılganlığı, mahremiyetin inceliği ve iyiliğin ahlâkı üzerinden düşünmek isteyenler için hazırlanmıştır.

Bu eser, çocukların gözündeki mahcu­biyeti, gençlerin yüzündeki yorgunluğu, annelerin görün­meyen emeğini, yaşlıların beklenmişlik kokan yalnızlığını, mustazafların sustu­rulmuş sesini, yoksulların incinmeden desteklenme hakkını ve toplumun içten içe eksilen merhamet damarını ciddiye alan okurlar için kaleme alınmıştır.

Bu kitap, “Ben iyi bir insan mıyım?” sorusunu yalnız kendi niyetleri üzerinden değil, en zayıf insan karşısındaki davranışı, en mahcup insanın yüzünü koruma biçimi, en sessiz insanın hakkını gözetme cesareti ve elindeki imkânı nasıl taşıdığı üzerinden sormaya hazır olan herkes için yazılmıştır.

Kitabın okuma tecrübesi

Başkasına Ağlaya­bilmek, hızlıca tüketilecek, birkaç alıntıyla temsil edilecek, yalnız altı çizilecek cümlelerden ibaret görülecek veya kısa süreli bir duygu­lanmanın ardından rafa kaldırılacak bir eser değildir; çünkü merhametin dili aceleye gelmez, haysiyetin inceliği göz ucuyla okunmaz, yoksulun mahcu­biyeti birkaç cümlede geçiştirilmez, çocuğun kırılganlığı kolay nasihatlerle anlaşılmaz, gencin yorgunluğu eski cevaplarla çözülmez ve dua ile yeryüzü hakkı arasındaki bağ ancak ağır, dürüst ve sahici bir dikkatle kurulabilir.

Bu kitap, okurundan yalnız zihinsel bir takip değil, kalbî bir refakat ister. Her bölüm, okuyucunun geçmişinden bir sahne çağırabilir; çocukluğunda bayram sabahı mahcup kalan bir arkadaşını, kapısından çevrilen bir garibi, yardım ederken farkında olmadan incittiği bir yoksulu, anlamadan hüküm verdiği bir genci, fazla sert konuştuğu bir çocuğu, unuttuğu bir yaşlıyı, emeğini küçümsediği bir insanı, “Allah versin” diyerek kendi elini kapattığı bir anı veya duasının içine almadığı bir yeryüzü hakkını hatırlatabilir.

Bu hatırlayış, insanı karamsarlığa değil, daha sahici bir onarıma götürmelidir; çünkü bu kitap, okuyucusunu dışarıdaki kötülükleri seyreden bir ahlâk yorumcusuna dönüştürmek istemez, onu kendi hayatındaki küçük ama belirleyici sorum­lulukların önüne getirir ve “Ben bu emanetlerin neresinde duruyorum?” sorusunu sakin fakat derinden hissettiren bir dille kalbine bırakır.

Kitabın ayırt edici yönü

Bu kitabın en güçlü taraflarından biri, merhameti yalnız bireysel bir duygu olarak değil, toplumsal adaletle, emek hakkıyla, çocukların geleceğiyle, gençlerin anlam arayışıyla, yoksulun mahremiyetiyle, yardım ahlâkıyla, imkân sahibinin sorum­luluğuyla ve kulluk bilinciyle birlikte ele almasıdır.

Eserde iyilik kolaylaştırılır fakat ucuz­laştırılmaz; merhamet yüceltilir fakat duygu­sallaş­tırılmaz; haysiyet savunulur fakat insan sertleş­tirilmez; yoksulluğa bakılır fakat yoksul küçültülmez; gençlik anlaşılmaya çalışılır fakat gençliğin bütün savruluşları alkışlanmaz; çocukların kırılganlığı gösterilir fakat yetişkinler yalnız suçlanmakla bırakılmaz; dua merkeze alınır fakat yeryüzündeki sorumluluklar unutulmaz; adalet çağrılır fakat merhametin yumuşaklığı kaybedilmez.

Bu denge, kitabı yalnız bir merhamet kitabı olmaktan çıkarıp daha geniş bir insanlık, ahlâk, vicdan ve emanet kitabına dönüştürür. Çünkü burada asıl mesele, yalnız yoksula yardım etmek, çocuğu sevmek, genci anlamak, fazlalığı paylaşmak veya güzel cümlelerle merhameti anlatmak değildir; asıl mesele, bütün bunların içinde insanın nefsini, niyetini, dilini, davranışını, gösteriş arzusunu, üstünlük duygusunu, ertelediği sorum­lulukları ve hayatının gerçek ahlâkî karşılığını da dürüstçe görebilmesidir.

Başkasına Ağlaya­bilmek, insanı yalnız kendisine kapandığı yerden çıkarıp başkasının mahcu­biyetine, yoksulun haysiyetine, çocuğun eksik bırakılmış sevincine, gencin anlaşılma ihtiyacına, annenin görün­meyen emeğine, yaşlının unutulmuş bekleyişine, mustazafın kırılmış sesine ve imkânın içindeki ağır emanete doğru çağıran büyük bir vicdan kitabıdır. Bu kitabı okuyan insan, belki büyük cümleler kurmayacak, belki kimseye uzun konuşmalar yapmayacak, belki kendisini bir anda bütünüyle değişmiş hissetmeyecek; fakat bir garibin kapısına daha incelikle yaklaşacak, bir çocuğun gözündeki eksikliği daha dikkatli okuyacak, bir genci daha az yargılayıp daha çok dinleyecek, bir yoksula yardım ederken onun seçme hakkını ve mahremiyetini daha fazla koruyacak, sofrasındaki fazlalığa başka bir gözle bakacak, duasına yeryüzünün hakkını da katacak ve kendi kalbinde başkasına açılan kapının sesini daha net duyacaktır.

TESLİMAT
 
Ürünü sipariş verdiğiniz gün saat 18:00 ve öncesi ise siparişiniz aynı gün kargoya verilir ve ertesi gün teslim edilir.

Eğer kargoyu saat 18:00`den sonra verdiyseniz ürününüzün stoklarda olması durumunda ertesi gün kargolama yapılmaktadır.
Benzer Ürünler
Yükleniyor...