Ve Kader Gayrete Aşıktır - Dijital Eser

  • Bu eser yayına hazırdır ve fizikî baskısı için ön sipariş alınmaktadır. Dijital sürümüne hemen erişmek isteyen okurlarımız, web sitemizdeki dijital eser seçeneğini tercih edebilir.
  • Ürün Kodu: G7IF0HBXYZ
  • Barkod: 7098522395448
  • Marka: Muhammed Rıdvan SADIKOĞLU
  • Kategori: Dijital Eserleri
  • Stok: 20+
  • %40indirim
    250,00 TL
    150,00 TL
  • 12,50 TL 'den başlayan taksitlerle
WHATSAPP İLE SİPARİŞ VER
Hızlı Gönderi
Güvenli Alışveriş
İade ve Değişim
Muhammed Rıdvan Sadıkoğlu

Ve Kader Gayrete Âşıktır

Diriliş ve Geceye Bir Güneş Çizdim romanlarının ardından gelen son cilt

770 SAYFA
Karton Cilt
Roman Üçlemesinin Son Cildi
Vefa • Emanet • Gayret
01

Romanın Kalbi

Ve Kader Gayrete Âşıktır, Mu­ham­med Rıdvan Sadıkoğlu’nun Diriliş ve Ge­ce­ye Bir Güneş Çizdim romanlarıyla başlayan üçlemesinin üçüncü ve son cildi olarak, vefanın, emanet bilincinin, kaybın, hastalığın, mer­ha­me­tin, insan hay­si­ye­ti­nin ve ka­der karşısında gösterilen temiz gay­retin romanıdır. Hatice’nin Mustafa’ya duyduğu sarsılmaz vefa, Selim Bey’in geç kalmış iç mu­ha­se­be­si, Tuğba’nın hastalıkla sınanan fakat insan yetiştirme idealinden vazgeçmeyen öğretmenliği, Yasemin’in anneliği ve Amine’nin çocuk saflığı üzerinden ilerleyen roman, okuru yalnız bir hikâyenin içine değil, kendi vic­danının de­rin­lik­le­ri­ne de davet eder. Bu kitap, ka­derin karşısında edilgen bir bekleyişi değil, acıya rağmen emaneti yere düşürmeyen insanın ahlaki gay­retini anlatır.

Ve Kader Gayrete Âşıktır, Mu­ham­med Rıdvan Sadıkoğlu’nun okur hafızasında derin izler bırakan Diriliş ve Ge­ce­ye Bir Güneş Çizdim romanlarıyla başlayan büyük yürüyüşün üçüncü ve son halkası olarak, yalnızca bir hikâyeyi tamamlamakla kalmayan, aynı zamanda insanın acı, vefa, emanet, sabır, kayıp, mer­ha­met, hay­si­yet ve gay­ret karşısında nasıl bir iç dirilişe çağrıldığını bütün ağırlığıyla ortaya koyan geniş soluklu bir roman olarak okurla buluşuyor.

Bu roman, önceki iki kitapta temelleri atılan dünyanın bütün duygusal, ahlaki ve vic­da­ni hesaplaşmalarını daha derin bir zemine taşıyarak, okuru yalnızca karakterlerin ka­derine şahit olmaya değil, kendi hayatında ertelediği sorularla, susturduğu acılarla, geç fark ettiği hakikatlerle ve çoğu zaman adını koyamadığı iç kırılmalarıyla yüzleşmeye çağırıyor. Çünkü bu kitapta ka­der, insanın üzerine çöken karanlık bir hüküm olarak değil, gay­retle, sabırla, vefayla ve emanete sadakatle anlamını bulan ağır fakat rahmetli bir yolculuk olarak karşımıza çıkıyor.

02

Hatice, Mustafa ve Emanetin Sessiz Ölçüsü

Hatice’nin kalbinde yıllardır dinmeyen Mustafa hasreti, artık yalnız geçmişte kalmış bir sevdanın hatırası değildir; o hasret, insanın kirlenmiş bir çağda temiz kalma direncine, sevdiğini kaybetse bile sevgiyi kirletmeme ahlakına, acıya rağmen mer­ha­met­ten vazgeçmeme terbiyesine ve insanın insana emanet olduğunu unutmadan yaşama sorumluluğuna dönüşmüştür. Mustafa, romanda yalnız yokluğuyla hatırlanan bir isim değil, varlığı geride kalanların vic­danında ölçüye, hay­si­yete, duaya, iyiliğin usulüne ve mer­ha­me­tin mah­re­mi­ye­ti­ne dönüşmüş sessiz bir hakikat olarak yaşamaya devam eder.

Romanın merkezinde, insanın dışarıdan bakıldığında güçlü görünen fakat içeride ağır imtihanlarla sınanan hâli vardır. Hatice, Tuğba’nın hastalığı, Yasemin’in anneliği, Selim Bey’in geç kalmış iç mu­ha­se­be­si, Amine’nin çocuk saflığı ve Mustafa’dan geriye kalan emanet duygusu arasında, yalnızca kendi acısını taşıyan bir kadın olmaktan çıkarak, başkalarının mah­re­mi­ye­ti­ne, hay­si­ye­tine ve incinmişliğine dikkat kesilen bir vic­dan şahidine dönüşür. Onun yürüyüşü, acının insanı ya içine kapatan karanlık bir mağaraya ya da başkasının yarasına daha dikkatli eğilen derin bir mer­ha­met terbiyesine dönüştürebileceğini gösterir.

Ve Kader Gayrete Âşıktır, doğumla ölümün, hastalıkla umut etmenin, vefayla vedanın, yoksullukla hay­si­ye­tin, iyilikle teşhirin, mer­ha­metle gösterişin, dua ile çaresizliğin ve ka­der ile gay­retin aynı evin içinde, aynı kalbin de­rin­liklerinde, aynı çağın kirlenmiş sokaklarında birbirine temas ettiği güçlü bir anlatı kurar. Bu anlatıda yeni doğmuş bir bebeğin nefesi, hastane koridorlarının soğuk bekleyişiyle yan yana durur; bir babanın geç kalmış pişmanlığı, bir kız evladın taşıdığı vefayla yüzleşir; bir öğretmenin hastalığı, onun insan yetiştirme idealini gölgelemek yerine daha da berraklaştırır; bir çocuğun masum cümlesi, koca koca insanların unuttuğu ahlaki ölçüyü yeniden hatırlatır.

03

İyilik, Haysiyet ve Görünürlük Sınavı

Bu roman, çağın en görünmez yaralarından birine de güçlü biçimde temas eder: İyiliğin, yardımın, mer­ha­me­tin ve dayanışmanın bile gösteriye dönüştüğü bir zamanda, insan hay­si­ye­ti­ni koruyarak iyilik yapabilmek mümkün müdür? Sadıkoğlu, bu soruyu kuru bir fikir tartışması olarak değil, roman kişilerinin hayatları, seçimleri, suskunlukları, tereddütleri ve vic­da­ni kırılmaları üzerinden işler. Yardım edilen çocuğun yüzünün, yoksulun mahcubiyetinin, hastanın çaresizliğinin, annenin gözyaşının ve insanın en savunmasız hâlinin bir “etkileşim malzemesi” hâline getirildiği modern zamanlarda roman, okura şu ağır soruyu bırakır: Bir insanın yarasına dokunurken onu iyileştirmeye mi çalışıyoruz, yoksa o yaranın görüntüsüyle kendi vic­danımızı mı parlatıyoruz?

Bu yönüyle Ve Kader Gayrete Âşıktır, yalnızca bir aşkın, bir ailenin veya bir kaybın romanı değildir; aynı zamanda modern insanın mer­ha­met iddiasını, iyilik ahlakını, görünürlük tutkusunu, hay­si­yet sınavını ve emanet bilincini sor­gu­la­yan güçlü bir vic­dan romanıdır. Okur, sayfalar ilerledikçe bir yandan Hatice’nin iç dünyasındaki derin sızıya yaklaşırken, diğer yandan kendi hayatında unuttuğu ölçüleri de yeniden hatırlamaya başlar; çünkü bu roman, okurun karşısına yalnız karakterlerin ka­derini değil, kendi kalbinin saklı aynasını da çıkarır.

04

Üçlemenin Son Eşiği

Diriliş ile başlayan arayış, insanın karanlığın içinden ayağa kalkma cesaretini; Ge­ce­ye Bir Güneş Çizdim ile derinleşen hikâye, en koyu gecelerde bile umudun, duanın ve insanî direncin nasıl korunabileceğini anlatmıştı. Ve Kader Gayrete Âşıktır ise bu yürüyüşü, artık daha olgun, daha ağır, daha hüzünlü fakat daha berrak bir noktaya taşır. Bu son ciltte mesele yalnız dirilmek veya karanlığın içine bir ışık çizmek değildir; mesele, bütün kayıplara, bütün imtihanlara, bütün gecikmiş pişmanlıklara ve bütün yarım kalmış cümlelere rağmen insanın emaneti yere düşürmeden yürüyebilmesidir.

Roman boyunca ka­der, insanı pasif bir bekleyişe mahkûm eden bir yazgı anlayışıyla değil, insanın içindeki iyiliği, sabrı, duayı, sorumluluğu ve mücadele ahlakını sınayan ilahi bir imtihan zemini olarak ele alınır. Bu kitapta gay­ret, yalnız başarmak için harcanan dünyevî bir çaba değildir; gay­ret, insanın kendi acısına tapınmadan, kendi yarasını başkasının hakkına dönüştürmeden, incindiği yerde incitmeden, kaybettiği yerde kabalaşmadan ve beklediği yerde kir­len­me­den yaşayabilme ahlakıdır.

05

Selim Bey, Tuğba ve Geç Kalmayan Hakikat

Selim Bey’in iç mu­ha­se­be­si, romanın en sarsıcı damarlarından birini oluşturur. Bir zamanlar dünyayı güç, imkân, itibar ve hükmetme diliyle okuyan bir insanın, ömrünün geç vaktinde mer­ha­me­tin, secdenin, vefanın, kul hakkının ve insan hay­si­ye­ti­nin önünde nasıl yumuşadığını görmek, okura yalnız bir karakter değişimi sunmaz; aynı zamanda hayatın hiçbir döneminde kalbin bütünüyle kapanmadığını, insanın geç de olsa hakikate dönebileceğini ve bazen bir insanın iç dirilişinin, onun bütün geçmişini yeniden okumaya mecbur bıraktığını gösterir. Bu yüzden Selim Bey’in hikâyesi, pişmanlığın insanı tüketen bir karanlık değil, doğru yere yöneldiğinde onu arındıran ağır bir rahmet kapısı olabileceğini hatırlatır.

Tuğba’nın hastalıkla sınanan fakat öğretmenliğin inceliğini ve insan yetiştirme sorumluluğunu terk etmeyen varlığı, romanın en dokunaklı alanlarından biridir. Onun bedeni zayıflarken bile sözü, bakışı ve öğrencilerine bıraktığı insanî ölçü güçlenir. Tuğba, insana şunu hatırlatır: Bazen bir öğretmen sınıftan ayrılmış gibi görünse bile, öğrencilerinin vic­danında, sözlerinde, seçimlerinde ve dünyaya bakma biçimlerinde ders anlatmaya devam eder.

06

Annelik, Çocuk Saflığı ve Umudun Nefesi

Yasemin’in anneliği, Amine’nin çocuk saflığı ve yeni doğan bebeğin eve taşıdığı taze nefes, romanın ağır atmosferi içinde hayatın hâlâ Rabbinden aldığı emirle yenilenmeye devam ettiğini hissettirir. Ancak yazar, bu yenilenmeyi yüzeysel bir umut cümlesine dönüştürmez; çünkü bu romanda umut, acının üzerini örten kolay bir perde değil, acının içinden geçerken insanın dağılmamasını sağlayan derin bir iç dayanaktır. Okur burada, hayatın aynı anda hem doğumun sıcaklığını hem ölüm ihtimalinin serinliğini insanın avuçlarına bırakabileceğini ve insanın asıl olgunluğunun bu iki zıt emanet arasında kalbini dağıtmadan yürüyebilmesinde saklı olduğunu hisseder.

Mu­ham­med Rıdvan Sadıkoğlu, bu romanında kendine özgü uzun soluklu, edebî, vic­da­ni ve içe işleyen anlatımını koruyarak, okuru aceleyle tüketilecek bir olay örgüsünün değil, sindirilerek okunacak bir iç yolculuğun içine davet eder. Cümleler, yalnız sahneleri anlatmakla kalmaz; insanın ruhundaki kırılmaları, çağın kirlenmiş ahlakını, mer­ha­me­tin incelmiş damarlarını, kaybın insanı nasıl dönüştürdüğünü ve vefanın bazen bir ömürlük suskunluk içinde nasıl büyüdüğünü de taşır. Bu nedenle Ve Kader Gayrete Âşıktır, yalnız okunacak bir roman değil, okunduktan sonra insanın içinde uzun süre yürümeye devam edecek bir vic­dan metnidir.

07

Kimlere Seslenir?

Bu kitap, sevdiğini kaybedenlere, fakat sevgisini kaybetmek istemeyenlere; acının insanı sertleştirmesinden korkanlara; iyiliğin gösteriye dönüştüğü bir çağda hay­si­yet­li kalmaya çalışanlara; ka­der karşısında yalnız beklemeyi değil, bek­ler­ken kalbini temiz tutmayı öğrenmek isteyenlere; hayatın bütün yıkımlarına rağmen hâlâ “insan insana emanettir” diyebilenlere seslenir.

Ve Kader Gayrete Âşıktır, üç ciltlik büyük roman yürüyüşünün son durağı olarak, okura şu hakikati derinden hissettirir: İnsan bazen ka­derini değiştiremez; fakat ka­derin içinden nasıl geçeceğini, hangi emaneti yere düşürmeyeceğini, hangi acının kendisini mer­ha­met­ten koparmasına izin vermeyeceğini ve hangi karanlıkta Rabbine dönük kalacağını kendi gay­retiyle belirler.

08

Kitaptan Temel Cümle

Bu yüzden bu roman, bir finalden çok daha fazlasıdır. Bu roman, Diriliş’ten başlayan, Ge­ce­ye Bir Güneş Çizdim ile karanlığın içinden geçen ve Ve Kader Gayrete Âşıktır ile vefanın, sabrın, hay­si­ye­tin ve emanet bilincinin son büyük eşiğine ulaşan uzun bir insanlık çağrısıdır.

Emanet Bilinci

Okumanın Çoğalan İyiliği

Bu eserlerin satışından doğan imkân, kitapların daha geniş okur çevrelerine ulaşmasına, okuma kültürünün güçlenmesine ve okul, kütüphane, gençlik ve iyilik çalışmalarının çoğalmasına destek olur. Her okuma, yalnızca bir esere yönelmek değil, insanın insana emanet olduğu fikrini sessizce çoğaltan bir vicdan ortaklığıdır.

TESLİMAT
 
Ürünü sipariş verdiğiniz gün saat 18:00 ve öncesi ise siparişiniz aynı gün kargoya verilir ve ertesi gün teslim edilir.

Eğer kargoyu saat 18:00`den sonra verdiyseniz ürününüzün stoklarda olması durumunda ertesi gün kargolama yapılmaktadır.
Benzer Ürünler
Yükleniyor...