Hz. Havva’dan Günümüze Kadın 2.cilt (Dijital)

  • Bu ürün dijital formatta sunulmaktadır. Satın alma işlemi tamamlandıktan sonra PDF erişim bağlantısı, sipariş sırasında kullanılan e-posta adresine manuel olarak gönderilecektir. Fiziksel kargo gönderimi yapılmaz.
  • Ürün Kodu: JUXT384CSE
  • Barkod: 7098522891568
  • Marka: Muhammed Rıdvan SADIKOĞLU
  • Kategori: Dijital Eserleri
  • Stok: 20+
  • %77indirim
    320,00 TL
    75,00 TL
    KARGO BEDAVA
  • 6,25 TL 'den başlayan taksitlerle
WHATSAPP İLE SİPARİŞ VER
Hızlı Gönderi
Güvenli Alışveriş
İade ve Değişim
Hz. Havva’dan Günümüze Kadın 2. Cilt

Hz. Havva’dan Günümüze Kadın – 2. Cilt

Kadının İradesi, Hukuku ve Vahye Sadakat Meselesi

Ka­dı­nın bedeni, iradesi, evlilikteki konumu, bo­şan­ma hakkı, miras payı, ta­nık­lığı, ör­tün­mesi ve dinî hayat içindeki yeri etrafında biriktirilmiş yo­rum katmanlarını adalet, hukuk ve vahye sadakat ekseninde ele alan kapsamlı bir ikinci cilt.

411 SayfaKarton Kapak2. Ciltİnceleme Eseri
Okuma Serüvenine Açılan Emanet Kapısı

Bu eserlerin satışından doğan imkân, yurdun farklı şehirlerinde gerçekleştirdiğimiz okul buluşmalarında, okul yöne­timlerinin rehberliğinde belirlenen kız öğ­ren­cilerin okuma serüvenine omuz olmakta; aynı zamanda okul kütüphanelerine ücretsiz kitap setleri ulaştırılarak daha geniş bir iyiliğe kapı aralamaktadır. Bu çalışmalara ilişkin belge ve bilgilere sitemiz üzerinden ulaşabilirsiniz.

Kitap Neyi Anlatıyor?

Hz. Havva’dan Günümüze Kadın – 2. Cilt, yal­nız­ca ka­dın­la ilgili bazı tar­tışmalı başlıkların peş peşe ele alındığı bir inceleme kitabı değildir; o, ka­dı­nın bedeni, iradesi, evlilikteki konumu, bo­şan­ma hakkı, miras payı, iffeti, tanıklığı, ör­tün­mesi ve dinî hayat içindeki yeri etrafında yüzyıllardır biriktirilmiş hü­küm­leri, kabulleri, korkuları ve yo­rum katmanlarını yeniden tartıya çıkaran de­rin bir mu­ha­se­be metnidir. Bu eser, kadın üzerine konuşurken aslında yal­nız­ca bir cinsi değil; adaletin nasıl kurulduğunu, hukuk dilinin nasıl bozulduğunu, vahyin nasıl gölgelendiğini ve “din” diye dolaşıma sokulan birçok hükmün gerçekten ilahî ölçülere mi, yoksa tarih boyunca üretilmiş beşerî katmanlara mı dayandığını sor­gulamaktadır. Tam da bu yüzden bu cilt, sı­ra­dan bir kadın kitabı değil; hukuk, ahlâk, irade, beden, mah­re­mi­yet, aile ve vahye sadakat üzerine kurulmuş büyük bir yüzleşme alanıdır.

Bu ikinci cildin en çarpıcı tarafı, meseleyi artık yal­nız­ca yaratılış, tarih ve genel kadın algısı düzeyinde bırakmayıp doğrudan hayatın en yakıcı alanlarına indirmesidir. Çünkü burada kadın, teorik bir kavram olarak değil; bo­şan­ma anında, nikâh akdinde, çok eş­li­lik tar­tışmasında, zina iftirasında, kürtaj meselesinde, hayız ve abdest hü­küm­lerinde, mescide girişte, miras paylaşımında, ta­nık­lıkta ve ör­tün­mede karşımıza çıkar. Böylece kitap, ka­dı­nı yal­nız­ca konuşulan bir başlık olmaktan çıkarır; onu, hayatın her kritik eşiğinde hukukî ve ahlâkî sonuçlar doğuran canlı bir özne olarak yeniden gö­rü­nür kılar. Bu yönüyle eser, ka­dı­nın toplumsal hayatta maruz kaldığı daraltmanın yal­nız­ca kültürel bir problem değil, aynı zamanda dinî yo­rumun yanlış istikametlere kaydırılmasıyla büyümüş çok daha de­rin bir adalet meselesi olduğunu göstermektedir.

Hz. Havva’dan Günümüze Kadın – 2. Cilt, özellikle bo­şan­ma bahsinde son derece kritik bir eşikte durmaktadır. Çünkü burada bo­şan­ma, yal­nız­ca erkeğin tek taraflı yetkisi gibi görülen yaygın kanaatin ötesine taşınmakta; talâk, iftidâ, tefvîz-i talâk, iddet, şahitlik, ka­dı­nın evden çıkarılmaması, hakkın ve sorumluluğun dengesi gibi başlıklar üzerinden daha geniş bir hukuk ve adalet çerçevesi kurulmaktadır. Eser, ka­dı­nın bo­şan­ma karşısındaki konumunu edilgen bir bekleyişe mahkûm eden anlayışı tar­tışmaya açarken, evliliği de bo­şan­mayı da yal­nız­ca erkek tasarrufuna bırakan zihniyetin vahyin bütünlüğü içinde yeniden de­ğer­len­di­ril­me­si gerektiğini hissettirmektedir. Bu nedenle bu kitap, bo­şan­mayı sadece bir aile sonu değil; aynı zamanda hukukun kimin lehine nasıl konuştuğunu gösteren bir ayna olarak okumaktadır.

Eserin bir başka de­rin damarı, nikâhın denetlenmesi, çok eş­li­lik, Hz. Peygamber’in evlilikleri, cariye meselesi ve evlilik akdinin mahiyeti etrafında kurulmaktadır. Burada okur, yıllarca dinî kesinlik gibi aktarılan bazı hü­küm­lerin nasıl yo­rum, tarih, bağlam ve güç ilişkileri içinde sertleştirilmiş olabileceğini görmeye başlar. Çok eş­li­lik, kitabın ele alışında ne romantize edilir ne de kuru bir savunma refleksiyle geçiştirilir; bilakis adalet şartı, pratik imkân, tarihî zorunluluk iddiaları ve vahyin ortaya koyduğu sınırlar içinde ciddi biçimde tar­tışılır. Aynı şekilde cariyelik bahsi de, sadece tarihî bilgi olarak değil, insan onuru ve hukuk dili açısından yeniden okunması gereken bir alan hâline gelir. Böylece eser, ka­dın­la ilgili en hassas başlıklarda kolay cevaplar üretmek yerine, tam tersine okuru rahatsız eden ama gerekli olan bir düşünce disiplinine çağırır.

Bu cildin çok önemli bir başka alanı da zina kavramı etrafında yürüttüğü tar­tışmadır. Kitap burada iffeti, mah­re­mi­yeti ve cinselliği yal­nız­ca yasaklar listesi üzerinden değil; iftira, korunma, toplumsal çürüme, erkek ve kadın için farklı şekillerde üretilen sapkınlıklar ve cezanın ne olduğuna dair tarihî saptırmalar üzerinden ele almaktadır. Özellikle recm, yani taşlayarak öldürme meselesini “büyük bir uydurma” olarak tar­tışmaya açması, bu eserin nasıl bir cesaret alanı içinde yazıldığını açık biçimde göstermektedir. Çünkü burada mesele yal­nız­ca bir hükmün doğruluğu değil; din adına üretilmiş şiddet dilinin vahiy ile gerçekten bağdaşır olup olmadığıdır. Bu bakımdan kitap, zina başlığını sadece ahlâk meselesi olarak değil; iffet, ceza, iftira, hukuk ve vahyin sınırları arasındaki gerilimli alanı yeniden düşünmeye açan de­rin bir sor­gulama zemini hâline getirir.

Eserde yer alan tevbe, doğum kontrolü ve kürtaj, hayız ve abdestsizlik, abdestsiz Kur’an okuma, abdestsiz mescide girme gibi başlıklar ise bu cildin yal­nız­ca aile hukukuyla sınırlı kalmadığını, doğrudan ka­dı­nın bedeni ve ibadet hayatı üzerinde kurulan din dilini de tar­tıştığını göstermektedir. Bu çok önemlidir; çünkü tarih boyunca kadın bedeni çoğu kez ya denetim nesnesi ya da şüphe alanı olarak ele alınmış, biyolojik farklılıklar da çoğu zaman manevi eksiklik gibi yo­rumlanmıştır. Oysa bu eser, tam burada devreye girerek mezheplerin görüşlerini, farklı yo­rumları ve sonuçları karşılaştırmalı biçimde ele almakta; ka­dı­nın ibadet alanındaki varlığını kısıtlayan her anlayışın gerçekten ilahî olup olmadığını yeniden sor­gulamaktadır. Bu yönüyle kitap, sadece ka­dı­nın toplumsal rolünü değil, onun Allah ile ilişkisini belirleyen yo­rum dilini de yeniden tartmaktadır.

Hz. Havva’dan Günümüze Kadın – 2. Cilt, en sert eşiklerinden birine ise kadın ve miras, ka­dın­la­rı dövme meselesi, ta­nık­lık ve ör­tün­me bahsinde ulaşır. Çünkü bu dört başlık, çağdaş tar­tışmalarda da geleneksel söylemde de kadına dair en çok yaralayıcı biçimde kullanılan alanlardır. Eser, miras meselesinde yarım pay tar­tışmasını, borç ve vasiyet hakkını, ka­dın­la erkeğin paylarının hangi bağlamda nasıl anlaşıldığını ele alırken; “ka­dın­la­rı dövme” başlığında ise darabe kelimesinin ne anlama geldiğine dair yerleşik zorlayıcı yo­rumları doğrudan sor­gulamaktadır. Aynı şekilde kadın tanıklığının sürekli aşağı bir kategori gibi sunulmasına, bir kadın şahidin iki erkek şahide eşit olduğu genellemesine ve ör­tün­menin tarih boyunca sadece kadın bedenini kuşatan tek taraflı bir ahlâk rejimine dö­nüş­türülmesine de eleştirel biçimde yaklaşmaktadır. Böylece eser, ka­dı­nın onurunu doğrudan ilgilendiren bu alanlarda vahiy ile gelenek arasındaki mesafeyi daha gö­rü­nür kılmakta ve okura şu ağır soruyu sordurmaktadır:

Ka­dı­nı sınırlayan şey gerçekten din midir, yoksa dine sığınarak konuşan tarihsel erkek dilinin kendisi midir?

Bu cildin belki de en önemli katkısı, eşitlik ile adalet arasındaki farkı tar­tışırken meseleyi sığ bir slogan alanına hapsetmemesidir. Eser, kadın ile erkeğin aynı olmadığını, fakat aynı olmamanın bir üstünlük hiyerarşisi doğurmadığını; farklılığın tahakküm değil tamamlayıcılık alanı olması gerektiğini vurgular. Burada savunulan şey kör bir aynılık değil, hakların ve so­rum­lu­lukların fıtrat, yetkinlik, hukuk ve insan onuru çerçevesinde adilce düzenlenmesidir. Ancak eser bu yaklaşımı ataerkil meşrulaştırma alanına dö­nüş­türmez; tam tersine, “farklılık” söylemi üzerinden üretilen bütün zulüm dillerine karşı da uyarı üretir. Bu sebeple kitap, ka­dı­nı erkeğin kopyası yapmayan ama aynı zamanda onu erkeğin gölgesine de mahkûm etmeyen daha dengeli ve daha zor bir adalet alanı açmaya çalışır. Böylece mesele, slogan düzeyinden çıkar ve gerçek bir hukuk–ahlâk meselesi hâline gelir.

Bu eser, yal­nız­ca kadın lehine bazı hü­küm­leri sıralayan bir “savunma metni” değildir; onun asıl gücü, dinin nasıl yo­rumlandığına dair büyük bir hesaplaşma başlatmasındadır. Çünkü kadın hakkında yanlış konuşulan her yerde aslında hukuk da yanlış kurulmakta, aile de yaralanmakta, ibadet dili de sertleşmekte ve medeniyet tasavvuru da yozlaşmaktadır. Ka­dı­nın cinsel obje hâline gelişi, iradesizleştirilmesi, evlilik akdinde geri plana itilmesi, bo­şan­ma karşısında kı­rıl­ganlaştırılması, mirasta ve ta­nık­lıkta eksik bir özne gibi okunması, ör­tün­menin tek taraflı namus rejimine dö­nüş­türülmesi ve “ka­dın­la­rı dövme” gibi yaralayıcı yo­rumların din kisvesiyle dolaşıma sokulması, bu yüzden yal­nız­ca kadın sorunu değildir; bunların her biri aynı zamanda din dilinin bozulma biçimleridir. Eser tam da bu nedenle ka­dı­nı konuşurken aslında vahye sadakati, mezhep doktrinlerini, yabancı hukuk etkilerini ve beşerî yo­rumun sınırlarını da tar­tışmaktadır.

Sonuç olarak Hz. Havva’dan Günümüze Kadın – 2. Cilt, bo­şan­madan çok eşliliğe, zinadan tevbe kavramına, kürtajdan hayız ve ibadet meselelerine, mirastan tanıklığa, ka­dın­la­rı dövme tar­tışmasından ör­tün­meye kadar uzanan son derece geniş ve hassas bir alanda, kadına dair din diye sunulan hü­küm­lerin hangi ölçüde vahye dayandığını, hangi ölçüde tarihsel yo­rum katmanlarıyla sertleştirildiğini sor­gulayan de­rin, cesur ve çok yönlü bir eserdir. Bu kitap, ka­dı­nı savunmaktan daha büyük bir şey yapmaktadır: Kadın üzerinden adaleti, hukuku, vahiy merkezli düşünmeyi ve dine sadakatin ahlâkî ciddiyetini yeniden tar­tışmaya açmaktadır. Ve belki de tam bu yüzden, son sayfa kapandığında okurun elinde yal­nız­ca kadın üzerine yazılmış bir inceleme değil; aynı zamanda şu ağır hakikat kalır: Ka­dı­nın iradesini, onurunu ve hukukunu zedeleyen her yo­rum, yal­nız­ca onu değil, din adına konuşan bütün dili de yaralar.

Önsözden

Son yıllarda küçülen ve değişen dünyada, bir yandan İslam’ın daha gö­rü­nür hâle gelmesi, öte yandan İslamofobinin sistemli biçimde beslenmesi, Müs­lü­man toplumların normlarını küresel ölçekte tar­tışma konusu hâline getirmiştir. Bu normlar arasında en fazla dikkat çeken alanlardan biri de ka­dı­nın toplumdaki yeri, hakları ve so­rum­lu­luklarıdır. Ne var ki mesele çoğu kez savunmacı, ideolojik yahut duygusal söylemler içinde ele alınmakta; böylece asıl problem, yani ka­dı­nın haklarının neden ayetlerle gü­ven­ce altına alınmış olmasına rağmen pratik hayatta kolayca gasbedilebildiği sorusu geri plana düşmektedir. İşte bu eser, tam da bu ihmali gidermek ve kadın konusunda din diye sunulan birçok değeri yeniden tartmak için yola çıkmaktadır.

Bu kitap, insanın ve ka­dı­nın yaratılışından başlayarak Kur’an ayetleri ışığında ka­dı­nın hukukî durumunu, evlilik hü­küm­lerini, bo­şan­ma hakkını, aile içindeki yerini ve ka­dın­la ilgili çok tar­tışmalı meseleleri yeniden de­ğer­len­dir­mek için kaleme alındı. Çünkü Kur’an’ın ortaya koyduğu normlar, ka­dı­nı edilgen, iradesiz ve ikinci planda kalan bir varlık gibi değil; hak sahibi, öz­gür irade sahibi ve evlilikte taraf olan bir insan olarak görmektedir. Bu eser, tam da bu hakikati berraklaştırmak, mezhepler hukukuna ve yabancı kültürel etkilerle sertleşmiş yo­rumlara yapışmış tortuları ayıklamak ve kadına dair bozulan adalet terazisini yeniden vahyin ışığında tartmak için yazıldı.

Bazı kitaplar kadın hakkında konuşur; Hz. Havva’dan Günümüze Kadın – 2. Cilt ise, ka­dı­nın bedeni, iradesi ve hukukî varlığı üzerinden bozulan yo­rum dilinin aslında adaleti, aileyi ve din anlayışını da nasıl yaraladığını göstermek için yazıldı.
Muhammed Rıdvan Sadıkoğlu eser evreninde Hz. Havva’dan Günümüze Kadın – 2. Cilt, ka­dı­nın iradesi, hukuku, mah­re­mi­yeti ve dinî hayat içindeki yeri üzerinden adalet terazisini yeniden düşünmeye çağıran güçlü bir inceleme cildidir.
TESLİMAT
 
Ürünü sipariş verdiğiniz gün saat 18:00 ve öncesi ise siparişiniz aynı gün kargoya verilir ve ertesi gün teslim edilir.

Eğer kargoyu saat 18:00`den sonra verdiyseniz ürününüzün stoklarda olması durumunda ertesi gün kargolama yapılmaktadır.
Benzer Ürünler
Yükleniyor...