İlk Mezar Kardeşindi

WHATSAPP İLE SİPARİŞ VER
Hızlı Gönderi
Güvenli Alışveriş
İade ve Değişim
Yazılmakta Olan Eserler

İlk Mezar Kardeşindi Habil-Kabil Kıssasından Haset, Kardeşlik, Şiddet ve İnsanlığın İç Yarasına

Bu eser, yalnızca Habil ile Kabil arasında yaşanan ilk kardeşlik kırılmasını anlatmak için değil, insanlık tarihinin en eski iç karanlığının bugün hangi evlerde, hangi ailelerde, hangi dostluklarda, hangi miras kavgalarında, hangi başarı yarışlarında, hangi ekran kalabalıklarında, hangi itibar suikastlarında ve hangi susturulmuş mağduriyetlerde yeniden karşımıza çıktığını göstermek için kaleme alınmaktadır.

10Ana Kısım
50Bölümlük Vicdan Haritası
550–700Sayfa Hedefi
1Ağır Merkez Soru

Eserin Kalbine Açılan Büyük Soru

“İlk Mezar Kardeşindi”, insanın kardeşinin varlığını neden kendi eksikliği gibi hissettiği, başkasının nasibini neden kendi nasibinden eksilmiş bir pay gibi okuduğu, bir başkasının kabulünü neden kendi reddedilişi sanarak en büyük öfkeyi en yakınına yönelttiği sorusunu merkeze alan büyük bir vicdan kitabı olarak tasarlanmaktadır.

Bu kitapta Habil ile Kabil kıssası, geçmişte kalmış bir olay, kuru bir ibret sahnesi veya yalnızca ilk cinayetin ahlâkî açıklaması olarak değil, insanın kendi kalbine tutulmuş ilk büyük ayna olarak okunmaktadır; çünkü insan, dışarıdaki kötülüğü kolayca mahkûm etmeden önce kendi içinde hangi anlarda başkasının ışığından rahatsız olduğunu, hangi başarıya sevinemediğini, hangi kardeşlik hukukunu zedelediğini, hangi hakkı gömdüğünü ve hangi mağdurun sesini kendi rahatlığı için susturduğunu düşünmek zorundadır.

İlk mezar kardeşindi; çünkü insanın en eski karanlığı, uzağındaki düşmana değil, kendisine en yakın olanın nasibine, kabulüne, ışığına ve varlığına tahammül edemediği yerde başladı.

Habil ve Kabil: İki İnsan Değil, İki İç İhtimal

Bu eserde Habil, yalnız öldürülen masum bir insan olarak değil, kötülüğe dönüşmeyen güç, incindiği hâlde incitmeyen vakar, eli yettiği hâlde elini kana bulamayan ahlâk, haklıyken bile insan kalabilme terbiyesi ve şiddetin diline teslim olmadan haysiyetini koruyabilen yüksek bir insanlık seviyesi olarak ele alınmaktadır.

Kabil ise yalnız geçmişte kalmış uzak bir katil olarak değil, başkasının kabulünü hazmedemeyen, kendi eksikliğini kardeşinin varlığına saldırarak örtmeye çalışan, kabul edilmeme acısını iç muhasebeye dönüştürmek yerine masum bir varlığa yönelten ve işlediği kötülüğü gömmekle hakikati susturabileceğini zanneden insan hâli olarak okunmaktadır.

Eserin Ana Damarları

Haset

Kardeşinin Işığına Düşen İç Karanlık

Haset bu kitapta basit bir kıskançlık olarak değil, kardeşinin ışığı sönünce kendi karanlığının azalacağına inanan derin bir iç zehirlenme olarak ele alınır; çünkü haset önce sevinme kabiliyetini öldürür, sonra adalet duygusunu bozar, ardından dili kirletir ve sonunda kalemi, ekranı, makamı, aile bağını, mirası veya fizikî gücü kötülüğün aracı hâline getirir.

Aile

Aynı Evde Büyüyen Kabil Gölgesi

Aile, yalnız romantik bir sığınak olarak değil, insanın en eski kıyas, görülmeme, sevgi adaletsizliği, çocukluk mahkemesi ve miras yaralarının doğabileceği ilk alanlardan biri olarak işlenir; çünkü aynı çatı altında büyümek kardeşliği kendiliğinden ahlâklı kılmaz, kardeşlik kanla başlasa bile ancak ahlâkla korunur.

Görünürlük

Ekran Başında Kurulan Kıyas Mahkemesi

Sosyal medya, algoritma, başarı pazarı, takipçi, alkış, akademik rekabet, yazar çevresi ve dijital linç gibi çağdaş başlıklar geçici moda kelimeler olarak değil, insanın değişmeyen iç karanlığının bugünkü suretleri olarak okunur; çünkü platformlar değişse de başkasının yükselişini kendi düşüşü gibi hisseden nefis aynı kalır.

Şiddet

Reddedilmeyi Ölümcül Gurura Çevirenler

Kitapta şiddet yalnız kan dökmekle sınırlı tutulmaz; sözle, susarak, dışlayarak, karakter suikastıyla, itibarsızlaştırmayla, mahrem bilgiyi cezaya dönüştürerek, aile içinde soğuk bir zulüm kurarak ve sosyal medya kalabalığında bir insanın haysiyetini parçalayarak işlenen cinayet biçimleri de vicdanî bir derinlikle ele alınır.

Mezar, Karga ve Gömülen Hakikat

Kitabın en derin sembollerinden biri olan mezar, yalnız ölü bedenin bırakıldığı toprak olarak değil, insanın kardeşlik hukukunu, özür cesaretini, yüzleşme sorumluluğunu, mağdurun sesini, kendi içindeki mahcubiyeti ve hakikatin açık kalma imkânını gömmek istediği karanlık yer olarak genişletilmektedir.

Karga sembolü ise insanın kardeşini öldürdükten sonra ne yapacağını bilemeyen acziyetini gösteren ağır bir aynaya dönüşür; çünkü insan bazen bilgi, unvan, güç, zekâ, teknoloji ve iddia bakımından büyürken utanma, mahcubiyet, hürmet ve edep bakımından küçülebilir.

İnsan çoğu zaman kırdığı kalbi zamana, yediği hakkı kalabalığa, söylediği yalanı yeni cümlelerin altına, yaptığı zulmü kendi mağduriyet hikâyesinin içine ve geciktirdiği özrü “artık geçti” bahanesinin toprağına gömmeye çalışır; fakat gömülen hiçbir hakikat kaybolmaz, yalnız daha derine iner.

10 Kısım Üzerinden Büyük Kitap Yapısı

Planlanan yapı, Habil-Kabil kıssasının ilk kapısından başlayarak kurban ve kabul meselesine, aile içindeki Kabil gölgesine, görünürlük çağında büyüyen hasede, öfke ve şiddetin ilk diline, gömülen hakikat ve failin yüzleşme korkusuna, çağın Kabil suretlerine, mağdurun haysiyetine, insanın kendi içindeki Kabil’le hesaplaşmasına ve sonunda ilk mezardan son merhamete uzanan geniş bir vicdan yolculuğu kurmaktadır.

Birinci Kısım

Kardeşin Mezarında Başlayan İnsanlık

İlk mezarın bir yabancıya değil kardeşe açılmış olması, insanlık tarihinin en sarsıcı ahlâk kırılması olarak ele alınır.

İkinci Kısım

Kurban, Kabul ve Nefsin Kırıldığı Yer

Kabul edilmeyen kurban üzerinden niyet, samimiyet, kıyas zehri ve kabul görmeyen nefsin öfkesi derinleştirilir.

Üçüncü Kısım

Aynı Evde Büyüyen Kabil Gölgesi

Aile içi kıyas, sevginin adaleti, miras yarası, çocukluk mahkemesi ve kardeşliğin ahlâkla korunması işlenir.

Dördüncü Kısım

Görünürlük Çağında Haset

Ekran, alkış, başarı pazarı ve dostunun yükselişine sevinemeyen nefsin çağdaş yüzleri açılır.

Beşinci Kısım

Öfke, Gurur ve Şiddetin İlk Dili

Terbiye edilmeyen acı, reddedilmeyi hazmedemeyen gurur, bahane üreten fail ve şiddetin farklı biçimleri anlatılır.

Altıncı Kısım

Gömülen Hakikat ve Failin Yüzleşme Korkusu

Mezar, karga, örtülen suç, susturulan mağdur ve toprağın kapatsa bile vicdanın açığa çıkardığı hakikat ele alınır.

Yedinci Kısım

Çağın Kabil Suretleri

Kalemle, ekranla, söylemle, itibar kırarak ve dava diliyle kurulan gizli iktidar biçimleri kıssa aynasında okunur.

Sekizinci Kısım

Habil’in Haysiyeti ve Masum Kanın Şahitliği

Mağdurun haysiyeti, zulme benzemeden ayakta kalma ahlâkı ve kırılan kalbin şahitliği korunur.

Dokuzuncu Kısım

İçimizdeki Kabil’i Terbiye Etmek

Haset kapıya geldiğinde kalbin nöbetçisi olmak, kardeşinin nimetine dua edebilmek ve öfkeyi tutmak anlatılır.

Onuncu Kısım

İlk Mezardan Son Merhamete

Özür, telafi, sahici barışma ve kardeşliği eski yalanların üzerine değil hakikat üzerine yeniden kurma imkânı işlenir.

50 Bölümlük Bölüm Haritası

  1. İlk Mezar Kardeşindi
  2. Yeryüzünün İlk Yarığı Kardeş Eliyle Açıldı
  3. Bir Kıssa Değil, İnsanın İlk Aynası
  4. Habil: Öldürmeden de Güçlü Kalabilen İnsan
  5. Kabil: Kardeşini Değil, Önce Kendi Kalbini Öldüren İnsan
  6. Kabul Edilmeyen Kurban Değil, Terbiye Edilmeyen Nefisti
  7. Allah’a Küsen İnsan, Kardeşine Yürür
  8. Başkasının Kabulünü Kendi Yokluğun Sanmak
  9. Haset, Kardeşinin Işığına Düşen İç Karanlıktır
  10. Nasip Bilinci Kaybolunca Kardeş Rakibe Dönüşür
  11. Aynı Çatı Altında Biriken Sessiz Kan
  12. Anne Babanın Dili, Kardeşlerin Kaderine Dönüşür
  13. Sevginin Adaleti Bozulduğunda Kalp Miras Kavgasına Hazırlanır
  14. Kardeş, Çocukluğumuzun Bitmeyen Mahkemesidir
  15. Kardeşlik Kanla Verilir, Ahlâkla Korunur
  16. Başkasının Yükselişi Neden İçimizde Bir Düşüş Gibi Hissedilir?
  17. Ekran Başında Kurulan Kıyas Mahkemesi
  18. Alkış Paylaşılamadığında Kardeşlik Eksilir
  19. Dostunun Başarısına Sevincin Kadar İnsansın
  20. Başkasının Işığını Söndürmek Geceyi Aydınlatmaz
  21. Terbiye Edilmeyen Acı, Bir Gün Başkasının Canına Yürür
  22. Reddedilmeyi Ölümcül Gurura Çevirenler
  23. Güç, Kırmak Değil Kendini Tutabilmektir
  24. Bahane Üreten Fail, Öldürdüğü Hakkı İkinci Kez Gömer
  25. Kardeşine Kalkan El, Önce İnsanlığını Kendinde Öldürür
  26. Suçu İşleyen El, Suçu Taşıyacak Kalbi Bulamadı
  27. Karga, Utanmayı Unutan İnsana Toprağın Edebini Gösterdi
  28. Gömülen Ceset Değildi, Yüzleşmenin Kendisiymiş
  29. Susturulan Mağdur, Hakikatin Diliyle Konuşur
  30. Toprak Örter, Vicdan Açığa Çıkarır
  31. Kalemle, Ekranla ve Söylemle İşlenen Cinayetler
  32. İtibar Öldürmek de Kardeş Kanıdır
  33. Dava Arkadaşını Gölge Sanan Nefis
  34. Kardeşlik Diliyle Kurulan Gizli İktidar
  35. Linç Kalabalığında Çoğalan Kabil
  36. Habil’in Sessizliği Korkaklık Değil, Ahlâkın Son Sınırıydı
  37. Masum Kan, Topraktan Çok Tarihe İşler
  38. Zulme Uğramak, Zulme Benzeme Mecburiyeti Değildir
  39. Kırılan Kalbin Şahitliği Bedduadan Daha Ağırdır
  40. Mağdurun Haysiyeti, Failin Rahatlamasından Önce Gelir
  41. Haset Kapıya Geldiğinde Kalbin Nöbetçisi Olmak
  42. Kardeşinin Nimetine Dua Edebilmek
  43. Kendi Yoluna Razı Olmayan, Başkasının Yolunda Yaralanır
  44. Öfkeyi Tutmak, Gelecekteki Pişmanlığı Tutmaktır
  45. İçindeki Kabil’i Tanımayan, Dışarıdaki Habil’i Koruyamaz
  46. Özür, Gömülen Hakikati Topraktan Çıkarmaktır
  47. Telafisiz Barışma, Yaranın Üstüne Halı Sermektir
  48. Kardeşlik Yeniden Kurulabilir, Ama Eski Yalanların Üstüne Değil
  49. İlk Mezarın Başında İnsanlığı Yeniden Düşünmek
  50. Son Söz Merhametin Olmalı

Okurun Kalbine Bırakılacak His

Okur bu kitabı bitirdiğinde yalnız Habil’e üzülmüş, Kabil’e kızmış ve ilk cinayeti öğrenmiş olmamalıdır; kendi kardeşliklerini, kendi hasetlerini, kendi kıyaslarını, kendi susuşlarını, kendi öfkesini, kendi gömdüğü hakikatleri, geciktirdiği özürleri ve içindeki Kabil ihtimalini düşünmüş olmalıdır.

Bu eser, mağduru yalnız acı nesnesi hâline getirmeyen, onun haysiyetini ve bastırılmış sesinin hakikat içindeki ağırlığını koruyan; fakat mağduriyeti de romantize etmeyen, insanın yarasından merhamet çıkarabildiği kadar insan kaldığını hatırlatan dengeli bir vicdan ölçüsü taşımaktadır.

İlk mezar kardeşindi; fakat insanın son sözü mezar, kan, kıyas, haset, öfke ve gömme olmak zorunda değildir; çünkü insan kardeşini öldüren tarafıyla değil, kardeşini yaşatmayı seçen tarafıyla insan kalır.

TESLİMAT
 
Ürünü sipariş verdiğiniz gün saat 18:00 ve öncesi ise siparişiniz aynı gün kargoya verilir ve ertesi gün teslim edilir.

Eğer kargoyu saat 18:00`den sonra verdiyseniz ürününüzün stoklarda olması durumunda ertesi gün kargolama yapılmaktadır.
Yükleniyor...