Kıyıya Vuran Nefes

WHATSAPP İLE SİPARİŞ VER
Hızlı Gönderi
Güvenli Alışveriş
İade ve Değişim
Yazılmakta Olan Eserler

Kıyıya Vuran Nefes Bir Çocuğun Suskunluğunda Boğulan Çağın Vicdanı

“Kıyıya Vuran Nefes”, denizin kıyıya bıraktığı bir bedenin aslında bütün insanlığın yüz­leşmekten kaçtığı ağır bir hakikati kıyıya bırakması üzerine kurulmuş büyük bir vicdan kitabı olarak hazırlanmaktadır; bu eserde kıyıya vuran şey yalnızca bir çocuk, bir mülteci, bir mazlum, bir kayıp hayat veya haberlerde birkaç saniye görünüp sonra başka gündemlerin altında unutulan bir acı fotoğrafı değil, insanlığın kendi eliyle boğduğu merhametin, geciktirdiği adaletin, sınır kapılarında daralttığı haysiyetin ve bir çocuğu bile güvenle yaşatamayan çağın son nefesidir.

9Ana Kısım
45Bölümlük Vicdan Haritası
ÇocukMerkezî Emanet
KıyıSon Yüzleşme Çizgisi

Eserin Kalbine Açılan Büyük Soru

Bu kitapta deniz suçlu değildir; deniz, insanın karada işlediği suçu kıyıya geri veren büyük ve sessiz bir şahittir. İnsan karada savaş kurmuş, sınırlarda merhameti daraltmış, sofralarda fazlalığı büyütmüş, ekranlarda acıyı tüketmiş, siyasette insanı sayıya çevirmiş, inançta duayı sorum­luluktan ayırmış ve hukukta hakkı kimlik ile pasaportla sınırlamışken, bütün bu karanlık bir gün bir çocuğun ıslak ayakkabısında, bir annenin boşalan kucağında, bir babanın ellerinde kalan çaresizlikte ve kıyıya vuran bir nefeste bütün çıplaklığıyla görü­nür olmuştur.

Kıyı, yalnız deniz ile kara arasındaki coğrafi çizgi değildir; kıyı, vicdan ile konforun, ölüm ile hayatın, mazlum ile seyircinin, yurt ile sürgünün, insanlık iddiası ile insanlık gerçeğinin karşı karşıya geldiği son yüz­leşme yeridir.

Bir çocuk bu dünyadan güvenle geçemediyse, hangi medeniyet cümlesi bizi temize çıkarabilir?

Bir Haber Fotoğrafından Daha Ağır Bir İnsanlık Mahkemesi

“Kıyıya Vuran Nefes”, bir haber fotoğrafının gölgesinde kalmayan fakat bazı fotoğrafların insanlığın hafızasında açtığı büyük yarayı da görmezden gelmeyen bir eser olarak tasarlanmaktadır; çünkü bazı fotoğraflar yalnızca görüntü değildir, bazı fotoğraflar bütün ideolojileri, bütün devlet akıllarını, bütün sınır çizgilerini, bütün konfor alanlarını, bütün diplomatik cümleleri ve bütün vicdan gösterilerini bir anda susturan çıplak bir mahkeme salonu gibi insanın karşısına çıkar.

Bu eserin merkezindeki çocuk, yalnız acınacak bir beden olarak değil, insanlığın en korunması gereken emaneti, geleceğin nefesi, dünyanın kendisine karşı borçlu olduğu mahrem bir can ve bütün büyük iddialarımızın doğruluğunu sınayan en küçük fakat en ağır hakikat olarak ele alınır.

Eserin Ana Sembolleri

Deniz

Karada İşlenen Suçun Sessiz Şahidi

Deniz bu kitapta ölümün faili değil, insanlığın karada kurduğu adaletsizliği kıyıya geri veren büyük bir aynadır; çünkü bir çocuk denizde boğulduğunda, yalnız suyun soğukluğu değil, insanlığın kalbinin soğukluğu da konuşulmalıdır.

Kıyı

Medeniyetin Son Aynası

Kıyı, mazlum ile seyircinin, ölüm ile hayatın, refah ile yoksulluğun, sınır ile merhametin, insanlık iddiası ile insanlık gerçeğinin karşılaştığı çizgidir; gerçek medeniyet, güçlülerin ne kadar yükseğe çıktığıyla değil, en zayıfın ne kadar güvenle yaşayabildiğiyle anlaşılır.

Nefes

Hayatın En Sade Hakkı

Nefes, hayatın en sade, en sessiz ve en vazgeçilmez göstergesidir; fakat savaşlar, sınırlar, ihmaller, korkular, politikalar ve duyarsızlıklar bir araya geldiğinde insanın en temel hakkı olan nefes bile pazarlığa, izne, belgeye, sınıra ve talihsiz bir yolculuğa mahkûm edilebilir.

Ayakkabı

Yarım Kalmış Yolun Küçük Şahidi

Çocuğun ıslak ayakkabısı, yarım kalmış yolun, tamamlanamamış oyunun, gidilememiş okulun, görülememiş sabahın, büyüyememiş bedenin ve dünyanın koruyamadığı en küçük adımın sembolüdür.

Göç, Ev, Bot, Sınır ve Ekranın Vicdan İmtihanı

Bu kitap, göçü yalnız bir yerden başka bir yere gitmek olarak görmez; zorunlu göçü, insanın evinden, kokusundan, komşusundan, mezarından, çocukluğundan, kapı eşiğinde kalan anılarından, sofranın bereketinden, annenin sesinden, babanın gölgesinden ve kendisini tanıyan dünyadan koparılması olarak anlatır.

Bot, modern çağın Nuh’suz gemisi olarak yer alır; çünkü klasik anlatılarda gemi kurtuluşu, sığınmayı ve tufandan çıkışı temsil ederken, çağımızın ölüm botları hayata ulaşmak için binilen şeyin ölüme sürüklediği acı bir insanlık çelişkisine dönüşmüştür.

Ekran ise acıyı görü­nür kılan ama aynı zamanda onu hızlı tüketilen bir görüntüye dönüştürebilen çağ aynasıdır; insan bir fotoğrafa bakar, içi sızlar, paylaşır, birkaç cümle yazar, belki ağlar, fakat sonra telefonunu kapatır ve hayatına kaldığı yerden devam eder.

Kıyıya vuran nefes, yalnız denizin getirdiği bir beden değildir; o nefes, insanlığın unuttuğu emaneti, ertelediği adaleti, boğduğu merhameti, sayıya çevirdiği insanı ve ekranda tükettiği acıyı yeniden yüzümüze bırakır.

9 Kısım Üzerinden Büyük Kitap Yapısı

Bu eser için 9 kısım / 45 bölüm yapısı tercih edilmiştir; çünkü başlığın ruhu çok güçlüdür ve fazla bölünme, çocuğun suskunluğunda toplanan duygusal ağırlığı dağıtabilir. Böylece kitap hem geniş bir medeniyet muhasebesi kurar hem de merkezdeki nefesi, çocuğu ve kıyı metaforunu kaybetmeden ilerler.

Birinci Kısım

Kıyıda Başlayan Büyük Soru

Okur doğrudan kıyıya, gözünü kaçırmak istediği fotoğrafa, denizin geri verdiği emanete ve insanlığın içinden yükselen ilk ağır soruya yaklaştırılır.

İkinci Kısım

Evinden Koparılan İnsanın İç Yıkımı

Göç, yalnız yer değiştirme olarak değil; insanın evinden, hafızasından, kokusundan, mezarından, sofrasından ve kendisini tanıdığı dünyadan koparılması olarak işlenir.

Üçüncü Kısım

Yolun Zulmü ve Çaresizliğin Karanlık Geçidi

Kaçakçılar, botlar, sınırlar, geceler, anneler, babalar ve çocuklar üzerinden güvenliğe ulaşma yolunun nasıl yeni bir zulüm alanına dönüştüğü anlatılır.

Dördüncü Kısım

Denizin Suçu Yoktu

Deniz, kıyı, dalga, kum, ayakkabı, ıslaklık ve beden sembolleriyle gerçek suçun karada, insanın kararlarında, savaşlarında ve ilgisizliğinde başladığı gösterilir.

Beşinci Kısım

Sınırların Merhametsiz Coğrafyası

Sınır, pasaport, kimlik, yurt, hukuk, insan hakkı ve refah duvarları üzerinden çağın adalet iddiası haysiyet merkezli bir dikkatle sorgulanır.

Altıncı Kısım

Ekranda Ağlayıp Hayatta Unutan İnsan

Sosyal medya, haber dili, görüntü tüketimi, acı pazarı, yardım gösterisi ve unutmanın hızı üzerinden acıyı görme ile acıyı taşıma ahlâkı arasındaki kopuş anlatılır.

Yedinci Kısım

Çocukların Yarım Kalan Dünyası

Çocuk hakkı, oyun, okul, oyuncak, kardeş, yetimlik, hayatta kalanların suskunluğu ve savaşın çocuk ruhunda bıraktığı derin kırılmalar merkeze alınır.

Sekizinci Kısım

Merhametin İmanı, Ahlakı ve Sorumluluğu

Din hedef alınmadan, dinin insana yüklediği emanet, merhamet, komşuluk, kul hakkı, yetim hakkı, mazlum hakkı ve insan haysiyeti sorum­luluğu hatırlatılır.

Dokuzuncu Kısım

Kıyıdan Geri Dönen İnsanlık

Kitap acı ve mahcu­biyet içinde bırakılmaz; umut, kolay teselliyle değil, sorum­luluk, hafıza, haysiyet, adalet, paylaşım, çocuk hakkı ve insan kalma iradesiyle kurulur.

45 Bölümlük Bölüm Haritası

  1. Denizin Geri Verdiği Emanet
  2. Bir Nefesin Kıyıya Vurması
  3. Fotoğrafın İçindeki Sessizlik
  4. İnsanlığın Gözlerini Kaçırdığı An
  5. Kıyı: Medeniyetin Son Aynası
  6. Bir Evin Yıkılışı
  7. Savaşın Önce Çocuk Dilini Öldürmesi
  8. Çantaya Sığmayan Hayat
  9. Kapı Eşiğinde Kalan Anılar
  10. Göç: Gitmek Değil, Artık Dönememektir
  11. İnsan Kaçakçısının Gölgesinde Kalan Çaresizlik
  12. Bot: Modern Çağın Nuh’suz Gemisi
  13. Annelerin Kucağında Taşınan Kıyamet
  14. Baba Olmanın En Çaresiz Hâli
  15. Gece Denizinin İçinde İnsan Kalmak
  16. Deniz Suçlu Değildi
  17. Kıyıdaki Kalabalığın Suç Ortaklığı
  18. Batan Sadece Bot Değildi
  19. Dalganın Getirdiği Hakikat
  20. Kumun Üzerinde Kalan Ayak İzi
  21. Sınır Kapısında Biten İnsan Hakları
  22. Harita Üzerinde Çizilen Merhametsizlik
  23. Pasaportu Olmayan Çocuğun Suçu
  24. Refahın Çevresine Örülen Duvarlar
  25. Doğu’nun ve Batı’nın Aynı Körlüğü
  26. Bir Fotoğraf Kadar Üzülen İnsan
  27. Acıyı Tüketen Ekran
  28. Yardım Çağrısının Gösteriye Dönüşmesi
  29. İstatistiğe Çevrilen İnsan
  30. Unutmanın Hızı
  31. Çocuğun Hakkı, Dünyanın Namusudur
  32. Okula Gidemeyen Sabahlar
  33. Islak Ayakkabının Söylediği
  34. Oyuncağını Bırakıp Gidenler
  35. Hayatta Kalan Kardeşin Suskunluğu
  36. Merhameti Sadece Ağlamak Sananlar
  37. Dua Eden Ama Kapısını Açmayanlar
  38. Komşuluk Hukukunun Sınırda Bitmesi
  39. Yeryü­zünün Yetim Kalmış Çocukları
  40. Kul Hakkının Coğrafyası Olmaz
  41. Kıyıda Diz Çöken Vicdan
  42. Emaneti Geri Almak
  43. Kıyıdan Başlayan Sorumluluk
  44. Bir Çocuğun Adıyla İnsanlığı Onarmak
  45. Nefesi Kıyıda Bırakmamak

Okurun Kalbine Bırakılacak His

Okur bu kitabı bitirdiğinde yalnız göç, savaş, mültecilik ve denizde kaybolan hayatlar üzerine bir metin okumuş olmayacak; kendi sofrasına, kendi ekranına, kendi diline, kendi duasına, kendi konforuna, kendi duyarsızlığına, kendi unutma hızına ve kendi küçük sorum­luluklarına doğru ağır ve sükûnetli bir yüz­leşmeye çağrılmış olacaktır.

Bu kitap, acıyı sömürmeden, çocukları yalnız ağlatan bir görüntüye indirgemeden, anneleri yalnız çaresizlikle, babaları yalnız güçsüzlükle ve göçmenleri yalnız mağduriyetle tanımlamadan, haysiyetli bir insan tanıklığı kurmayı hedefler; çünkü mazlum yalnız yardıma muhtaç bir beden değil, insanlığın kendi ahlâk seviyesini ölçtüğü bir emanettir.

Kıyıya vuran nefes, orada bırakılmaması gereken bir insanlık emanetidir; çünkü o nefes yalnız denizin getirdiği bir beden değil, yaşayanların göğsünde devam etmesi gereken sorum­luluk, hafıza, merhamet, adalet ve çocuk hakkı çağrısıdır.

TESLİMAT
 
Ürünü sipariş verdiğiniz gün saat 18:00 ve öncesi ise siparişiniz aynı gün kargoya verilir ve ertesi gün teslim edilir.

Eğer kargoyu saat 18:00`den sonra verdiyseniz ürününüzün stoklarda olması durumunda ertesi gün kargolama yapılmaktadır.
Yükleniyor...