2.000 TL ve üzeri alışverişlerinizde Kargo Ücretsiz! 2.000 TL ve üzeri alışverişlerinizde Kargo Ücretsiz! 2.000 TL ve üzeri alışverişlerinizde Kargo Ücretsiz! 2.000 TL ve üzeri alışverişlerinizde Kargo Ücretsiz!

Akleden Kalpler

  • Bu eser yazılmaktadır.
  • Ürün Kodu: GQ0HLYVP8L
  • Barkod: 7098522625071
  • Marka: Muhammed Rıdvan SADIKOĞLU
  • Kategori:
  • Stok: 20+
  • 0,00 TL
  • 0,00 TL 'den başlayan taksitlerle
WHATSAPP İLE SİPARİŞ VER
Hızlı Gönderi
Güvenli Alışveriş
İade ve Değişim

Akleden Kalpler

Taşlaşan Çağda Vicdanla Düşünmenin ve Merhametle Dirilmenin Kitabı

Bu eser yazılmaktadır.

Akleden Kalpler, Muhammed Rıdvan Sadıkoğlu’nun akıl, kalp, vicdan, merhamet, tefekkür, ahlak ve içsel diriliş üzerine kaleme aldığı derinlikli bir düşünce kitabıdır. Eser, çatlamış taş kalpten yükselen yeşil filiz metaforu üzerinden, insanın bilgiyle çoğaldığı fakat hikmetle derinleşmekte zorlandığı, çok gördüğü fakat hakikati fark edemediği, çok konuştuğu fakat kalbiyle düşünmeyi unuttuğu bir çağda yeniden merhametle, vicdanla ve sorumlulukla dirilme ihtimalini anlatır. Bu kitap, kalbi taşlaşmadan düşünebilmenin ve aklı vicdandan koparmadan insan kalabilmenin çağrısıdır.

Akleden Kalpler, Muhammed Rıdvan Sadıkoğlu’nun insanın akıl, kalp, vicdan, merhamet, tefekkür, ahlak ve içsel diriliş yolculuğunu derinlikli bir düşünce diliyle ele aldığı güçlü bir yüzleşme kitabıdır. Bu eser, yalnızca düşünmenin zihinsel bir faaliyet, inanmanın duygusal bir sığınak, merhametin de geçici bir hassasiyet olmadığını; aksine insanı insan yapan asıl cevherin, aklın kalple, bilginin vicdanla, imanın ahlakla, merhametin sorumlulukla ve tefekkürün hayatla buluştuğu yerde ortaya çıktığını hatırlatır.

Kapakta yer alan çatlamış taş kalp, çağımız insanının iç dünyasında büyüyen en büyük tehlikeyi simgeler: İnsanın bilgiye erişirken hikmetten uzaklaşması, çok konuşurken derin düşünmeyi kaybetmesi, çok görürken hakikati fark edememesi, çok şeye sahip olurken kalbini kurutması ve hayatın sertliği içinde giderek taşlaşması. Fakat o taş kalbin içinden yükselen yeşil filiz, kitabın karanlığa teslim olmayan umudunu gösterir; çünkü hiçbir kalp, bütünüyle kurumaya mahkûm değildir ve insan, kendisini yeniden yoklamaya, düşüncesini merhametle yıkamaya, bilgisini vicdanla terbiye etmeye ve kalbini hakikate açmaya niyet ettiğinde, en çatlamış yerinden bile yeniden yeşerebilir.

Akleden Kalpler, aklı kalbe karşı konumlandıran, düşünceyi duygudan, bilgiyi ahlaktan, inancı hayattan, merhameti adaletten ve insanı kendi iç bütünlüğünden koparan çağdaş savruluşlara karşı güçlü bir itirazdır. Çünkü akıl, kalpten koptuğunda soğuk bir hesap makinesine; kalp, akıldan koptuğunda ölçüsüz bir duygusallığa; bilgi, vicdandan koptuğunda kibre; inanç, ahlaktan koptuğunda kuru bir kimliğe; merhamet, sorumluluktan koptuğunda kısa süreli bir iç sızısına dönüşür.

Bu kitap, okura şu temel hakikati hatırlatır: İnsan yalnızca düşünen bir varlık değildir; insan, düşündüğünün hesabını kalbinde duyan, bildiğinin ağırlığını vicdanında taşıyan, inandığını davranışa dönüştüren ve başkasının acısı karşısında kendi insanlığını yeniden sınayan bir emanettir.

Günümüz insanı, bilgiye tarihin hiçbir döneminde olmadığı kadar hızlı ulaşmaktadır; fakat bu hız, çoğu zaman onu daha hikmetli, daha merhametli, daha adil ve daha sahici kılmamaktadır. Ekranlar çoğalmış, haberler hızlanmış, yorumlar artmış, kavramlar çoğalmış, gündemler birbirini yutmuş, cümleler keskinleşmiş, fakat kalbin düşünme terbiyesi zayıflamıştır. Akleden Kalpler, tam da bu noktada, insanın yalnızca bilgi tüketen bir varlık olmaktan çıkıp, gördüğünü anlamlandıran, duyduğunu süzen, bildiğini ahlakla taşıyan ve kendi kalbindeki taşlaşmayı fark eden bir insana dönüşmesi gerektiğini anlatır.

Bu eserde “akletmek”, yalnızca zekâ göstermek, delil sıralamak, tartışmada üstün gelmek, kavramları ustaca kullanmak veya başkalarının yanlışlarını teşhis etmek değildir. Akletmek, insanın kendisini kandırdığı yerleri fark etmesi, haklılık zannettiği hırslarını görmesi, merhamet sandığı gösteriyi sorgulaması, inanç diye taşıdığı alışkanlıkların hayata ne kadar indiğini tartması ve kendi kalbinin hakikat karşısındaki direncini dürüstçe yoklamasıdır.

Kitabın en önemli damarlarından biri, kalbin taşlaşması meselesidir. İnsan bazen büyük acılardan, büyük haksızlıklardan, sert hayat şartlarından, ihanetlerden, kırgınlıklardan ve uzun yalnızlıklardan sonra kendisini korumak için kalbinin etrafına görünmez duvarlar örer. Başta savunma gibi görünen bu duvarlar zamanla merhametin geçişini zorlaştırır, insanı başkasının acısına karşı duyarsızlaştırır, kırgınlığı karaktere, öfkeyi dile, güvensizliği ilişkiye, hıncı adalet arayışına ve sertliği haklılık zannına dönüştürür. Oysa kalbi taşlaşan insan, çoğu zaman başkalarını değil, önce kendi içindeki insanlık ihtimalini incitir.

Akleden Kalpler, bu taşlaşmaya karşı insanı yeniden iç dirilişe çağırır. Bu diriliş, yüzeysel bir iyimserlik değildir; insanın kendi içindeki çatlakları inkâr etmeden, kırıldığı yerleri kutsallaştırmadan, acısını başkasına hükmetme aracına çevirmeden, bilgisini kibir malzemesi yapmadan, imanını kimlik üstünlüğüne dönüştürmeden ve merhametini gösteri sahnesine taşımadan yeniden insan kalabilme çabasıdır.

Kitap, akıl ile kalbin birlikte çalışmadığı bir dünyada ortaya çıkan ahlaki krizleri de güçlü biçimde işler. Aklı olan ama vicdanı olmayan insan hesap yapar, fakat haksızlığı hissedemez; kalbi olan ama akletmeyen insan üzülür, fakat sorumluluk alamaz; bilgisi olan ama merhameti olmayan insan konuşur, fakat iyileştiremez; inancı olan ama ahlakı olmayan insan hüküm verir, fakat emaneti taşıyamaz.

Bu nedenle eser, okuru yalnızca düşünmeye değil, kalbiyle düşünmeye davet eder. Çünkü bazı hakikatler yalnız zihinle kavranmaz; insan, onları bir yetimin mahcubiyetinde, bir annenin suskunluğunda, bir mazlumun kırık bakışında, bir yaşlının bekleyişinde, bir çocuğun incinmişliğinde, bir dostun unutulmuş emeğinde, bir sofranın hakkını bilmekte, bir kalbi incitmemek için susabilmekte ve kendisine emanet edilen hayatın hesabını duyabilmekte öğrenir.

Akleden Kalpler, modern dünyanın insanı sürekli dışarıya çağıran gürültüsüne karşı, insanın kendi içine dönmesini ister. Çünkü insan çoğu zaman başkalarının eksiklerini çok iyi görürken kendi kalbindeki çatlakları fark etmez; çağın kötülüklerini anlatırken kendi dilindeki sertliği görmez; toplumun merhametsizliğinden yakınırken kendi evindeki ihmali düşünmez; adaletten söz ederken kendi küçük haksızlıklarını küçümser; inançtan bahsederken inandığı hakikatin kendi davranışına ne kadar indiğini sormaz.

Bu kitap, tam da bu yüzden okura kolay cümleler değil, derin sorular bırakır: Kalbim gerçekten düşünüyor mu, yoksa yalnızca alıştığı hükümleri tekrar mı ediyor? Bildiklerim beni inceltiyor mu, yoksa daha kibirli mi yapıyor? İnancım başkasına merhamet olarak mı dönüyor, yoksa yalnızca kendimi temize çıkardığım bir kimlik alanına mı dönüşüyor? Acılarım beni yumuşattı mı, yoksa başkalarını yaralamak için kullandığım görünmez bir sertliğe mi çevirdi?

Eserin kapak metaforunda olduğu gibi, taş kalbin içinden yükselen filiz, insanın hâlâ onarılabilir olduğunu gösterir. Kalp çatladıysa bu yalnız yıkım anlamına gelmez; bazen çatlak, rahmetin içeri girdiği ilk aralıktır. İnsan, kendi katılığını fark ettiği, başkasının acısına yeniden yer açtığı, bilgisini tevazuyla taşıdığı, inancını ahlakla buluşturduğu ve merhameti yalnız sözde değil davranışta büyüttüğü zaman, en kurumuş zemin bile yeniden yeşerebilir.

Akleden Kalpler, aileden topluma, eğitimden dine, bireysel kırgınlıklardan çağın dijital yorgunluğuna, bilgi kalabalığından vicdan eksikliğine, merhamet iddiasından gerçek sorumluluğa kadar geniş bir alanda insanın kalbini yeniden düşünmeye çağırır. Bu kitap, insanı yalnızca iyi olmaya değil, iyi görünme arzusundan arınarak sahici olmaya; yalnızca bilmeye değil, bildiğini kalbinde tartmaya; yalnızca inanmaya değil, inandığını hayata taşımaya; yalnızca üzülmeye değil, üzülmenin gerektirdiği sorumluluğu omuzlamaya davet eder.

Bu yönüyle Akleden Kalpler, içindeki insanlık damarının bütünüyle kurumadığını hisseden, fakat hayatın sertliği içinde kalbinin giderek taşlaştığını fark eden; çok şey bildiği hâlde huzura ulaşamayan, çok konuştuğu hâlde derinleşemeyen, çok inandığını söylediği hâlde merhametle incelmekte zorlanan ve hâlâ içindeki çatlaklardan bir filiz yükselme ihtimaline inanan herkes için yazılmış güçlü bir vicdan metnidir.

Ve nihayet bu eser, okurun kalbine şu hakikati bırakır:

Akleden kalp, yalnız doğruyu bilen kalp değildir; doğruyu, merhameti kaybetmeden taşıyabilen, hakikati başkasını ezmeden savunabilen, acıya rağmen taşlaşmayan ve kırıldığı yerden yeniden yeşerebilen kalptir.

TESLİMAT
 
Ürünü sipariş verdiğiniz gün saat 18:00 ve öncesi ise siparişiniz aynı gün kargoya verilir ve ertesi gün teslim edilir.

Eğer kargoyu saat 18:00`den sonra verdiyseniz ürününüzün stoklarda olması durumunda ertesi gün kargolama yapılmaktadır.
Yükleniyor...