İdris Libaslı İblisler
Masumiyet Kılığına Bürünmüş Karanlığın Vicdanî Teşhiri
Bu eser yazılmaktadır.
İdris Libaslı İblisler, iyilik, dindarlık, merhamet, ahlak ve masumiyet kılığına bürünmüş kötülüğün insan ruhunda, toplumda, ilişkilerde, kurumlarda ve çağın görünürlük düzeninde nasıl var olabildiğini sorgulayan güçlü bir vicdan kitabıdır. Eser, koyun postunun altından bakan kurt metaforu üzerinden, dışarıdaki libas ile içerideki niyet arasındaki derin uçurumu görünür kılar. Bu kitap, insanı yalnız sahte iyileri teşhis etmeye değil, kendi içinde iyi kelimelerle sakladığı hırsı, kibri, hasedi, menfaati ve karanlığı da fark etmeye çağırır.
İdris Libaslı İblisler, insanın en tehlikeli hâlinin açık kötülükle değil, iyilik kılığına girmiş kötülükle ortaya çıktığını anlatan sarsıcı bir yüzleşme kitabıdır. Çünkü kötülük her zaman dişlerini göstererek, bağırarak, tehdit ederek, kaba bir karanlık hâlinde gelmez; bazen dua cümlelerinin arasına saklanır, bazen nasihat diliyle konuşur, bazen merhamet görüntüsü taşır, bazen ahlak bekçiliği yapar, bazen masumiyet kisvesine bürünür, bazen de insanın en temiz kavramlarını kendi en kirli niyetlerine perde yapar.
Bu eser, insanlık tarihinin en eski yaralarından birine dokunur: Kurtların koyun postuna büründüğü, zalimlerin mazlum dili kullandığı, hırs sahiplerinin dava kelimeleriyle yürüdüğü, çıkar çevrelerinin sadakat nutukları attığı, kibirli ruhların tevazu cümleleri kurduğu ve insanın en büyük ihaneti çoğu zaman en kutsal kelimelerin gölgesinde işlediği karanlık bir ahlak krizine.
İdris Libaslı İblisler, okuru yalnızca dışarıdaki sahtekârları teşhis etmeye çağıran kolay bir öfke kitabı değildir; çünkü bu metnin asıl gücü, insanı aynı zamanda kendi içindeki küçük maskelerle, kendi nefsinin iyi görünme arzusuyla, kendi diliyle örttüğü menfaatleriyle, kendi mağduriyet hikâyesine sakladığı üstünlük duygusuyla ve hakikat karşısında çoğu zaman kendisini temize çıkaran gerekçeleriyle yüzleştirmesindedir.
Bu kitapta mesele, yalnızca kötü insanların iyi görünmesi değildir; mesele, iyiliğin dilinin kötü niyetlerin elinde nasıl kirletildiği, merhametin nasıl gösteriye dönüştüğü, dinî kavramların nasıl tahakküm aracına çevrildiği, ahlakın nasıl başkalarını dövmek için kullanılan bir sopa hâline getirildiği, sadakatin nasıl kör bağlılığa, vefanın nasıl haksızlığı örtmeye, tevazunun nasıl sahte bir vitrine ve masumiyetin nasıl karanlık bir stratejiye dönüştürülebildiğidir.
Kapakta koyun postunun altından bakan kurt, kitabın ana metaforunu güçlü biçimde taşır. Dışarıdaki libas başka, içerideki bakış başkadır. İnsan bazen yüzünde yumuşaklık, dilinde incelik, cümlelerinde ahlak, elinde dua, omzunda emanet ve çevresinde güven görüntüsü taşıyabilir; fakat bütün bunların altında hırs, haset, kin, çıkar, kibir, iktidar arzusu ve başkasının zaafını kullanmaya hazır bir iç karanlık saklanıyorsa, o libas artık insanı örtmez, bilakis onun hakikat karşısındaki çelişkisini daha görünür hâle getirir.
İdris Libaslı İblisler, özellikle çağımızın en tehlikeli ruh hâllerinden birini hedef alır: Görünürlük çağında iyi görünmenin, gerçekten iyi olmaktan daha değerli hâle gelmesini. Bugün insan, sosyal medya vitrinlerinde merhametli, topluluklar içinde ahlaklı, kalabalıklar karşısında duyarlı, cümlelerinde vicdanlı ve görüntüsünde zarif görünebilir; fakat aynı insan kapalı ilişkilerde zalimleşiyor, güçsüzün hakkını eziyor, kendisine muhtaç olanı kullanıyor, başkasının emeğini küçümsüyor, yoksulun mahcubiyetini görmezden geliyor, ailesinin içinde adaletsiz davranıyor ve hakikatin önüne kendi çıkarını koyuyorsa, dışarıdaki libas içerideki iblisi gizlemeye yetmez.
Bu kitap, “iblis” kelimesini yalnızca metafizik bir korku figürü olarak değil, insanın hakikate karşı geliştirdiği kibir, inkâr, üstünlük iddiası, masum rolüne saklanma ve secde etmesi gereken yerde kendi benliğini merkeze koyma eğilimi olarak okur. Çünkü insan bazen açıkça kötülük yapmaz; fakat iyiliği kendisine yakıştırıp başkasını küçülttüğü anda, hakikatin önünde değil kendi nefsinin sahnesinde durmaya başlar.
Asıl tehlike, insanın kötü olması değil; kötü tarafını iyi kelimelerle temize çıkarmasıdır.
Bu eserde ahlak, yalnızca başkalarını yargılamak için kullanılan bir ölçü değildir; insanın önce kendi niyetini tarttığı, kendi hırsını tanıdığı, kendi dilini denetlediği, kendi öfkesine isim koyduğu ve kendi içinde kurduğu maskeleri fark ettiği ağır bir sorumluluk alanıdır. Çünkü insan, başkasının yüzündeki maskeyi indirmekte çoğu zaman cesur davranırken, kendi yüzüne yapışmış maskeyi hakikat zannetmeye daha yatkındır.
İdris Libaslı İblisler, aileden topluma, dinden siyasete, ticaretten sosyal medyaya, dostluktan kurumlara, yardım faaliyetlerinden ahlak söylemlerine kadar birçok alanda karşımıza çıkan örtülü kötülük biçimlerini sorgular. Bir insanın yardım ederken muhatabını mahcup etmesi, nasihat verirken karşısındakini ezmesi, dindarlık diliyle kendi kibrini büyütmesi, adalet isterken kendi hıncını beslemesi, merhamet sözüyle görünürlük devşirmesi, vefa adına haksızlığı örtmesi ve sadakat adına hakikati susturması, bu kitabın ana yüzleşme alanlarından biridir.
Bu yönüyle eser, yalnızca sahtekârlığı değil, sahtekârlığı mümkün kılan toplumsal körlüğü de tartışır. Çünkü libaslı iblisler yalnızca kendi kurnazlıklarıyla ayakta kalmazlar; onları alkışlayan kalabalıklar, onların diline kanmak isteyen çıkar çevreleri, hakikati görmekten korkan suskunlar, güçlüye yakın durmayı güvenlik sayanlar ve “bana dokunmayan karanlık karanlık değildir” diyen konforlu vicdanlar da bu düzenin sessiz ortaklarıdır.
Kitap, okura şu büyük soruyu bırakır: Bir insanı hangi libasla gördüğümüze mi inanacağız, yoksa o libasın altında kime nasıl davrandığına mı bakacağız?
Çünkü insanın hakikati, en güzel konuştuğu yerde değil, gücü yettiğinde ne yaptığı yerde belli olur. İnsan, kendisine muhtaç olan birine nasıl davrandığında, sesi az çıkanın hakkını nasıl gözettiğinde, kimsenin görmediği yerde neyi tercih ettiğinde, çıkarı ile adalet karşı karşıya geldiğinde hangisini seçtiğinde ve haksızlığı kendi çevresinden geldiğinde ona ne ad verdiğinde gerçek yüzünü gösterir.
İdris Libaslı İblisler, sert başlığına rağmen yalnız karanlığı büyüten bir kitap değildir; bilakis insanı maskelerden arınmaya, libasın altındaki hakikati görmeye, iyi görünmekle iyi olmak arasındaki derin uçurumu fark etmeye ve kendi içindeki kurt bakışını koyun postuyla saklamaktan vazgeçmeye çağıran bir vicdan metnidir.
Bu eser, insanın başkalarını teşhir etmeden önce kendi niyetini sorgulamasını, başkalarının maskesini indirmeden önce kendi yüzünü hakikatin aynasına yaklaştırmasını ve kötülüğü yalnız dışarıda aramak yerine kendi içindeki küçük karanlıklarla da yüzleşmesini ister.
Ve nihayet kitap, okurun kalbine şu ağır cümleyi bırakır:
İnsan bazen şeytana uymaktan daha tehlikeli bir yere düşer; şeytanî olanı iyilik libasıyla taşıyıp kendisini hâlâ temiz zannettiği yere.